Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Kreşlere önemli konferans

ALTERNATİF YAKLAŞIMLAR KONUŞULDU: KKTC’de ilki düzenlenen “Montessori Okulları 1. Eğitim Paneli” çerçevesinde dün “Okul Öncesi Eğitimde Alternatif Yaklaşımlar” konulu seminer yapıldı. Seminerde katılımcılara  “Waldorf Okulları”, “Reggio Emilia Okulları” ve “Montessori Okulları” hakkında geniş bilgi verildi


“Montessori Okulları 1. Eğitim Paneli” çerçevesinde düzenlenen “Okul Öncesi Eğitimde Alternatif Yaklaşımlar” konulu seminer, dün Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Panel sunumu öncesinde Montessori Okulları Kurucularından Dr. Sait Coşaner ve KKTC’de faaliyet gösteren kreşlerden sorumlu, Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Umure Örs, birer konuşma yaptı.
Panel sunumunda, DAÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Eda Kargı “Waldorf Okulları” hakkında bilgi verirken, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yar. Doç. Dr. Arif Yılmaz, Reggio Emilia Okulları’nı anlattı.
Panel, Montessori Okulları Kurucularından Eğitim Uzmanı Hatice Düzgün’ün Montessori Okulları hakkında yaptığı sunumun ardından katılımcılara, “Katılım Belgesi” verilmesi ile sona erdi.

Coşaner: Montessori eğitimi, KKTC’de kısa sürede sahiplenildi
Montessori Okulları Kurucularından Dr. Sait Coşaner, KKTC’nin Montessori eğitimi ile 3 yıl önce tanıştığını belirterek Montessori eğitiminin kısa zamanda tercih edilip, sahiplenildiğini kaydetti.
Dr. Sait Coşaner, eğitimin her çocuğa özel programlanıp uygulanmasının, her çocuğun bir birey olduğu ve kendi hızında eğitim almasının ve çocukların kendi gelişim seviyelerine göre eğitim almalarının Montessori eğitimini diğer yaklaşımlardan ayırdığını belirtti.
Dr. Coşaner, Montessori Okulları olarak her yıl rutin olarak, akademik takvimde yer alan velilere yönelik çeşitli konularda eğitim ve bilgilendirme toplantıları yaptıklarını, bu yıl ilk kez KKTC’deki kreş ve anaokullarda görev yapan öğretmenlere yönelik paneller, konferanslar düzenleme misyonu üslendiklerini söyledi.

Örs: Mesleki bilgileri geliştiren çalışmaları destekliyorum
KKTC’de faaliyet gösteren kreşlerden sorumlu, Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Umure Örs, mesleki bilgilerin geliştirmesi açısından düzenlenen çalışmaları gönülden desteklediğini kaydetti.
Örs, “Miniklerimizi en sağlıklı, en verimli ve en iyi koşullarda eğiten kreş ve anaokullarımız bizim için çok önemlidir. Tabi Sosyal Hizmetler Dairesi olarak da bu önemden yola çıkarak neler yapabiliriz diye çalışmalar yapıyoruz. Denetlemelerimizi olabildiğince doğru ve hızlı gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bu çalışmanın sonucunda da daire olarak alacağımız dersler olduğu inancındayım. “Montessori Okulları 1. Eğitim Paneli”ni organize edenlere ve katılımcılara, tekrar teşekkürler” dedi.

Waldorf Okulları
Panelde DAÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Eda Kargı, “Waldorf Okulları”nın bir ruh eğitimine, etik bir bilince yönelik atmosfer oluşturmaya çalışan okullar olarak duygusal gelişimi öne çıkardığını kaydetti.
Yrd. Doç. Dr. Kargı, Tinsellik ve bedenin bir sanatsal doğallık içinde birlikte gelişebilecek bir yapı olarak ele alındığı Waldorf Okulları’nda ekolojik yaşamın da oldukça önemsendiğini ifade etti.
Waldorf Okulları’nda oyun ve öğretim materyalleri olarak ahşap ve bez oyuncakların-araç ve gereçlerin tercih edildiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Kargı, “Waldorf Okulları’nın diğer bir karakteri ise özgür iradeyi geliştirmeye yönelik uygulamaları içeriyor olmasıdır” dedi.

“Çocuk eğitilirken akıl, kalp ve ruh unsurları ile beslenmelidir”
Waldorf eğitiminin kurucusu Rudolf Steiner’in (1864-1925), eğitimin üç önemli unsurunu; sorumluluk bilinci, doğruluk ve hayal gücü olarak sıraladığına değinen Yrd. Doç. Dr. Eda Kargı, Steiner’in, çocuğu akıl, kalp ve ruh unsurlarının bütünü olarak ele aldığını ve çocuğu eğitirken bu unsurları beslemek gerektiğini savunduğunu kaydetti.
Yrd. Doç. Dr. Kargı, Waldorf eğitiminin bu unsurları en tatmin edici şekilde doyurmayı amaçlayan bir içeriğe sahip müfredatlardan oluştuğunu belirtti.

“Reggio Emillia Okulları
Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yar. Doç. Dr. Arif Yılmaz, Reggio Emilia yaklaşımına göre çocuğun büyüme sürecinde gelişimini engelleyen bir duvarla karşı karşıya olduğunu dolayısıyla öncelikli olarak çocuğun yaşadığı toplumdaki yeni kültürel değerleri ve rolleri öğrenmesi için desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Yar. Doç. Dr. Arif Yılmaz, “Bu destek sağlandıktan sonra çocuk, gelişimini engelleyen ve eski değer yargılarından oluşan bu “duvar”ı kendi kendine aşmayı başarmalıdır” dedi.
Reggio Emilia yaklaşımının bir diğer temel özelliğinin ise çocuklara somut yaşantılar sunularak yeni keşifler yapmalarına fırsatlar sağlanması olduğunu kaydeden Yar. Doç. Dr. Yılmaz, çocukların sırasıyla araştırma, üretme ve hipotezlerini test etme aşamalarından geçtiklerini ifade etti, çocukların, burada resim çizme, heykel, dramatik oyun gibi birçok sembolik yolla kendilerini ifade etme imkânı bulduklarını söyledi.
Yar. Doç. Dr. Yılmaz, “Reggio Emilia okullarında yetişkinler ve çocuklar arasındaki sosyal alışverişi kolaylaştırmak amacıyla bütün çocukların ve öğretmenlerin birlikte bulunabilecekleri büyükçe bir alan bulunmaktadır. Sınıflar bu alanın etrafında düzenlenmiştir. Çocuklar ve yetişkinler bir gün boyunca bu alandan geçmek zorundadırlar” dedi.
Yar. Doç. Dr. Arif Yılmaz, Reggio Emilia okullarında, doğal materyaller ve sanat malzemelerinin kullanıldığını söyledi.

Montessori Okulları
Montessori Okulları Kurucularından Eğitim Uzmanı Hatice Düzgün, konuşmasına Montessori eğitiminin yaratıcısı İtalya’nın ilk kadın doktoru, pedagog ve antropoloji profesörü Maria Montessori hakkında bilgiler vererek başladı.
Eğitim Uzmanı Hatice Düzgün, kurucularından olduğu Montessori Okulları’nın ilkinin 2011 yılında Girne’de, ikincisinin ise 2013 yılında Lefkoşa’da açıldığını belirtti.
Düzgün, her iki okulda da sınıfların Montessori materyallerinin tümünün kullanıldığını kaydetti. Eğitim Uzmanı Hatice Düzgün,  Montessori Okullarında çocuk merkezli sınıflar olduğunu belirterek, tüm sınıfların çocuğun ilgisine, ihtiyaç ve yeteneklerine cevap veren, kısaca çocuğu destekleyecek şekilde hazırlandığını anlattı.
Sınıflarda, rafların çocuğun materyallere rahatça ulaşabilecek boyutta olduğunu belirten Düzgün, sınıflarda boş alanların fazla olduğunu, küçük sandalyeler ve bireysel masalar bulunduğunu, öğretmen masası olmadığını kaydetti.

Sistemin özellikleri
Montessori sisteminin özellikleri hakkında da bilgi veren Eğitim Uzamanı Hatice Düzgün, Montessori pedagojisinin dünya çapında uluslar arası kabul edilmiş bir pedagoji olduğunu söyledi.
Düzgün,  Montessori sisteminde çocuğun özgür bir ortamda olduğunu ve kendilerinin karar verdiği materyallerle ilgilendiğini anlattı.
Ceza ve ödül kavramlarının bu sistemde yeri olmadığını kaydeden Hatice Düzgün, Montessori sisteminde ayrıca önemli olanı çocuğun kendi isteği ile öğrendiğini, sistemin toplumsal cinsiyet eşitliği içerdiğini, barış ve tolerans eğitiminin öne çıktığını söyledi.

Mevcut sistemden farkı
Montessori Okulları Kurucularından Eğitim Uzmanı Hatice Düzgün, Montessori’yi diğer eğitim sistemlerinden ayıran farklarını ise şu şekilde sıraladı: “Montessori’de çocuk her şeye dokunur, temas eder (özgürdür), çocuğun merak duygusuna önem verilir, çocuk zorla bir şeyi öğrenmek zorunda kalmaz, müfredat çocuğa göre düzenlenmiştir.”