“Geceleri şehrin üzerindeki ışık topuydu. Gündüzleri şehri gölgeleyen devasa bir şahika.”
Bu cümleleri hatırlamanın hazzı ve hüznünü yaşadım geçen hafta.
2004 yılıydı, mevsim kıştan ilkbahara dönmeye çalışıyordu. Ya günlük güneşlikti ya da kar fırtınası.
Binlerce kilometre uzaktaydık memleketten ve/fakat memleketin kaderi şekilleniyordu yine bizden uzaklarda.
Roma valisi Pilatus yüzlerce yıl Avrupa’nın bu çıkılmaz/zapt edilmez sayılan topraklarından geçmişti.
Orada tüm heybeti ve dehşetiyle yatıyordu mezarda.
Biz onun gölgesinde Kıbrıs sorununu çözmeye çalışıyorduk.
Dünyanın yeni Pilatus’ları toplanmışlardı birer birer.
O kadar acı çeken biz garip Kıbrıslılar “bu kez olacak” diye umutlanıyorduk.
Veya “bitsin artık” havasındaydık.
***
Bir haftadır hummalı bir şekilde çalışıyoruz.
78 sayfalık bir belge ulaştı elimize.
Tümü Birleşmiş Milletler uzmanları tarafından hazırlanan.
Arkadaşlar mükemmel bir iş çıkardılar ve 4 gün içinde çevirdiler.
Belgeyi incelerken kendimi yakın tarihin tozlu arşivlerinde buldum.
“İşte o günler yeniden başlıyor” dedim kendi kendime.
Sanki de birinci Annan Planı’nı tutuyorduk elimizde.
Belki de birinci Ban Ki-moon Planı olacak.
Biz görevimizi yapıyoruz.
Pazartesi yayımlıyoruz, hem de 32 sayfalık özel ek olarak.
Ötesi, “ortak açıklama” yapıp yapmama kavgası yaşayan politikacıların işi.
Ve tabii ki vatandaşın.
Aşağıdaki yazım, o günleri anlatan “Pilatus’un Gölgesinde” kitabımın önsözüdür.
Yeniden yayımlamak istedim pas tutmuş zihinlere.
Galiba yeniden bir yola koyuluyoruz.
İnşallah sonu hayırlı biter bu kez…
***
Geceleri şehrin üzerindeki ışık topuydu. Gündüzleri şehri gölgeleyen devasa bir şahika.
Otobüs şoförü “uzun yıllar kimse oraya çıkamadı” dediğinde bir şehir miti sanmıştık. Halbuki Kuzey denizinden Afrika’ya, Akdeniz’den Avrupa’nın ortasına bu doruklara kadar uzanan bir imparatorluğun son noktasıydı tarif edilen. Roma İmparatorluğu’nun ulaşılamayan sınır noktası.
Pilatus, Roma ordularının başında İsviçre’ye kadar gitmiş. Kanlı savaşlar sonrası düşen Luzern şehrinin yanı başında yükselen Alplerde can vermiş. Mezarını oraya kazdılar. İnsanlar o kadar acı çekmişler ki “aman uyandırmayalım” diye yıllarca kimse çıkmamış o tepeye. Pilatus tepesine.
Bu kitap Pilatus zirvesine cepheden bakan Burgenstock tepelerinde gerçekleştirilen bir zirveyi konu alır. Tarihi Kıbrıs zirvesini. Roma İmparatorluğu sınırlarına ulaşmaya çalışan Avrupa Birliği’nin, yakasından bir türlü düşmeyen Kıbrıs sorunuyla uğraşan Birleşmiş Milletler’in aktörler Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türkü ve Kıbrıs Rumlarının, perde gerisinden hiç eksik olmayan Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’ın oluşturduğu zirveyi.
Pilatus’un gölgesinde 10 gün geçirdik. Belgeler, pazarlıklar gerginlikler, krizler ve diplomasi savaşları. Öncesi ve sonrasıyla 2001 yılından 2004 yılı 24 Nisan’ına kadar meydana gelen olayların tanığı olarak tarihe notlar bırakmak istedim.
Kıbrıs sorunu hala gölgede. Hala tarafları meşgul etmeye devam ediyor. İnsanlar hala acı çekiyor.
Aydınlık günlere ulaşmak umuduyla…
Ocak 2008 (Pilatus’un Gölgesinde kitabından)
































