Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İlahiyat Koleji nereye koşuyor?

Milli Eğitim Bakanımızın açılışında “kendimi burada yabancı hissediyorum” dediği bir okuldur Hala Sultan İlahiyat Koleji… Kıbrıslı Türklerin büyük oranda toplumsal ve örgütsel olarak karşı çıktıkları bir okuldan söz ediyoruz.

Bu karşı çıkışa rağmen belli dayatmalarla hayat bulan İlahiyat Koleji’nin “ilahiyat alanı” en çok tercih edilen alan olmuş… Sevgili Salih Sarpten’in yaptığı araştırmaya göre %17 ile en çok tercih edilen bölüm ilahiyat…
Bu da gösteriyor ki Kıbrıs’ta yaşam süren Türkiyeli işçi ailelerin çocukları veya burada kalıcı yerleşik durumda olan Türkiyeli vatandaşların çocukları ilahiyat alanını tercih ediyor. Çok fazla Kıbrıslı öğrencinin bu okulu tercih ettiğini zannetmiyorum. Bu durum ayni zamanda okullardaki demografik yapının da değiştiğini gösteriyor.
Peki burada nasıl bir eğitim veriliyor? Çok parçalı bir program takip ediliyor. Bu okulda yeni öğretim yılında, bundan önceki yıllardaki gibi ortaokul kısmında tamamen Türk Maarif Kolejlerinde takip edilen İngilizce müfredat takip edilecek. Ek olarak da Türkçe 2-3 dini içerikli ders verilecek. Lise bölümünde ise daha çok Türkiye’deki İmam Hatip Liselerinde takip edilen program hayat buluyor. Şu anda ortaokulda bulunan çocuklar(yani kolej programını takip edenler) liseye geçtiklerinde yine kolej programını mı yoksa İmam Hatip programını takip edecekleri belirsizliğini koruyor.
Bu okuldaki öğrenci profiline baktığımız zaman, çok önemli bir kısmı Türkiye kökenli vatandaşlardan oluşuyor. Bunların bir kısmı KKTC vatandaşı, bir kısmı değil… Bir kısmı Kıbrıs’ta geçici bir kısmı kalıcı…
Peki! biz niye bu çocuklara ortaokulda kolej programını takip ettiriyoruz? Bu ülkedeki kolejlerde okutulan programın ana teması; öğrencilerin GCE ve A Level sınavlarında başarılı olarak, KKTC ve Türkiye dışındaki ülkelerde üniversite eğitimini sürdürebilmelerine fırsat yaratmaktır. Her ne kadar da kolejlerde amaç dışında ÖSS sınıfları oluşmuş olsa da kolejlerin ana felsefesi yukarda belirttiğimdir.
Peki İlahiyat Koleji’nin orta bölümünde öğrenim gören çocuklar liseye geçince GCE ve A Level programını mı takip edecekler? Yoksa ÖSS’ye hazırlanan Türkiye’deki İmam Hatipliler gibi mi olacak? Eğer öyle ise ortaokulda niye İngilizce ağırlıklı bir kolej programı takip ediliyor.
Büyük bir kısmının gelir düzeyi düşük Türkiyeli işçi ailelerin çocuklarından oluşan bu öğrencilerin GCE ve A Level ile Avrupa’da öğrenim görebilmeleri çok uzak bir ihtimal iken, TC vatandaşı oldukları için YÖK’ün Kıbrıslılara tanıdığı “GCE ve A Level ile Türkiye’deki üniversitelerine girebilme” hakkını kullanma şansları yokken, ortaokulda bu kolej programı uygulaması niye?
Bunlar bir kenara, düşük puanlarla İlahiyat Koleji’nin 6’ncı sınıfına alınan çocukların bir kısmı İngilizce olan müfredatı takip edememekten okulu bırakıyor ve bir süre sonra normal ortaokula kayıt yaptırıyor.
Ortaokulu kolej programı, lisesi İmam Hatip programı takip eden bu okul ilginç bir şekilde Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki Teknik Eğitim Dairesi’ne bağlı… Peki bu durumda bu okulun amacı “iyi İngilizce bilen imam” yetiştirmek mi? Her yıl 6’ncı sınıfına 120 öğrenci alınan bir okul KKTC’nin imam ihtiyacının çok üstünde bir kapasite ile öğrenci kabul ediyor demektir. Amaç imam yetiştirmek değilse bu okul niye Mesleki Teknik Eğitim Dairesi’ne bağlı?
Bu okulun gerekliliği gereksizliği bir kenara, yakın gelecekte program bazında ciddi bir kriz yaşanacağı kaçınılmaz. Milli Eğitim Bakanlığı da “çocuğu kucağımda buldum” anlayışından sıyrılıp bu okulun geleceği ile ilgili bir planlama yapmak durumundadır.
Aksi durumda okulun ortaya çıkışında olduğu gibi birileri gelir sorunu çözer, biz de arkalarından bakarız ve geriye kalan sorunlarla boğuşmaya devam ederiz.