Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HER GEÇEN GÜN YOKOLUYOR…

Dünkü yazıda konuya kıyısından-köşesinden girdik, bugün detaylandıralım.

KKTC’nin yıllık 100 milyon dolar civarında ihracatı vardır.
1 milyar 200 bin dolar da ithalatı.
Basit söylemle her yıl 1 milyar 100 milyon dolar zarardayız.
Bu kadar büyük bir açığın nasıl kapatıldığı ayrı bir tartışma konusudur da dünyadaki bütün ülkeler ihracatlarını artırma ve ithalatlarının üzerine çıkarıp para kazanma peşindedirler.
Peki KKTC’de de öyle mi?
Bu soruya “evet” yanıtı kimse veremez.
KKTC’nin ihracatını yanı yurt dışına sattığı malların miktarını artırma ve para kazanma diye bir derdi yoktur.
Böyle bir derdi olmadığına yönelik ortaya en az yüz kanıt konulabilir.
Bir tanesi ve belki de en önemlisi dünkü yazıda da bahsettiğim tarımsal ürünler tahlil laboratuvarıdır.
İhracata müsait narenciye ve patates gibi geleneksel ürünlerimiz vardır.
Nar, zeytin ve benzeri ürünlerin üretiminde artış ihracatında ise yeni olanaklar ortaya çıktı.
Bunlar hayırlı gelişmelerdir.
Hayrı ise şundandır.
Kendimiz üretmeli, ürettiğimizi satmalı ve kendi ayaklarımız üzerinde durmalıyız felsefesinin hayat bulması için üretmeli ve satmalıyız.
Avrupa dahil dünyanın herhangi bir yerine ihraç edilmesi için uluslararası normlarda sağlık kontrolünden geçmesi ve uluslararası kabul görecek sağlık sertifikası verilmesi gerekir.
Bunu şimdi Mersin limanındaki çok gelişmiş bir laboratuvar yapıyor.
Fakat ortada şöylesi bir sorun vardır.
İhraç edilecek ürünler tırlarla Mersin’deki lanoratuvara taşınıyor. Orada tahliller yapılıyor, en küçük bir sorun çıktığında ise bütün tırlar gerisin geriye Mağusa limanına gönderiliyor.
Bu da büyük bir maliyet ve zahmet demektir.
Zaten tanınmamışlık nedeniyle ihracat maliyetleri yüksek, bunu  üzerine bir de bu maliyet biniyor.
Peki bu sorunun çözümü mümkün mü?
Mümkün.
3 yıl önce uluslararası ölçekte ve Mersin limanındaki laboratuvara akredite bir laboratuvarın Mağusa Limanı’nda kurulması için karar alınmış, Mağusa limanında yer de bulunmuş, Türkiye Cumhuriyeti laboratuvarın anahtar teslimi olacak şekilde gerekli parayı da bütçeye koymuş.
Peki bu 3 yılda ne olmuş?
Koca bir hiç.
Nasıl yani?
İddialara göre politikacılar bu işe ilgi göstermemişler.
“Girne Limanı ne olacak” lobisine yenik düşmüşler.
3 yıldır laboratuvarın inşası için gerekli para bütçeye konuluyormuş ama tek hareket yokmuş.

***

Bu duruma nasıl yorum yapılır?
En ağır küfürler bile hafif kalır da diyebilirsiniz, yeni hükümetimiz bunu yapacak da diyebilirsiniz.
Aslında durum değişmiyor.
Kıbrıs Türkü üretemiyor, ürettiğini satacak koşulları kendi elleriyle ortadan kaldırıyor, üretip satamadığı için de her geçen gün biraz daha yok oluyor.
Var mı başka izah tarzı?