Zorlayarak ve müdahale ile kurulan hükümetin mecliste okunacak hükümet programı için meclis toplantısını açma sayısı (26 milletvekili) oluşmamış.
Dolayısı ile meclis toplantısı başlayamayacağı için hükümet programını okuma da mümkün olmayacakmış.
HP’den kopartılan 3 milletvekilinin desteğine rağmen Sağlık Bakanı Ali Pilli kendi kendini izole ettiği için meclis toplantısına katılamayacağından dolayı hükümet zor durumda kalmış.
Düşünün ki zorlama hükümet programını okuyacak sayıya ulaşmaktan aciz.
Devreye CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ve HP Genel Başkanı Kudret Özersay giriyor.
“Sorumlu siyaset” adına toplantıyı başlatacak desteği veriyorlar ve Başbakan Ersan Saner hükümet programını nihayet okuyabiliyor.
Şimdi bu “sorumlu siyaset” kısmına açıklık getirmek gerekiyor.
Konvansiyonel olarak muhalefet etme hükümetin icraat yapamayacak duruma gelmesini istemektir.
Çünkü muhalif pozisyon alış, yanlış ve halkın zararına olacak işlere karşı çıkmaktır aslında.
Buna karşı çıkmamak demek kendi kendini inkar etmek demektir.
“İktidarın parmakçısı” muhalefet görülmüş bir şey midir?
Öteyandan Tufan Erhürman hükümeti kurma görevi aldı, ülkede yaşanan olağanüstü krizle ilgili kuralar ve hükümeti kurmaya çalıştı.
Niye kuramadı?
3 HP’li milletvekilinin kuracağı hükümete destek vermeyeceğinden dolayı.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde operasyona uğrayan ve büyük oy kaybeden Kudret Özersay peşi sıra 3 milletvekilini de kaybetti.
Özersay bu durumu kendisine ve partisine yapılan müdahale ile izah etti.
“Bazı güçler siyaseti dizayn ediyor” diyerek adres de gösterdi.
Aynı Özersay “sorumlu siyaset” adına gidip bu hükümete destek verdi.
Her iki liderin de elbette bildikleri vardır.
Müdahale ile kurulan hükümetten veya bir kısım UBP’liden alkış almak için bunu yapmadılar.
Peki niye yaptılar?
Yeni bir muhalefet usulü mü uygulayacaklar?
Bu usul hangi ilkeleri içerecek?
Hedefi ne olacak?
Bu hedefler arasında Kıbrıs Türkünün yeri ne olacak?
“Hepsi aynı hizaya getiriliyor” endişesi yaşayanlar nasıl ikna edilecek?
































