Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

HEPİMİZ TELEF OLACAĞIZ…

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği meselenin özünü iyi koydu ortaya.

Sağlık Bakanlığı ve hükümet aldığı kararları hayata geçiremiyor ve bakkala giden Ahmet dayıyı, eczaneye giden Ayşe teyzeyi suçluyor.

Toplumda adeta bir histeri yayılmak isteniyor;

“Evde kalmıyorsunuz, kurallara uymuyorsunuz ve virüs sizin yüzünüzden yayılıyor.”

Ölen akrabasının arkasından ağıt yakan genç kadın “hepiniz katilsiniz” diye işi en uç noktaya taşıyabiliyor.

Öyle ya ülkenin Sağlık Bakanı “durum kontrolden çıkıyor, kurallara uyulmuyor” diye her allahın günü açıklama yaparsa, vatandaşın da birbirine saldırması yakındır.

Halbuki “kurallara uyulmuyor” diye,  kuralları uygulatmak zorunda olan en yetkili kişidir.

“PCR testi yapmak zorunludur” diyerek yüzlerce insanı bir mekana yığarsanız ve düzen-disiplin sağlamazsanız, “sosyal mesafeye uymuyorlar” diye suçlama yapamazsınız.

Çünkü sosyal mesafenin de olacağı şekilde bir organizasyon sizin görevinizdir.

***

Pazar günü ülke nispeten sessizdi.

“Tam sokağa çıkma yasağının” bir tamam uygulanacağını sandık.

Pazartesi sanki de normal bir günmüş gibi yoğun bir trafiğe uyandık.

Pazartesi’nin Pazar’dan farkı sadece marketlerin açık olmasıydı.

O kadar çok trafik marketlerin açık olmasıyla izah edilebilir değildir.

Ya her isteyene (torpilliler de dahil) sokağa çıkma izni veriliyor ya da yapılan denetimler yetersizdir.

Peki bunun sorumlusu vatandaş mıdır?

Yoksa Sağlık Bakanlığı ve hükümet midir?

***

Mutasyona uğramış virüsün KKTC’ye gelip gelmediğine ilişkin Sağlık Bakanlığı haftalar önce örnek topladı ve Türkiye’ye yolladı.

Konu her sorulduğunda da Sağlık Bakanı “sıramızı bekleriz” diyordu.

Türkiye’deki tahlil laboratuvarlarında bizim örnekler sıraya girmişler ve sıralarının gelmesini bekliyorlarmış.

Peki her istediğinde Türkiye Sağlık Bakanı’nı aradığını ve yardım talep ettiğini övünerek açıklayan bizim Sağlık Bakanı “konu ciddi ve acildir” diye bir yardım talebinde bulunmayı akıl etmedi mi?

Ta ki sağlık kuruluşları, Sibel Siber gibi önemli isimler konuyu gündeme getirsin ve bir özel hastane kendi yaptığı mutasyonlu virüs çalışmasını açıklasın.

Ardından Sağlık Bakanlığı da hemencecik açıklayıverdi.

Gönderilen örneklerin büyük bölümü İngiltere kökenli mutasyonlu virüs çıktı.

Eyvah ki ne eyvah.

Basit bir soru sormak gerekir;

PCR testi organizasyonu yapamayan, ülkede mutasyona uğramış virüs kol gezerken bunu haftalar sonra öğrenen bu “sistem” sizce sağlığımıza kavuşacağımız aşılamayı sağlıklı bir şekilde yapabilecek midir?

Sağlık kuruluşlarından, sivil toplum örgütlerimizden ve çalışan veya emekli doktorlarımızdan hassaten ricamdır;

Lütfen bir an önce devreye giriniz yoksa hepimiz telef olacağız…