Böyle mevsimler geldi mi,
Anasını satayım.
Çık dağlara.
Yağmur ha düştü ha düşecek.
Ne derin hasret.
Bu güneşten kurtulmak…
…
Keklikler şimdi yürümektedir.
Çalıların arasında.
Serçe kuşlarının neşesi yerinde.
Ne radyo, ne gazete, ne televizyon…
…
Dünyanın da…
…
Bir telaşla evden çıkıp kaybolmak.
Hellim, çakıstes yeter.
Bir fırıncıdan sıcak ekmek.
Arkanızda egzoz sesleri.
Dünyanın dibi mi var?
…
Siyasetinin de…
…
Yağmur düştü diyelim.
Avucunuza, yüzünüze.
Dağlar ıslak, siz ıslak.
Yapraklar, ağaçlar ıslak, dudaklar titrek.
Sırtınızı bir kaya parçasına vermek.
Uzakta deniz.
Yanınızda sevdiğiniz.
Yağmur ha yağdı ha yağacak.
Fakat hava müsait ve ılıman, denizde dalga sıfır.
Bir balıkçı teknesi açılmış gidiyor.
“Rastgele” diyelim…
…
Yaban tavuğu tüner bir ağaca kımıldamaz.
Bir tilki pusu kurar kımıldamaz.
Yılan bir köşede çöreklenmiş tedbirli.
Bir tek insan gürültüsü bozar havayı.
Volta atarken dağlarda.
En önemlisi, gördüğünüz en güzel şey mevsimin son kelebeği
Kanatları hareli…
…
Tek derdiniz uzaklaşmak.
Böyle bir günde, böyle bir mevsimde.
Her şeyden.
Cep telefonundan, internetten ve gazetelerden ve trafikten ve facebook’tan twitter’dan.
Ve her şeyden…
…
Avuçlarınız hissetmeli dağların, ağaçların ve toprağın sıcaklığını.
Dokunacaksınız annenizin yüzüne dokunur gibi dokunacaksınız toprağa.
Toprak şefkatten ağlamaklı ve nemli.
Odur aydınlık ve sıcaklık.
Odur memleket.
Odur vuslat.
Ebedi olanı…
…
Islık çalmak mümkün.
Kuşlar ürkmez bu sesten.
İnsan ürker kuşlar ürkmez.
Beethoven kuş seslerini işitirdi diğer seslerden fazla.
Armonisi ruhunda…
…
Vay anasını…
…
Yapayalnız ve kederli ama kim bilir belki de neşeli bir alıç ağacı çıkabilir karşınıza.
Yalnız yaşayan.
Hiçbir şeye küsmeden meyve vermek.
Yemişini almalı daha fazla yüklensin diye…
…
Böyle mevsimlerde dağlara uzanmak, bulutlara gömülmek.
Karşıda Akdeniz.
Yazılmamış sözler gibi…
(2013-Güncelleme: 2020)
































