Öncelikle teşekkür ile başlayalım.
Esra Aygın’a ve Çim Seroydaş’a. 4 gün süren yoğun bir çalışmayla ve son derece profesyonel bir şekilde çevirisini yaptılar Birleşmiş Milletler belgesinin. Ne bir artı ne bir eksik belgenin Kıbrıs Türkü’nün bilgisine getirilmesini sağladılar.
Tahir Gazi’ye ve İlke Davulcu ile onların çalışma arkadaşlarına. 32 gazete sayfası düz metin ancak bu kadar okunabilir bir şekilde dizayn edilebilirdi.
Sonraki teşekkür Havadis okurlarına ve dün ilk kez Havadis Gazetesi alanlara.
Günün ilk ışıklarıyla birlikte gazete bayilerinde adeta sıraya girdiler, büyük merak ve heyecanla okudular ve dün gün boyu susmayan telefonlarda görüşlerini aktardılar.
Ve böylesi önemli bir süreçte böylesi bir gazetecilik olayına imza atan tüm Havadis ekibine.
***
Gelelim işin özüne;
Ortada duran gerçek şudur:
Birleşmiş Milletler 2008’den 2012 yılına kadar Talat-Hristofyas ve Eroğlu-Hristofyas görüşmelerinde üzerinde uzlaşmaya varılan veya yakınlaşılan konuları bir belge haline getirdi.
Belgenin İngilizce orijinali 78 sayfadır. Kapsadığı konular itibarıyla da birinci Annan planını andırmaktadır.
Bu saptama bize aittir.
Ban Ki-moon adı da bizim yakıştırmamızdır.
Birkaç kere bu sütünde yazdım; Birinci Annan Planı’nın ortaya çıktığı konjonktüre benzer bir hava mevcuttur.
Özellikle de BM, AB, ABD, Yunanistan ve Türkiye’nin hareketlerine baktığınızda bunu rahatlıkla görebilirsiniz.
Türkiye Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun cumartesi günü Kuzey Kıbrıs’ta yaptığı baş döndürücü temaslar bunun kanıtıdır.
Özel Temsilci Downer’ın havaalanından geri dönmesi, Kuzey’e geçmesi ve Rum tarafının çıldıracağını bile bile Büyükelçilik’te Davutoğlu ile görüşmesi de öyle.
İşin özü budur.
Gerisi teferruattır.
Havadis’in Türkçe’ye çevirip de 32 sayfalık özel ek olarak verdiği belgenin bazı kısımlarının Rum basınında yayımlandığı doğrudur.
İngilizce metninin Fileleftheros Gazetesi’nin internet sitesinde bulunduğu da.
Rum basını bazı bölümlerini ne amaçla yayımlamıştı?
Deyim yerindeyse Downer’ı dövmek için. Downer’ın kendi başına bir plan hazırlamasını Rum Yönetimi hiçbir zaman hazmedemedi.
Ama Rum gazeteleri de hiçbir zaman bu planı Rumca’ya çevirip okuyucuları ile paylaşmadı.
Türk tarafında ise Cumhurbaşkanlığı ve onun takdir ettiği dar bir kesimde bu plan vardı.
Kıbrıs Türkü’nün tümü bundan habersizdi.
Havadis görevini yaptı.
Gazetecilik görevini. Kıbrıs Türkü’ne bilgi verme görevini yerine getirdi.
Bugünkü haritanın da amacı odur.
Rum tarafı Annan Planı’ndaki haritanın üstüne yeni 2 bölgenin de verilmesini istiyor.
Kıbrıs Türkü’nün bunu bilme hakkı vardır.
Cumhurbaşkanı buna karşı çıkabilir. Ama bu karşı çıkış Rum tarafının yeni toprak istediği gerçeğini değiştirmez.
Tıpkı görüşmelerin başlayacağı ve ortaya yeni bir planın çıkacağı gerçeğini değiştirmediği gibi.
Bu konuya devam edeceğiz…
































