Reggio Emilia yaklaşımı II. Dünya Savaşı sonrası, İtalya’nın Reggio Emilia şehrinde şekillenmeye başlamıştır. Şehirdeki kadınlar tarafından çocukları için bağımsız, özgür ve yaratıcı bir eğitim ortamı hayal edilmiş, Malaguzzi isimli bir öğretmenin yardımları ve belediyenin de desteğiyle takip eden yıllarda ilk Reggio Emilia okulu açılmıştır. Savaş sonrasında özgürlüğü ve mücadeleyi temsil eden Reggio Emilia okullarında güçlü bir çocuk imajı, çok rollü ve destekleyici öğretmen, zengin ve eğitici bir çevre, akranlarla ve yetişkinlerle kurulacak güçlü sosyal ilişkiler, ve proje tabanlı öğrenme yaklaşımı öne çıkan temel prensiplerdir.
Reggio Emilia yaklaşımına göre güçlü bir merak duygusuna sahip olan çocuk, büyüdükçe öğrenmesini engelleyen duvarlarla karşılaşır. Bu duvarlar geleneksel eğitim anlayışı, kalıplar ve geçerliliğini yitirmiş bilgilerdir. Reggio Emilia okullarında amaç, çocukların bu duvarları yıkmalarını sağlayarak kendi potansiyellerini ve güçlü imajlarını ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda okul, çevre ve aile bir arada çalışmaktadır.
Reggio Emilia ve Çocuğun 100 Dili
Bu yaklaşımla eğitilen çocuklar deneme yanılma yoluyla, keşfederek, soru sorarak, kendilerini serbestçe ifade ederek, kendilerine has dillerini kullanarak öğrenirler. Çünkü onların 100 dili vardır ve farklı yollarla öğrenip kendilerini farklı yollarla ifade edebilirler.
Reggio Emilia okullarında çevre de çocukların bir öğretmenidir. Okul genelindeki ve sınıflarda yapılan çevre düzenlemesi çocukların öğrenmelerini etkilemekte ve desteklemektedir. Okul ve sınıf ortamı çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına göre öğretmenler ve çocuklar tarafından düzenlenmektedir. Öyle ki çocukların yapmış oldukları projeler her zaman sergilenmektedir. Bu projeler onlara yeni öğrenme fırsatları yarattığı gibi sanat ve estetik değerlerini de desteklemektedir.
Reggio Emilia yaklaşımında çocuklar projeler yoluyla öğrenirler. Çocukların fikirleri doğrultusunda ortaya çıkan projeler alan gezileri ve araştırmalarla desteklenerek sürecin sonunda bir sergiye dönüştürülür. Proje sürecinin aşamalarının sergilenebileceği gibi ortaya çıkan sanatsal ürünler de sınıflarda yerini alır. Projelerde ele alınan konular hasta bir ağacı iyileştirme, bozuk bir oyuncağı tamir etme, kuşlar için yuvalar hazırlama, bir masalı canlandırma gibi çocukların aklına gelebilecek, onların ilgi ve meraklarının ürünü her türlü içeriği barındırabilmektedir. Yürütülen projelerde çocuklar fen, matematik, dil eğitimi, sanat ve müzük gibi farklı etkinlikleri de bir arada yaparlar.
Reggio Emilia yaklaşımı, Reggio Emilia şehrine has bir yaklaşımdır. Dolayısıyla bu şehrin dışında yürütülen uygulamalar Reggio Emilia yaklaşımını örnek alan, bu yaklaşımdan esinlenen okulların ortaya koyduğu uygulamalardır. Ülkemizde de bazı devlet okulları ve özel okul öncesi kurumlarda Reggio Emilia yaklaşımından izler görülebilmektedir. Üründen ziyade sürece önem veren bu yaklaşım, sonucunda da güçlü, kendi potansiyellerini görebilen, yeteneklerini keşfeden, kendini farklı yollarda ifade edebilen çocukların yetişmesine katkı koymaktadır.
Bir sonraki yazımızda okul öncesi eğitimde Waldorf yaklaşımını ele alacağız. Yazımızın sonunda Reggio Emilia yaklaşımıyla eğitim veren sınıflardan birkaç örneği burada bırakıyoruz.
































