Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Liseliler de isyanda

Okullarda yaşanan öğretmen eksikliği ve ardından eğitim bakanının istifası, eğitimi toplumun gündemine taşımıştı. Bununla birlikte liseliler de artık isyan bayrağını çekmiş ve onlar da eğitimde yaşanan aksaklıkları, yapılan yanlış uygulamaları dile getirmek için geçtiğimiz günlerde sokağa indi.

Toplumun algısından farklı olarak,  uzunca bir süreden sonra liseli gençler toplum sorunlarına, en azından kendi sorunlarına duyarlı olduklarını gösterdiler. Hatırlayabildiğim kadarı ile liseli gençlerin en aktif oldukları, sokağa indiği dönem 2004 referandumu öncesiydi. O süreçte liseli gençler “evet” oyu için aktif rol üstenmişlerdi.
Buna karşın toplumun genel algısı, gençlerin toplumsal sorunlardan, siyasetten, okumaktan, düşünmekten uzak, sorumluluktan kaçan, duyarsız, bencil birer varlık olduğu yönündedir. Her ne kadar da toplumda böylesi bir algı varsa da, bunun böyle olduğu kanaatinde değilim. Gençlerin aslında toplumsal sorunlarla ilgilendiği ancak bu çarpık düzen içerisinde kendilerini ifade etmek istemediklerini onlarla sohbet ettiğiniz zaman anlıyorsunuz.
Türk Maarif Koleji önünde geçtiğimiz günlerde yapılan eylem de liseli gençlerin duygularının dışavurumudur. Yıllardır devam eden sorunların farklı bir ifadesidir. Gençlerin çok doğru tespitleri olduğu açıklamalarından anlaşılıyor. Öğretim yılı başlamasına rağmen okullarda devam eden inşaatlar, anayasamız “18 yaşına kadar eğitim ücretsizdir” demesine rağmen kitap ücretlerinin pahalılığı, yasal olmayan kayıt parasının talep edilmesi, okullardaki adaletsizlik ve torpil gençlerin en büyük şikayeti. Özellikle de torpile vurgu yapıyorlar.
Liseli eylemcilerin bildirisindeki şu ifade dikkat çekici: “Farklı bölgelerdeki TMK’lardan Lefkoşa TMK’ya yapılan öğrenci nakil ve kayıt işlemlerinin, Lefkoşa TMK’ya giriş taban puanları ile denkliği bulunmamaktadır. Bizler bu adaletsiz uygulamanın karşısındayız.”
Bu sorunu yıllardır dile getiriyorum. Kolej sınavında yaşanan bu adaletsizlik en erken bir zamanda ortadan kaldırılmalı. Bana kalsa sınavı ortadan kaldırırdım ama bu da biraz siyasi kararlılık ister. Bu da bizim siyasetçilerimizde yok.
Aslında gençlerin dile getirdiği ve bugüne kadar kanıksadığımız bir başka önemli nokta daha var: Kitapların pahalılığı.
Devletin okulunda, özellikle kolejlerde her yıl yaklaşık 500 TL kitap parası harcaması yapılıyor. Yıllardır ilkokullarda bile İngilizce kitapları ücretli. Hani anayasamıza göre eğitim 18 yaşına kadar ücretsizdi. Vatandaştan yıl içinde alınan kayıt ve kağıt paralarını geçtim. Devletin okulunda okutulan ders kitapları ücretli… Yardımcı kitaptan falan bahsetmiyorum. Derslerde okutulan esas ders materyali olan kitaptan bahsediyorum… Evet ücretli!
Buradan suç duyurusunda bulunuyorum. Anayasa’nın 59’uncu maddesinin 5’inci fıkrası “Her çocuk, kız erkek ayırımı yapılmaksızın on beş yaşına kadar zorunlu; on sekiz yaşına kadar ücretsiz öğrenim hakkına sahiptir” der. Devlet kendi eli ile anayasayı çiğniyor. Kolejlerde ve sınavla girilen bazı okullarda, hatta ilkokullarda kitapların para ile satın alınması bu devletin ayıbıdır. Devlet devlet ise öğrenciler arasında ayırım yapmaz. Bazı okullarda okutulan kitaplar ücretli bazılarında ücretsiz. Olmaz öyle şey…
Hani fırsat eşitliği. Anayasanın 8’inci maddesinin 1’inci ve 2’nci fıkrası “Herkes, hiçbir ayırım gözetilmeksizin, Anayasa ve yasa önünde eşittir,  Hiçbir kişi, aile, zümre veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Devlet organları ve yönetim makamları, bütün işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek ve ayrıcalık yapmamak zorundadırlar” der.
Hani devlet herkese eşit davranırdı. Devlet kendi okulunda okutulacak kitaplar için “benim param yoktur, kitapları herkes kendisi alsın diyebilir mi?”
Bizim devlet der işte.
Artık ne kadar devletse…