Hala daha dünyayla mukayese ederler. “Bizden rakam istediniz, alın size dünyadan rakamlar” diyerek dalga geçen bir Başbakan. Şu küçücük memleketi virüse boğan yanlış kararları unutturacaklar.
“Sağlığı korurken, ekonomiyi de paralel olarak götürme zorunluluğu var”mış.
Dostum Hasan Güngör en güzelini söyledi, “Bu kriz, doğası gereği sağlık temellidir”. Yani ekonomik kriz de sağlık temellidir. Sen ekonomiye öncelik verdiğinde, sağlığı daha beter edersin, ekonomi de doğal olarak dibe vurur.
KKTC’de 10 aydır olan budur…
Son 24 saatte 60’a yakın vaka.
Bir geceden sabaha 20 vaka.
Niye kapatma kararını daha önce almadınız eleştirilerine Ersan Saner’in verdiği yanıt da mühim ha… “O zaman da vakalar düşer, siz bizi niye kapattınız diyeceksiniz”…
Vay anam vay…
O koltuk var ya o koltuk, böyle kahve ağzıyla konuşasınız diye değil, vizyon ortaya koyasınız, planlama yapasınız, önünüzü göresiniz diye var. Elinizin altındaki insan kaynağını doğru seferber edesiniz diye var.
İcraat dediğinse, “şunlar bunlar bizi eleştirmesin” diye yapılmaz, bilimsel temelde, toplumun genelinin çıkarı için yapılır, devletin çıkarı için yapılır.
İşte vakalar toplu halde yayınlandı. Ocak ayında, 27 günde 535 vaka, 8 ölüm. Bu patlamanın sebebi, nedir? Kendi söyledi, yılbaşı… Yani kumarhaneler, bet ofisler. Hani şu kapatmamakta direndikleri…
Bilim adamlarının aldıkları kararları sürekli değiştirmeler, kapanmayı ertelemeler, karantinasız girişler ve denetimsizlik… Ticaret Odası bile tam kapanma istiyor artık. O görüyor, biliyor, bu ülke hastalıktan kırılırken, ticaret olmuyor, piyasa duruyor.
Şu cümleye bakın; “Üniversite öğrencilerinin karantina masraflarını devlet karşılayacak. 30-50 milyon para harcanacak ancak 800 milyon geri dönüş alınacak. Bu rakam bütçenin yüzde 10’una yakındır”. Hani rahmetli Özal’ın Körfez savaşında söylediği “bir koyup, 3 alacağız” hesabı. Yani bir kumar. İkincisi öğrenci insandır. Matematik hesaplara uymaz. Adam bir ülkenin vaka durumuna bakar, bir azalan gelirine bakar, 1 senesini yakar, gelmez. Garantisi yoktur. Üçüncüsü, yükseköğretim KKTC için önemli bir sektör olsa bile, öğrenciden bir meta gibi bahsedilemez. Bir başbakan bunu bu şekilde söylemez. Ayıptır…
Neredeyse aklımızı kaybediyoruz, millet deliliğin eşiğinde, Başbakan Meclis’te çıkıp muhalefete, “ne bağırıyorsunuz, düşük ses tonuyla konuşun” diyor.
Nasıl oluyor da bir Başbakan bu kadar endişesiz, bu kadar kaygısız olabiliyor? Var bir sebebi ama çözemiyorum.
Vatandaşla bir araya gelsin bakalım, öyle partililerle falan değil, hangi ses tonuyla konuşuyor insanlar dinlesin.
Bir bakın bakalım, sizin yanlışlarınızın, rahatlığınızın bedelini ödeyenler nasıl konuşuyor.
Hiçbirini yapamazsanız haberlerin altındaki yorumları okuyun. Her partiden, hatta kendi tabanınızdan insanlar neler söylüyorlar görün. Her yerde kaos, her yerde torpil, her yerde ayırımcılık, her yerde sorumsuzluk, ciddiyetsizlik suçlamaları. Hangi gazeteyi açarsanız açın aynı başlıklar. Toplum devlete güvenini kaybetti, daha ne olsun. Ama korkarım, Başbakan üstüne görünmez bir zırh giymiş, herkes düşman, herkes yanlış bir tek kendi doğru. Hastalıklar artmıyor, ekonomi batmıyor, oluyorsa da bunun sorumlusu kendi değil.
Sadece bu son hükümetin yaptıkları için değil, Ersin Tatar hükümetinden başlamak üzere…
Bir kere daha yazayım, benim bu eküriden beklediğim bir şey yoktur. Hiçbir talebim de olamaz.
Sadece halkın duygularına tercüman oluyorum.
Neden?
Bir kez daha böyle bir kötü yönetimi başımıza getirmek gibi bir yanlış yapmayalım diye…
YERİN KULAĞI VAR
TEK ÇARE TAM KAPANMAK:
Artık kendi kendimizi kandırmaktan vazgeçmeliyiz. Hükümetin kapattık dediği Lefkoşa ve Girne’de değişen bir şey olmadı. Sokaklar dün nasılsa bugün de aynı. Bu kafayla salgını kontrol altına alacaklarına, hatta bitireceklerine inananların aklına şaşarım. Bugün geldiğimiz noktada kapanmaya karşı çıkan ve “kapanırsak ekonomi batar, iflaslar başlar” diyen iş dünyası bile artık tek çarenin ülke çapında tam bir kapanma olduğunu söylüyor. Dinleyen kim…
HÜKÜMET SİZİ YANILTMASIN, DURUM CİDDİDİR:
Ey insanlar; sizi koruması gereken siyasilerin ne dediğini ne yaptığını boş verin, onlar ne olup bittiğinin farkında değiller, hekimleri dinleyin. Yoğun bakımda yatan 7 hasta 35-65 arası yaşta. Yeni gelen hastalarda zatürree gelişmiş, ağır geçiyor. Siz buna bakın, kendinizi de etrafınızdakileri de koruyun. Bir süre sokağa çıkmazsak ölmeyiz, ama çıkarsak öleceğiz. Bakın yoğun bakım ha doldu ha dolacak. Aman dikkat…
GEL DE KISKANMA:
Güney Kıbrıs’ta Sosyal Güvenlik Bakanlığı altında, bir sosyal refah “ikincil” bakanlığı kuruluyor. Kabinede yer alamayacak ancak teknik olarak bir bakanlık gibi çalışacak olan bu birim, sosyal refah politikası hazırlayacak, sosyal uyum ve sosyal dayanışma koşullarını sağlayacak planlamalar yapacak. Gel de imrenme, gel de kıskanma. Biz acaba ne zaman böyle bir yönetim anlayışına sahip olabileceğiz? Tehlikede olan sağlığımız için bile planlama yapamaz durumdayken, sosyal refahtan bahsetmek bizim için lüks.
BAŞIMIZA NE GELİRSE MÜSTAHAKIMIZ:
Gördük ki vatandaş bu yamalı bohça hükümetinin aldığı hiçbir kararı takmıyor. Çünkü vatandaş kendilerine güvenmediği gibi, ne dediklerini dahi anlayamıyor artık. Bunun nedenini sosyal medyadaki bir paylaşımda buldum ve sizinle de paylaşmak istedim. “27 sinin 00:01 ile 26 sının 00:01 ine 26 sının 20:00 ile cuma akşamının 00:01 ini karman çorman edersen böyle olur. Sanır mısınız ki bunları seçen bunlardan daha akıllı”. İşte bütün sorunumuz da bu. Onun için başımıza ne gelirse bize müstahaktır…
HER ŞEY ORTADA:
Kumarhaneciler yayınladıkları bildiri ile vaka ve bulaşların kaçı kumarhane kaynaklı” diye Sağlık Bakanı Pilli’ye sorup açıklama bekliyormuş. Ben söyleyeyim, “sıfır”… Kimse çıkıp da “kumarhanede bulaştım veya virüs kaptım” demez. Çünkü girmesi yasak, söyler mi hiç, gizler. İkincisi son günlerde salgında yaşanan artışın, yeni yıldan 15 gün sonra ortaya çıkması bir rastlantı mı acaba? Yılbaşı akşamı casinolarda yaşanan ve sosyal medyada paylaşılan görüntülerin bu artışlarda hiç mi etkisi yoktur? Ben de size sormak istiyorum; “devlete olan yükümlülüklerinizi yerine getirdiniz mi?” diye…
İŞ ADAMLARI BİLE GERÇEĞİ GÖRÜYOR:
Ticaret Odası da Sanayi Odası da tam kapanma istiyor. Onlar, Başbakan’ın görmek istemediğini görüyor çünkü. Sağlık yoksa ticaret de yok, ekonomi de yok. Haydi muhalefeti, halkı takmıyorlar da bunları olsun dinleseler. “Kaş yapayım derken göz çıkarıyorsunuz” diyorlar; “Lefkoşa’yı, Girne’yi kapatınca kurtulacağımızı kanıtlayabilir misiniz” diyorlar. Olamaz ki… Öngörü mü var, planlama mı var, sıkıştıkça saçma sapan kararlar, ucundan azıcık…
FOTO GÜNDEM: BU ÜLKEDE YABANCILAR DA MI YAŞAR?: Afrikalı genci sokağa çıkma yasağını deldiği sırada yakalamışlar. Ne bilsin, kararları duymamıştır. Bu ülkede yabancıların yaşadığından haberdar olmayan Bakanlar Kurulu, hiç olmazsa İngilizce bir duyuru bile yayınlama gereği duymamış. Kamuoyunu doğru bilgilendirmek için de bir çaba yok aslında. Bir kampanya, duyurular, başvurulacak bir internet sitesi falan. Sosyal medyayı kullanıp bir kampanya yapsalar yeterdi. İyi ki denetim varmış da yakalanmış, arkadaş bir de aşırı alkollüymüş. (Kıbrıs Postası’ndan)

































