Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KULÜPLERİN OY BİRLİĞİ VE BİR SİYASETİN ÇÖKMESİ

Doğrusu, bir miktar kendi kendime içerledim.

Hasan Sertoğlu, güvendiğim ve başarılı bulduğum arkadaşımdır.
Doğruluğu ve dobracılığı onun kişiliğini oluşturur.
Federasyon başkanı seçildiğinde Kıbrıs Türk futbolunu ileriye taşıyacağından zerre kadar güvensizliğim yoktu.
Nitekim, bu “mandıra” düzeninde fark edilecek işler de yaptı.
Futbola bir miktar kalite ve düzen de getirdi.
Fakat, FIFA ve UEFA ile yaptığı görüşmelerden çıkan sonuç içime sinmemişti.
Bir şeyler eksik vardı ve bu eksiklik ciddi sorunlara dönüşebilirdi.
Halbuki o, anlaşmayı imzaladı, bazı tamamlayıcı açıklamalar bekledi ve sonrasında dediği gibi anlaşmayı kulüplerin onayına sundu.
Kulüplerin bazılarının veya önemli bir kısmının bu anlaşmayı onaylamayacağını sanıyordum.
Öyle ya Kıbrıs sorunuyla da ilgili olan bu konuda Cumhurbaşkanı itiraz ediyor, ötesinde karşı çıkan açıklamalar yapıyordu.
Başbakan Yardımcısı, Cumhurbaşkanı’nın da önüne geçerek bu anlaşmanın asla onaylanmaması gerektiğini çatışmacı bir dille ortaya koyuyor, yetmiyor kulüplerle ayrı ayrı toplantılar yapıyor ve hayır demelerini istiyordu.
Tüm bunlara bakarak, dünkü kulüpler toplantısında bir miktar hayır oyu çıkacağını sanmıştım.
Yanılmışım.
Kendi kendime içerlenmem de tam da bu noktada oluştu.
Demek ki mevcut durumu tam olarak okuyamadım.
Futbol insanlarının halet-i ruhiyesini okuyamadım.
Onların oy birliği ile Hasan Sertoğlu’na destek vereceğini anlayamadım.
Üstelik aralarında milliyetçi olarak saydıklarımın bile artık bu “mandıra” düzeninden bıkıp-usandıklarını göremedim.
Benimkisi kendimle ilgili içerlenmeler, çok uzamaz, birkaç güne kadar geçer de, Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın halet-i ruhiyesi yani ruh halleri nedir acaba?
Ağır bir yenilgiye uğradılar.
Birisi Kıbrıs sorunundan sorumlu Cumhurbaşkanı’dır.
Diğeri de spordan sorumlu Başbakan Yardımcısı.
Şimdi onlar ne yapacaklar?
Yarattıkları çatışmayı büyütüp kavga alanını genişletecekler mi yoksa çeşitli alternatifleri değerlendirecekler mi?
Aslında ilk kez bu duruma düşmediler.
Halkın veya sivil toplum örgütlerinin terine görüşler savunup da yalnız kaldıkları çok oldu geçmişte.
En dramatiğini referandumda yaşadılar.
Kendi savundukları azınlıkta kaldı ama hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ettiler.
Şimdi de aynısını mı yapacaklar?
Hiçbir şey olmamış gibi uluslararası bir karşılaşmada tribünlerdeki yerlerini alıp keyifle maç mı izleyecekler?
Yoksa ne yapacaklar?
Dilim “ben olsam istifa ederdim” demeye varmıyor ama 42 kulübün onlara anlattığı bir şey var.
O da şudur;
Kıbrıs Türkü’nün artık başka hayalleri ve başka hedefleri vardır.
Bu hayaller ve hedefler içinde onlara yer yoktur.
Umarım bu yalın durumu anlarlar.
Yoksa çekeceğimiz vardır…