Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

KAOS İSYANA DÖNÜYOR…

Kararsızlık ciddi bir zaafiyet. Hele de devlet yönetiminde olursa…

Oysa tarih boyunca doğru kararların verilebilmesi için yazılan kurallar var.

Yönetim bilimi diye bir şey var. Yasalar var, öncelikleri, dengeleri belirleyen kurallar var. Ve bir devlet hafızası var.

“Yönetimde kararsızlık”la ilgili bilim ne diyor diye baktım, sonuçta “etik” çıkıyor. Yani yasalar kurallardan sonra, en sonunda ahlaki olana karar vereceksin.  Hem kendine hem topluma zarar vermemek adına. Etik davrandığında, aldığın karar ne olursa olsun, hangi azınlık grupları rahatsız ederse etsin, çoğunluk gönül rahatlığı içinde olacak. Çünkü alınan kararın ahlaki olduğunu, art niyet taşımadığını ve doğru olduğunu bilecekler…

İşte bunu anladım. Çünkü burada bize yaşatılanların sadece kararsızlık olduğundan kuşkuluydum. Tamam, plan yok, program yok, öngörü yok, el yordamıyla bir şeyler yapılıyor da acaba samimi miydiler? Bundan kuşkuluydum. Şimdi bu etik faslıyla olayı çözdüm.

Bir durum tespiti yaparsın, akılcı olana yönelirsin. Bu kadar basit. Şu anda bir durum tespiti bile yapılmıyor. Çünkü, yönetenlerin öncelikleriyle, halkın öncelikleri farklı. Akıllarının arkasında, şunu bunu kırmayalım, ona buna dokunmayalım, kişisel ve partisel bekamıza zarar gelmesin fikri var. O nedenle akıl yolunda buluşamıyoruz.

Güven duymuyoruz, aksine endişeliyiz, korku içindeyiz, panik içindeyiz.

Hem ekonomi için hem sağlığımız için. Her ikisi de kötü yönetiliyor. Tam bir kısır döngü. Sağlık ve ekonomi tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan işine döndü. Ekonomide tüm sektörler birlikte düşünülmedi hiçbir zaman. Bazıları daha çok düşünüldü. Ayrıcalıklar yapıldı. Sonunda o ayrıcalıklarla ülke salgına bulaştı, ipin ucu kaçtı, yaratılan durum da ekonomiyi her geçen gün baltalıyor. Doğru kararlar alamadıkları için, şimdi en çok korkulana doğru yani tam kapanmaya doğru sürükleniyoruz…

Aşı işine bakın. 65 üstü yaştakilerden müracaat kabul ettiler. Önümüze gelen her adrese başvuru yaptık. Dediler ki, 80 yaş üstünü aşılamaya başlıyoruz. Tamam dedik, sıramızı bekleriz. Bir de baktık ki, sabah 7.00’de bu soğukta gidip sıraya girene yaşına bakılmaksızın aşı yapılmaktaymış. Hala izahı yok. Tabii arada hiçbir kategoriye uymayan binlercesine aşı yapıldığı ayrı konu. Ona torpil dedik geçtik. Ya bu ne? Biz burada ahmak ahmak oturup sıramız gelsin, belki bir ilan yaparlar diye beklerken, elde avuçta kalan aşı da bitmiş. Etik? Ne gezer. En azından utanmışlar mıdır? Hiç sanmam.

Daha da ayıbı, böyle bir yönetim hala çıkıp “biz başarılıyız” diyebilir mi? O başarı hikayelerinin sırf siyaseten kendi tabanlarını aldatma amaçlı olduğunu biliyorduk da artık komik de oldular. Hatta trajikomik…

Bu hükümetin sadece ekonomi ve sağlık değil, hiçbir konuda ülkeye verebileceği bir şey olmadığı 2 ay dolmadan ortaya çıkmıştır. Bu hükümet ölü doğmuştur, çekip gitmesinden başka yol yoktur.  Aksi taktirde yönetecek bir halk da bulamayacaklar. O iktidar koltuklarına nasıl bir zamkla yapışmışlarsa, kalkamıyorlar. Ellerine bir şans geçmişti, “Bir teknokrat seçim hükümeti kurulsun” deselerdi, hem ülke adam gibi idare edilecekti hem de kimse bu kadar başarısız, beceriksiz olduklarını görmeyecekti. Bunu da yapmadılar. İlla ki başarısızlıklarını gözümüze soktular, hepimizi perişan ettiler.

İnsanlar kırılıyor. Alsancak bölgesinde bütün bir mahallenin evlerinde karantinaya alındıkları haberi geliyor. Üstelik aralarındaki pozitiflerle birlikte. Çünkü hükümetimiz pozitif vakaları koyacak yer bulamıyor. 10 ayda bunun bile planlamasını yapamamışlar. Yandaşlarla peşin ödemeli anlaşmalar yapmayı bilmişler, bunu düşünememişler…

Bu noktadan sonra sen kalk da turist getireceğim, öğrenci getireceğim lafını ağzına al.

Kararsızlık başarısızlıktır. İnsanlar için de yönetimler için de. Çünkü sorunlara karşı net değilsinizdir. Görmek istemediğiniz için gerçekleri göremezsiniz. Sonuç basit, kaos. Ben bu halkın daha ne kadar sessiz kalacağını tahmin edemiyorum. Görünen o ki, taş üstünde taş bırakmadan gitmeyecekler…

YERİN KULAĞI VAR

SİZİN YAPACAĞINIZ İŞE:

Dünyanın en başarılı Sağlık Bakanı bizdeymiş, salgınla mücadelede dünya bizi kıskanıyormuş. Gidin işinize be kardeşim, resmen vatandaşla dalga geçersiniz. Aşılama konusunda resmen çuvalladınız. Yaşlı insanları perişan ettiniz. İnsanlar ne yapacağını, nereye gideceğini bilmez durumda şaşkın ördek gibi kendilerine yol gösterecek birilerini arıyor. Dünya bu aşı konusunu nasıl çözdü bir bakın diyeceğim ama, dünyadan haberiniz yok. Yazıklar olsun sizin yapacağınız organizasyona…

 

EZİYET HEM DE NASIL:

Koskoca 85 milyonluk Türkiye 85 yaş üzeri vatandaşlarını evlerde aşılamaya başlıyor. Burada bu yaş grubunun 6 bin kişi olduğu söyleniyor. Bu kadar mı zordu? Bu insanları bu soğukta sokaklara dökmeden bu iş yapılamaz mıydı. Üstelik yüzlercesi bir şekilde merkezlere ulaşıyor ve “aşı bitti” denilerek geri yollanıyorlar. Hayaller, devletin insanına saygısı, sosyal devlet, şu bu; gerçekler eziyet ve zulüm…

 

BU GİDİŞLE ZOR BİTİRİRSİNİZ:

Sağlık Bakanı Pilli diyor ki; “15 Ocak’ta aşıya başlayacağız dedik, yaptık. Hedefimiz Mart sonu aşı kampanyasını bitirmek” Ama devam ediyor, “Tek sorunumuz aşıya ulaşmak”. E plansız olunca böyle tabii. Önüne gelene geç. Adaletmiş, sistemmiş, bunlara büyük gelir. Gördüğüm kadarıyla işimiz Allaha kaldı…

 

ÖZGÜRGÜN’DEN BAŞLAYIN:

Başbakan Ersan Saner, “Devletimizin, halkımızın bir tek kuruşunun bile yanlış kullanılmasını engellemek durumundayız. Devlet icraatları ve harcamaları ile ilgili olarak nerde bir sıkıntı varsa onun üzerine gidilecektir“ demiş. Madem bu kadar kararlısınız, benim size önerim işe, bir yıldan fazladır ülke dışında yaşayan ve istifası sizin ve ortaklarınızın oylarıyla reddedilen eski başkanınız Hüseyin Özgürgün’den başlayın. Devleti zarara uğratıp duruyor, siz de buna çanak tutuyorsunuz. Atıp tutmak kolay, yapın da görelim.

 

YENİ VERGİLERE HAZIR OLUN:

Sunat Atun, bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmasında, bütçe açıklarının kapatılması için “halktan vergi toplanacağını bunun da halkı fakirleştireceğini” söyledi. Şimdiden yeni vergilere hazırlıklı olmakta fayda var. Çalışanlar vergi yükü altında ezilirken, milyonlar kazananların kazançlarının karşılığı olan vergiyi bile vermediği ülkede, kabak yine vatandaşın başında patlayacak…

 

KTTO ÜYELERİ NEREDESİNİZ?:

Ticaret Odası Başkanı yine tuhaf bir şey söylemiş… Geçen gün “dükkanları saat 18.00’de kapatalım” dediğinde, kendi üyeleri bile sert tepki gösterdi. Bu defa da 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı konsunmuş. Hani o yaş grubu kendileri için ciddi bir müşteri kitlesi değil ya, onu hesaplamış. 65 yaş üstünün bulaş kaynağı olduğu kaç örnek var? Bu yaş grubu kimin için tehdit? Zaten evlerinden dışarı çıktıkları yok. Bakıyorum da hükümeti eleştirmekten kaçmak için olmadık şeyler öneriyor…

 

BELEDİYELER KENDİ DERDİNDE:

Yerel bulaş artarken ve devlet çapında denetim yetersiz kalırken, belediyelere yetki verilse, bir nebze işe yarayacak. Ama o da yok. Belediyeler Birliği başlıklı haberlere baktığımda, acaba bu sorunlar için ortak tepki mi koyacaklar diye düşünmüştüm. Meğer ortada yasal bir Belediyeler Birliği de yokmuş. Tüzüğe aykırı seçilmiş bir yönetim varmış. Bizim çare olarak gördüğümüz bir örgüt bile bu halde olduktan sonra, kimin derdine çare bulacaklar?

FOTO GÜNDEM: BM Genel Sekreteri, çözüme en çok yaklaşıldığı anda masanın devrilmesine şahit olan biri olarak, geri dönüşü imkansız gelişmelerden bahsediyor, bu defa farklı olacak,  gerçek kapsamının ve ilerleme kaydetmek için gerekli adımların ne olduğu önceden belirlenecek diyor. Anastasiadis’in gaz kokusunun peşinden masayı terk edip gittiğini de bildiği için, adanın etrafındaki kaynaklardan her iki toplumun yararlanması gerektiğine vurgu yapıyor. Aslında aradan çok kısa bir süre geçtiği ve aynı Genel Sekreter’le yeni bir süreç başlayacağı için şanslıyız. En azından sıfırdan öğrenmek zorunda değil, kötü tecrübeleri var.