Tatil bitti. Okullar bir hafta sonra açılıyor. Her yıl ayni senaryo, ayni filmi izliyoruz. Okullarda tamiratlar, temizlikler, ek bina yapımları devam eder ve hiçbiri de yeni öğretim yılına yetişmez. Okul şantiye alanına döner ve çocuklar şantiye alanı içinde koşuşturur. Niye böyle olur pek anlamış değilim. Bir yıl iki yıl olur da, bizde her yıl ayni… Hangi hükümet gelse, hangi bakan o koltukta otursa bu iş bir türlü düzelmedi. Bu hazırlıkların bir türlü önceden planlanıp da zamanında bittiğini görmedik, göremeyeceğiz de galiba…
Hep bir gerekçe vardır mutlaka. Yetkililer tüm bu geciken işler için “işte inşaat şirketi gecikti, eee işte belediye yapmadı, KHK sınavı geç yaptı” gibi gerekçeler sunarlar. Sonuç olarak çocuklarımız ve biz vatandaşlar mağdur durumda kalırız. Beni sonuç ilgilendiriyor. Sorunu çözecek olan yetkililerdir, bu konuda en yetkili de Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu’dur. Centilmen olarak bildiğim Sayın Arabacıoğlu’nun en azından bu çocuklara bir özür borcu vardır. “Zamanında size binalarınızı hazır edemedik, öğretmen gönderemedik, eğitim hakkınızı elinizden aldık” deyip, Sayın Arabacıoğlu’nun özür dilemesi gerekmez mi? En azından bir özür.
Öğretmen kadrosu mutlaka eksiktir. Bazı okullarda bir hafta bazı okullarda üç ay sonra bu eksik kapatılır. Bu yıl bir de buna Kamu Hizmeti Komisyonu’nun acemiliği ve beceriksizliği eklenince, normal her yıl yapılan öğretmenlik sınavı da eylülün ortasına sarktı. Okullar açıldıktan sonra öğretmenlik sınavı yapılacak. Şimdi okullar yine öğretmensiz açılacak. Yeni öğretmenler atanana kadar Ekim ayının ortası bulunur. Yani bir müdürlük sınavını 3-4 ayda halledemeyen, başvuruları 3-4 defa uzatan ve bütün eğitim dönemini etkileyecek öğretmen nakillerinin gecikmesini sağlayan bir Kamu Hizmeti Komisyonu var karşımızda…
Eee! Şimdi öğretmen sendikaları grev yapınca haksız mı? Öğretmensiz okulların velileri Eğitim Bakanlığı’nın kapısına dayanırsa haksız mı?
Ortaöğretimde 102, ilköğretimde de 47 öğretmen ihtiyacı olduğunu söylüyor sendikalar. Buna karşın açılan münhal sayısı ortaöğretimde 40, ilköğretimde 10. Geriye kalan öğretmen açığı nasıl kapatılacak? Ya geçici öğretmen alımı yapılacak ya da hiç alınmayacak. Bizim ülkemizde kamusal eğitime verilen önem bu. Defalarca söyledik, eğitimde ve sağlıkta tasarruf olmaz. Belki israf da olmaz ama bu kadar öğretmen açığı ile kaliteli kamusal eğitim verilemez. Düşünün ki ortaöğretimde açılan öğretmen münhallerinin %90’ı, ilköğretimde açılanların tamamı Karpaz bölgesinde… Karpaz bölgesinde aksayacak olan eğitimin ve eğitim kayıplarının hesabını kim verecek. Bu eşitsizliği ortadan kaldıracak projeleri üretmeye ne zaman başlayacağız. Yıllardır Karpaz’a doğru dürüst bir kamusal eğitim hizmeti verilemiyor. Ama bilinsin ki Karpaz bölgesindeki halk, hakkını aramaya niyetli. Boş laflara inanmıyorlar. Her yıl bu öğretmen açığı sorunu ile karşılaşmaktan bıktılar. Çok sert tepki verirlerse hiç şaşmam.
******
Ülkede kamusal eğitimde yaşanan sorunlar nedeniyle vatandaş da çözümünü özel okullarda arıyor. Dünya standartlarının çok üzerinde bir özel okula yönelme var bizim ülkemizde… Özel okula giden öğrenci sayısı %20’ye yanaşıyor.
Bizi yönetenlerin öyle olsa bile “özel okullar da bizim okulumuz” deme hakkı yok. Onların birincil önceliği kamusal eğitimi en kaliteli bir şekilde vatandaşa sunmak, çocuklarımızın iyi bir eğitim almaları için gerekli ortamı sağlamaktır.
Artık bahane üretme dönemi geçti. Vatandaş artık icraat bekliyor. Eğitimde her boşa geçen zaman eğitim kayıplarını neden oluyor. Çocukların okulda geçirdiği zaman zaten AB standartlarının altında… Bir de buna eğitim hizmetlerinde yaşanan aksaklıklar eklenince bir o kadar daha kayıp yaşanıyor.
Hükümetin artık kaliteli kamusal eğitim için elini taşın altına koyması gerekiyor.
































