Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

Asgari ücret gündemimizde var mı?

Ülkemizde asgari ücret ayda net 3.323,40 Türk lirası açlık sınırı ise 3.599,00 Türk lirasıdır. Hal böyleyken asgari ücret tartışması kamusal mecrada tartışılmazken, siyasetinde gündemine giremiyor. On binlerce insanı etkileyen asgari ücret 2021 yılının ilk çeyreğine girildi ve halen belirlenemedi ve gündeme de bir türlü tam oturmadı. Oysa çalışanla işveren arasında ki en büyük toplumsal sözleşme olan asgari ücret sözleşmesi çalışma hayatında büyük oranda tavan ücret muamelesi görmektedir.

Bu yıl iddialara göre % 4,4 büyüyecek olan ekonomimizin tavan ücreti 3.323,40 Türk lirası olarak devam etmektedir. Bu durum ulusal yaşam standardımızın ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Buda siyaseten bir sorunumuzdur. Açlık sınırında bir gelirle geçinmek zorunda kalan on binlerce çalışanın iddiaya göre büyüyen GSMH’dan ne kadar pay aldığını sormak siyasetin en büyük görevidir.

Ülkemizde çalışanın en büyük hakkı olan asgari ücretin “Adaletli Ücret” vasfını artık çalışanlar unutmuştur. Asgari ücret lütfedilen bir yazgıya dönüştü. 2020 Yılında enflasyonun % 15’lere ulaştığı ülkemizde asgari ücret açlık geliri haline gelmiştir.

Ülkemizdeki mevcut 3.323,40 Türk Lirası asgari ücretle iki küçük çocuklu dört kişilik bir aile ancak iki hafta geçinebilir. Bu hesaplamada eğitim yok, sağlık harcamaları da yok. On binlerce çalışanın kitlesel yoksullaşmasını kalıcı kılan asgari ücret rejimiyle, kültür, sosyalleşme gibi toplumsal kalkınmışlık ve gelişmişliğe nasıl ulaşabileceği sorgulanmalıdır.

Bu durum insanımızın gelişmişlik ve sosyal kalkınmasını dibe vurduran ulusal yaşam standardımızı işveren inisiyatifine bırakan bir hal almıştır. KKTC’de yaratılan GSMH’nın büyük oranının kimler tarafından bölüşüldüğü bilinirken, üretilen bu değerden esas emeği geçenlerin ne kadar pay aldıkları siyaseten de sorgulanmalı ve siyaset bu konuyu gündemine yazmalıdır.

Siyasetin sadece kamu çalışanlarına yönelik politikalar üretmesinin gelecek yıllarda ki yoksulluğun sorumlusu olacağını ve sadece belli bir zümrenin refah içinde yaşayabileceği bir toplum haline dönüşeceğimizi idrak etmesi gerekiyor.

Mevcut siyasetin böyle devam etmesi halinde on yıl sonra KKTC’nin nüfusunun % 60 – 70 gibi bir bölümünün yoksullukla boğuşacağını ve bunun da çok kötü toplumsal sorunlar yaratacağını hepimizin gündemine almamız gereken toplumsal bir meseledir.