Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

CTP YÖNETİMİNİN AKIBETİ NE OLACAK?

CTP’de merkezi bir yönetim kaldı mı, bilmiyorum.

Gazete okuyan, siyasi gelişmeleri izleyen her vatandaş gibi olup-biteni ben de açıklamalardan-demeçlerden izliyorum.
CTP’de merkezi yönetimin kalmadığını ve ortak karar alma süreçlerinin ciddi erozyonlara uğradığını ve hatta CTP içinde hizipçiliğin baş gösterdiğini çeşitli düzeydeki parti yetkililerinin açıklamalarından anlıyorum.
CTP Genel Başkanı’na yöneltilen bu yollu eleştirilerin sessizlikle karşılanmasını da artık “CTP disiplini” olarak değerlendirilmesini kabul etmiyorum.
Kabul etmiyorum çünkü CTP içindeki hizipleşme aslında biz sıradan vatandaşları hiç ama hiç ilgilendirmiyor.
Genel başkanın yeteneklerinin ne olduğu ve partisini nasıl yönettiği de.
Yetkili kurullarla uyum içinde mi çalıştığı yoksa ayrı gruplar kurup “rakipleriyle” ayrıca mı mücadele ettiği de.
Bizi ilgilendiren CTP'nin Kıbrıs Türkü’nün yararına ne tür icraatlar yaptığı ve elbette önümüzdeki dönemde ne yapacağıdır.
CTP’nin büyük ortak olduğu hükümetin henüz 100 günü bile doldurmadığı gerçeğini akılda tutarak ve elbette icraat yapma opsiyonunu bu hükümete tanıyarak ciddi uyarılarda bulunmak artık farz olmuştur.
Örneğin, elektrikle ilgili kapsamlı bir çözüm planı halkın önüne konmadan elektriğe fahiş zamlar yapılmıştır.
Parti yetkilileri “bu konuyu partide ele almadık” şikayetleri yapıyor.
Ötesi ne garip bir durumdur ki elektrik zammına karşı yapılan eylemlerde parti yetkilisi denilebilecek şahıslar başrollerde yer alıyor.
Milletvekillerinin bazıları zamma karşı sert açıklamalarda bulunuyor.
Bu durum da CTP'de merkezi yönetimin olmadığı ve aslında hem CTP’nin hem de ülkenin layıkı ile yönetilemediği gerçeğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Benzer bir durum UBP’nin kurultay dönemi istihdam ettiği söylenen sözleşmeli personelle ilgili de yaşanıyor ama bu kez hükümet ortağı ile.
CTP’liler bu istihdamların yasa dışı olduğu ve hatta anayasaya aykırı bir şekilde yapıldığı konusunda hemfikirdirler.
Fakat ortakları DP ile değil.
Yıl sonu itibarıyla sözleşmeleri uzatılmayacak ve dolayısı ile işsiz kalacak bu gençler için DP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş “içim elvermiyor” şeklinde bir açıklama yaptı.
Bu da hükümet için ciddi bir güven kaybına yol açtı.
Serdar Denktaş'ın popülizm yaptığı eleştirilerini bir kenara not edersek CTP yönetimine sorulması gereken soru şudur;
CTP’nin bu kadar emin olduğu ve CTP’li uzmanların “Anayasa’ya aykırıdır” diyecek kadar önemli veriler ortaya koyduğu bir konuda küçük ortak niye ikna edilemedi?
Hem ikna edilemedi hem de hükümetin prestiji ile oynayacak açıklamalar yapmasına, kavgaya davetiye çıkarmasına izin verildi?
Daha yüz gününü tamamlamamış bir hükümete icraat yapma opsiyonu verilir ama kavga yapma değil.
Henüz çiçeği burnunda hükümetten beklenen uyum içinde çalışmaları ve UBP döneminde vatandaşta tiksinti yaratan siyasi kavgalardan uzak durmalarıdır.

***

Ve gelelim bu hükümetin bu halka karşı boynunun borcu olan esas konuya.
Ve açıkça soralım;
Demokratikleşme ve sivilleşmeye ne oldu?
Çalışmalar hangi aşamadadır?
Ne zaman tamamlanacaktır?
Haziran ayındaki yerel seçimlerle aynı günde referanduma gidilecek mi?
Başbakan ve Başbakan Yardımcısı bu sorulara verecekleri yanıtlarla kendi akıbetlerini de belirleyecekler.
Bunu tüm CTP’liler iyice kavramalıdır…