Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Üniversitelerde öğrenci ile “öğrenci”yi ayırmak…

Tüm ülkede infial yaratan Mağusa’daki trafik kazasında küçük Doğa’nın kaybedilmesinden sonra, üçüncü ülkelerden gelen öğrencilerin üniversitelerdeki durumu, ehliyet ve araç kiralama sistemimiz yeniden sorgulanır oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre ülkemizde 23 bin civarında üçüncü ülkelerden gelen üniversite öğrenci var. Bu da toplam üniversite öğrenci sayısının %28’i… KKTC’li üniversite öğrencilerinin tam iki katı. Yıllardır ülkedeki üniversitelerde okuyan öğrenci sayısını yükseklere çektik diye övünenler, bu öğrencilerin yaratacağı sosyal sorunları ve buna karşı oluşacak toplumsal reaksiyonları düşünmediler. Buna karşı hiçbir önlem almadılar. Bu ülkede 139 farklı ülkeden üniversite öğrencisi öğrenim görüyor veya biz öyle zannediyoruz.  Birleşmiş Milletler’e(BM) üye ülke sayısı 193. Bu durum bir dünya rekoru. Dünya’da en çok yabancı öğrenci çeken ülke olan ABD’ye bile bu kadar farklı ülkeden öğrenci gelmiyor.
Peki! Bizim ülkemize bu öğrenciler nerelerden geliyor? Çoğunluklu olarak Afrika ve Orta Doğu ve belki biraz da Türki cumhuriyetleri… İlk başta saydığım iki coğrafya da sorunlu bölgeler… Bu bölgelerden gelen öğrenciler neden Kuzey Kıbrıs’taki üniversiteleri tercih ediyor? Çünkü girişte çok ciddi bir sınama yok. Neredeyse her geleni alıyoruz. Bugün üniversitelere kayıt yapan üçüncü ülke öğrencilerinin ne kadarı gerçekten öğrencidir? Okula öğrenci diye kayıt yaptıran çok sayıda öğrencinin yasa dışı işler dahil olmak üzere, kiralık arabalar ile taksicilik, inşaat işçiliği dahil olmak üzere, çok sayıda iş sektöründe çalıştıkları biliniyor.
Üniversiteler okulda devamsızlığı olan bu öğrencileri okuldan uzaklaştırıyor mu? Uzaklaştırmıyorsa neden uzaklaştırmıyor? Uzaklaştırılıyorlarsa bu ülkede nasıl kalıyorlar?
Burada esas sorun bu ülkede bir “öğrenci takip sistemi”nin olmamasıdır. Aslında mezunların bile takip edilip ne yaptıkları, hangi işlerde çalıştıkları bilinmelidir. Dünyadaki iyi üniversiteler bu şekilde çalışıyor.
*****
Şubat ayı içerisinde ara bölgede AB 2020 Stratejisi çerçevesinde “Eğitim ve Öğretim Alanında AB İşbirliği” isimli bir toplantı yapıldı. Toplantıya Kıbrıslı Rum ve Türk eğitimciler katıldı. Bu toplantıda en çok konuşulan konularda biri de neydi biliyor musunuz?
Ben söyleyeyim. Kuzey’deki üniversiteler ve üniversitelere gelen üçüncü ülke öğrencileri… Güney Kıbrıs’ta toplam üniversite öğrencisi sayısı 42 bin civarında, bizde ise 81 bin. Bizde Türkiye dışındaki ülkelerden gelen öğrenci sayısı 23 bin, onlarda Yunanlı öğrenciler dışında gelen öğrenci sayısı 10 bin civarında… Bu toplantıda Güney Kıbrıs’tan gelen eğitimciler bizdeki yabancı öğrenci sayısı ve hangi ülkeden geldiklerini öğrenince dehşete düşmüşler. Çünkü üniversite sektöründe “riskli ülkeler” diye bir durum var. Bizim ülkemizdeki üçüncü ülke öğrencileri neredeyse tamamı riskli ülkelerden… Güney Kıbrıs’taki yabancı öğrencilerin 8 bini İngiltere ve ABD’den…
Dolayısı ile bugün bu riskli ülkelerden gelen öğrencilerin ülkemizde toplumsal sıkıntılar yarattıkları ve buna karşın önlem alınmasının kaçınılmaz olduğu gün gibi ortadadır. Hal böyle iken, gerek Eğitim Bakanlığı, gerek İçişleri Bakanlığı gerekse emniyet güçleri üstüne düşen görevi yapmak zorundadır. Her gün gazetelerin üçüncü sayfaları riskli bölgelerden gelen ve öğrenci oldukları zannedilen bireylerin işlediği suçları konu alan haberlerle doludur.
Bu aşamada sonra doğru dürüst öğrencilik yapan ile öğrenciliği yaptığı yasadışı işlere paravan olarak kullanan adı “öğrenci”lerin ayrılmasının zamanı geldi. Geciktik sonra toplumsal reaksiyonlar artacak. Son iki günde taksiciler, yasa dışı taksicilik için eylemde… Dün de küçük Doğa’yı sevenlerin yaptığı eylem vardı. Toplumun sabrı daha fazla taşmadan, bu sahte öğrenciler için önlem almak gerekiyor. Çünkü işler kötüye gidiyor. Artık üniversiteler biraz da kaliteye önem versinler. “Ne kadar çok öğrenci o kadar para” anlayışı duvara çarptı. Bunu görmek gerekiyor.