Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eğitim kayıpları

Bu ülkede en çok eğitim kaybı nasıl oluşuyor? Ya sendikaların yaptığı grevler, ya da resmi törenlere (23 Nisan, 19 Mayıs gibi) için yapılan hazırlıklar nedeniyle oluyor. Son yıllarda bir de hava durumu nedeniyle okulların tatil edilmesi var. Ama en önemlisi, öğretmen atamalarının gecikmesinden dolayı öğretmensiz kalan çocukların eğitim kayıpları var. Ancak bu ders kayıplarının nasıl giderileceği ile ilgili olarak ne Eğitim Bakanlığı’nın ne de sendikaların kamuoyuna yansımış bir önerisi yok. Bu sessizlik eğitim kayıpları kayıp olarak kalmasına neden oluyor.

KKTC’de öğrencilerin yılda okula geldikleri gün sayısı 180. Bu bayramların, resmi günlerin hafta içi veya hafta sonuna gelmesi ile birlikte bu sayı bazen 170’e kadar düşüyor. Bu 180 günü ilkokullardaki günlük 6 ders saati ile çarparsak yılda 1080 saat ders yapılmış olur. Bunu ders saati değil de normal saat olarak hesaplarsak 720 saat ders anlamına geliyor.
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) “Education at a Glance 2014” raporuna göz attığımız zaman, OECD ülkelerinde ilkokul öğrencileri bir ders yılında ortalama 820 saat ders aldığını görüyoruz. Bizde devlet okullarında eğitim 12.40’ta bitiyor. OECD ülkelerinin büyük çoğunluğunda eğitim tam güne yayılıyor. Biz bu durumda OECD ortalamasının 100 saat gerisinde olduğumuzu görüyoruz.
Ancak yapılan birçok araştırmaya göre bu çok bir anlam ifade etmiyor. Yani başarıyı etkileyen faktörler arasında eğitim süresi ayırt edici bir durumda değil.
Dünyada en çok kabul gören sınavlardan biri olan PISA sınavına göre en üst sıralarda yer alan ülkelerden Finlandiya’da yıl içindeki ders saati 661, Güney Kore’nin 648, Japonya’nın 762. Finlandiya ve Güney Kore’nin KKTC’den daha az olduğunu görüyoruz.
Birçok araştırmada, daha kalabalık sınıflar, altyapı eksiklikleri, bölgesel farklılıklar, eğitime ayrılan bütçe ve öğretmen yeterlikleri gibi sorunların başarıya eğitim süresinden çok daha etki ettiği belirtilmektedir.
PISA sonuçları ile ilgili yapılan bir araştırmada, gelişmiş ülkelerin aksine gelişmekte olan toplumlarda ders saati süresini artırmanın başarıdaki sonucu değiştirmemesi, eğitimde nitelikle ilgili tartışmaların yapılmasını gerektiğini gösteriyor.
Birçok uzman da zorunlu dersler yanında çocukların ilgi ve becerilerine uygun seçmeli derslerin de başarıyı etkilediğini söylüyor.
Finlandiya ve Güney Kore bizden daha az ders saati ile birçok şeyi başarabildiğine göre bizdeki sıkıntının ne olduğunu bulmak gerekiyor. Bu durumda biz yıl içindeki zamanımızı verimli ve nitelikli kullanamıyoruz demektir.
Zaten yıllık ders saatimiz OECD ortalamalarının altında, buna bir de eğitim kayıpları ve verimsiz kullanılan saatleri eklendiği zaman eğitimde birtakım sorunlarla karşılaşabiliyoruz.
Tabii ki ülkemizdeki ders kayıpları giderilmeli, ama ders kayıpları giderilirken de eğitimin niteliğini de artırmak gerekiyor.
Bir küçük hatırlatma da özel okullarımıza… Eğitim kaybı nerdeyse hiç yok. Eğitim süresi OECD ortalamalarının çok üzerinde. Altyapı ve donanım bakımından OECD ülkelerini aratmayacak bir ortam var. Başarının ayni oranda olduğunu söylemek mümkün mü?
Yani bizim belki PISA sınavımız yok ama A Level var, LYS var. Özel okulların bir kısmının bu sınavlardaki başarı durumlarının çok iyi olmadığını bazı verilerden görüyoruz. Bu durum da birçok araştırmayı doğruluyor. Eğitim süresi her şey değildir. Esas mesele verimlilik ve niteliktir.
Dolayısı ile eğitimi yönetenler hem eğitimdeki kayıpları gidermeli hem de eğitimin niteliğini artıracak çalışmalar yapmalıdır.