Siyasiler tarafından demeç üzerine demeç veriliyor:
Nasıl olur? Akepe hükümeti Kıbrıs’taki ahalinin iradesine nasıl müdahale eder? Seçime beş kala su ve Maraş şovu nasıl yapılır? Akepe ve hükümeti buraya gönderdiği bir ekiple desteklediği adayın seçim kazanması için bir otele sığınıp seçim çalışmalarını nasıl yapar? YSK’nın yasağına rağmen bu yasaklar Ankara üzerinden nasıl delinir?
…
Ne bekleniyordu?
Buranın iradesine ve hukukuna saygı mı?
Daha fazla demokrasi mi?
Daha fazla özgürlük ve insan hakları mı?
Uluslararası hukuka daha çok uymak mı?
Ne bekleniyordu?
Bölmek ve ayrıştırmak yerine birleştirmek mi?
Taraf tutmak yerine tarafsızlık mı?
Ne bekleniyordu?
…
Tarikatlar, yobazlar adanın kuzeyinde fink atıyorlar da ayağa mı kalktınız?
Camiler kuran derslerinin alanına dönüştürüldü de yüksek sesle mi bağırdınız?
İlahiyat fakülteleri, din okulları açıldığında önlerine set mi çektiniz?
Meydanlarda ayinler düzenlendiğinde sesiniz mi çıktı?
Gazeteler taşlandığında, yazarların ve gazetecilerin üzerine yüründüğünde pencereden dışarıya mı baktınız?
Size besleme dendiğinde Ankara’ya gitmekten mi vaz geçtiniz?
Kapınızın önünde arabalarla anonslar yapıp ahaliyi kuran ve tespih dağıtımına davet eden gericiler karşısında ne yaptınız?
Memleketin her yerine sızıp zikir yapan tarikat, cemaat uzantılarına ve onların siyasi destekçilerine sözünüz mü oldu; meydanlara mı çıktınız?
…
Söyleyin.
İradenize düşkünsünüz, iradenize sahipsiniz, iradenizi korumak istersiniz de,
Onca müdahaleden sonra halk iradesi ile yetki sahibi olanlar müdahalecilerin elçisini çağırıp ona nota mı verdi? Bilgi mi aldı? Protesto mu etti? Müdahaleler sürerse güven mektubunuzu iade etmek durumunda kalırız mı dedi? En azından üzüntülerini mi belirtti?
Ne yaptınız söyleyin.
Türkiye’de hapislere atılan onca aydına destek mi çıktınız?
Salahattin Demirtaş’a, Osman Kavala’ya, Ahmet Altan’a ve nicelerine geçmiş olsun mesajı mı gönderdiniz?
Açlık grevlerinde hayatını kaybedenlere bağsağlı mı dilediniz?
Onlar size birçok konuda ayar verirken, Akepe hükümetlerine “sizi demokratik bir hükümet olarak görmek istiyoruz, gelişmelerden tedirginiz” mi dediniz?
…
Fetihçi zihniyetten beklentileriniz nelerdi?
Su mu?
Elektrik mi?
İşte bakın yaşayıp görülmüştür:
Su’ya olan bağımlılık herhangi bir arızada ne sorunlar ortaya çıkarıyor.
Su bağlantısına dün karşı olanlar, su kesildiğinde “su daha gelmedi” diye feryat etmekte!
Kanıksadınız!
Bir gün elektrik de sağlandığında durum daha vahim olacak.
Bağımlılık göbekten değil, tepeden tırnağa olacak.
Elbette ülkeler birbirleri ile birçok meselede yardımlaşabilirler; ortak projeler üretebilirler.
Ama sen nüfus politikasını oluşturmazsan, her türlü alt yapı hizmetleri bu nüfusa cevap veremez duruma gelirse,
Ve üstüne üstlük memlekete durmadan nüfus aktarılırsa,
Ne çare?
…
Kendi ülkesinde hukuku darmadağın eden,
Yargıyı ve yürütmeyi tek elde toplayan,
Kendi ülkesinde halkın iradesini paspas yapıp seçilmiş vekilleri ve Belediye başkanlarını hapse atan,
Kendi barolarını parçalamayı hedefleyen,
Kendi Tıp odalarını vatan haini ve terörist gören bu zihniyetten Kıbrıs’ta ne yapmasını bekliyordunuz?
Kendi YSK’sından çıkan seçim sonuçlarını tanımayıp, seçimi tekrarlattıranların Kıbrıs’taki YSK’nın kararlarına uymasını mı bekliyordunuz?
Salgın döneminde vaka sayılarını bile gizleyen akıl almaz bir anlayışın size karşı kusursuz ve demokratik bir ilişki içinde olacağını mı sandınız?
Bu zihniyet için “Demokrasi” bir “durak.”
O durağa gelindiği görülmüyor mu?
































