Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TÜRKİYE HAPŞIRSA BİZ NEZLE…

Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan zorda.

Panik halinde sürekli konuşup duruyor.
Kendisine ve AK Parti’ye karşı yapılan komplodan bahsediyor.
Fakat,  her gün yeni bir darbe alıyor ve bir miktar daha geriliyor.
Geriledikçe de üslubunu sertleştiriyor.
“Büyük yolsuzluk operasyonu” adı altında başlatılan operasyonun AK Parti’yi nasıl etkileyeceği tartışılıyordu.
Bence, dün istifa eden Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın açıklamaları operasyondan daha çok yıpratacak Erdoğan’ı.
İstifa eden bakan “ben ne yaptıysam onun emriyle yaptım” dedi ve “kamuoyunun vicdanını rahatlatacaksa onun da istifa etmesi gerekir”  diye ekledi.
Belli ki bu sarmal Erdoğan’ı da içine çekecek.
“AK Parti ve AK kadrolar” imajı epeyce hasara uğrayacak.
Operasyonu Amerikalıların mı yoksa İsraillilerin mi tertiplediğini bilemem ama yaygın deyimle “cemaatin”  yani Fethullah Gülen ile müritlerinin parmağı olduğu kesin gibi görülüyor.
Fetthullah Gülen’in öfke krizine girip de beddualar yağdırması bile tek başına yeterlidir meseleyi anlamak için.
AK Parti ile Fetthullah Gülen taraftarları arasında kafa kafaya büyük bir çatışma var.
Erdoğan devlet gücünü elinde bulunduruyor.  Bu yüzden kaybeden tarafta olmayacağı kesindir.
Osmanlı’dan Türkiye’ye hiçbir gücün devleti alt ettiği görülmemiştir.
Gerçi Erdoğan’ın karşısındaki güç de AK Parti’nin kanatları altında devlette örgütlendi.
Koskoca Türkiye Devleti bürokrasisi siyasal hiçbir karşılığı ve sorumluluğu olmayan bir cemaate teslim edildi.
Şimdi ayıklanıyor ama iş işten geçti.
Erdoğan’ın ve AK Parti’nin bu kavgadan ciddi zarar göreceği aşikardır.

      ***

Peki bu durum bizi nasıl etkiler?
Konuya iki açıdan bakmakta fayda vardır.
Birincisi Kıbrıs sorunu.
İkincisi de ekonomi.
Kıbrıs sorununda ciddi bir hareketliliğin arifesinde bulunuyoruz.  Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun son ziyareti  de göstermiştir ki  (açıklanan görüşler bir yana)  Türkiye Kıbrıs sorununu çözecek yeni tur görüşmelere destek veriyor.
Zaten ilk etapta istenen de budur. Yani görüşmelerin başlaması.  Bunun için de Türkiye’nin tutumu pozitiftir.
Son yaşanan olaylar bu tutumu etkiler mi?
Kısa südre bir etki yapacağını sanmıyorum ve/fakat  uzun sürede içine kapanan bir Türkiye’den olumsuz etkilenebiliriz.
Çünkü sadece görüşmelerin başlaması yeterli değildir.  Referandumlara kadar gidecek  zorlu görüşmeler sürecinde de Türkiye’nin rolü önemlidir.
İnşallah bu rol negatife dönmez.
Ekonomide ise “felakete doğru ilerliyoruz” görünümü var.
İstanbul borsası tepetakla gitti.  Döviz yükseldikçe yükseliyor.  Türkiye’de dövizin yükselmesi gündelik yaşamı çok etkilemez ama bizi felç eder.
Kaldı ki sadece döviz değil ortada bir de ekonomik protokol sorunu vardır.
Yeni hükümetin protokolü nasıl uygulayacağı noktasında tutumu net değildir.
Sorun değil onun kararını verirler.
Fakat su getirme dahil büyük yatırımlar vardır.
Maaşları ödeyecek aparanın aktarımı vardır.
Tüm bunlar ne olacak?
“Türkiye hapşırsa biz nezle oluruz” denir ya.
Umarım daha kötüsü olmaz ne bize ne de Türkiye’ye…