Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ZEYTİN AĞAÇLARI KADAR ESKİ AMA…

Lüzinyanlar döneminde adaya bir Alman rahip gelir ve çeşitli izlenimler elde eder.

Bu izlenimlerinde Lüzinyan baronlarının, prens ve şövalyelerinin zenginlik içinde yaşadıklarını söyleyerek şunları belirtir:

“Lefkoşa’da bunlardan başka çok zengin tüccarlar da vardır

Buna hiç de şaşmamalı çünkü Kıbrıs Hıristiyan ülkelerinin (Doğuya doğru) en uç ülkesidir.

Bu nedenle nereden gelir, ne tür yük getirirse tüm gemiler önce Kıbrıs’a uğramaya mecburdurlar, altlayıp geçemezler.

Aynı şekilde her ülkeden gelen kutsal topraklar ziyaretçileri deniz yolu ile gidiyorlarsa Kıbrıs’a uğramak zorundadırlar.

Ve burada güneşin doğuşundan batışına kadar bütün gün söylentiler ve haberler duyulur.

Ve gök kubbenin altıdaki her ulusa ait diller duyulur, okunur ve konuşulur.

Tüm bu diller özel okullarda okutulur.”

Çok dillilik bugün de var.

Birçok ülkeye ait farklı diller bugün Kıbrıs’ın her yanında duyulmakta okunmakta ve konuşulmaktadır.

Kuzey Kıbrıs küçük bir bölge.

Bu küçük bölgede onlarca dil konuşuluyor artık.

Eski Soveyler Birliği dağıldıktan sonra bizim küçük bölgemiz de dünyaya yayılan Rus nüfustan payını almayı sürdürüyor.

Özellikle Girne’de azımsanmayacak bir düzeye ulaştılar bile.

Yahudilerin de bu bölgede öteden beri emlak işlerine ilgi göstermesinin ardından, belirli sayıda İsrailli’nin de bölgemizde yerleştikleri bilinir.

Rumca, Türkçe, İngilizce derken…

Konuşulan diller bu şekilde zenginlik kazanırken, üniversitelere gelen yabancı öğrenciler de bu zenginliğe katkı sağlıyor.

Sudan, Nijerya gibi Afrika ülkelerinin dillerini bir bankada, bir mağazada, bir üniversitede duymak mümkün.

Özbekistan, Kırgızistan, Filistin ve İran’dan gelenlerin dilleri de okullara ve çarşı pazara karışmış durumda.

Bu arada Vietnamlı öğrencilerin de olduğunu belirtelim.

Dilimiz baskı altında mı?

Değil ebet.

Tam aksine gelenler kırık dökük de olsa Türkçe öğreniyorlar.

Hatta Kıbrıslıca.

Rusların, Vietnamlıların ya da Nijeryalıların birbirleri ile muhabbet ederken,

-Napan,

-Napayım,

-Napacan, demeleri ne güzel bir şey…

Lüzinyanlar bile konuşulan bütün dilleri okullarda öğreniyorlarmış.

Bizde durum ne?

Şudur:

Esas ahaliyi oluşturan iki cemaat birbirlerinin dillerini hâlâ bilmiyor.

Ve Kıbrıs onların ortak vatanı.

Her iki ahali de zeytin ağaçları kadar eski ve köklü.

Ama birinin dediğini diğeri anlamıyor.

Anlaşamıyorlar!

(2015)