Gene başımızı deve kuşu gibi kuma soktuk! Gene bize özgü şu akıl tutulmasına uğradık! Gene Dünya bir yana biz bir yana düştük! Ve gene başladık: “Önce sorun yaratıyor sonra arkasından koşuyoruz!” Ve aslında biz yarattığımız sorunlarımızla yaşıyor bozduğumuz düzensizliklerden nemalanıyoruz!..
“İstikrarsızlıktan, can sıkıntısından, saçmalıklarımızdan söz ediyorum! Nedenini izah edeyim:
EĞER bugün Doğu Akdeniz’de kopacak bir savaşa an kalmışsa bunun nedeni Kıbrıs odaklı çözümsüzlük nedeniyle siyasi sorun haline gelmiş adadaki Türk-Rum anlaşmazlıklarıdır! Anaları “Türkiye-Yunanistan” taraflarının sonunda Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarının hak ve paylaşımlarından dolayı yaşanmakta olan anlaşmazlıklarıdır.
Ki Yunanistan İonya denizinde karasularını 12 mile çıkarmaya çalışıyor! Rum tarafı AB’e çağrıda bulunarak Türkiye’ye yaptırımların uygulanmasını istiyor! Her gün bir deniz alanında hem Türkiye hem Yunanistan navtex ilan edip ASKERİ tatbikat yapıyor!
Ve asıl ciddi sorun, Fransa’nın, bir zamanlar TC’i desteklerken şimdi Rum-Yunan ikilisinin yanında yer alan İtalya’nın, Mısır’ı da aralarına alarak oluşturdukları askeri ittifakla tatbikatlar gerçekleştirmeleri!
(Avrupa’da Türkiye’ye karşı çıkmayan ve tarafsızlığını sürdürürken arabuluculuk görevi de yürüten bir tek Merkel’li Almanya kalmıştı ama o da dün tüm AB Ülkelerine çağrıda bulunarak Yunanistan’ı desteklemekle yükümlü olduklarını açıkladı! Doğrusu beklenmeyen bir ağız değiştirme oldu. Bu durumda Türkiye AB nezdinde yalnız kaldı!) ***
BİZE dönüyorum: Tüm bu olaylar Büyük Okyanus’ta cim karnındaki bir küçük adada yaşanmıyor! Gitgide çıban başına dönüşmüş Kıbrıs’ın çevresinde ve Kıbrıs siyasi sorunu nedeniyle Kıbrıs odaklı yaşanıyor!
Fakat biz seksen milyonluk Türkiye’yi ayağa kaldıran, seferberliğe sokan bu savaş tehditli gelişmelere başımızı çevirip bakmak gereğini bile duymuyoruz!. Gazetelerin iç sayfalarında bir iki haberle geçiştiriyoruz…
FAKATTT! dışımızda kopan kıyamete yönelik ilgisizliğimize karşın içimizde fırtınalar yaşıyoruz! Tüm dikkatlerimizi bizim için asıl ve çok büyük olan “olaya” veriyoruz! Hem de dosta düşmana, “savulun seçim geliyor” derken, KKTC’nin dört bir yanını seçim kampanyaları için “navtex” ilan ederek!..
Kİ bu seçim bir süre daha bekleyebilirdi! Çünkü:
Bu gün oldu hâlâ 1 Eylülde nasıl açacaklarını (erteleyebilirler) tedrise nasıl başlayacaklarını, olanakların yeterli olup olmadığını bilmediğimizce, “okullar açılacak” deniyor..
ÖTE yandan üniversite öğrenimi için bu yıl dıştan gelecek 8 bini aşkın öğrenci bekleniyor! Aramıza karışacak bu öğrencileri kabul etmeye hazır mıyız? “Bizde virüs yoktur” demek yetmez. Yetmediğini vakaların artmasından anlıyoruz!..
Geçtiğimiz gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sucuoğlu açıkladı: KKTC’de virüs nedeniyle 2 ayda 4 bin 408 kişi işsiz kaldı! 6 ayda 95 işyeri kapandı, kapanmalar devam ediyor. Türk parasının döviz karşısında alış gücünü de yitirdiğini düşündükte durumumuzun “berbat” olduğu ortada değil mi?
BU nedenlerden dolayı Cumhurbaşkanı seçimini sindiremiyorum. Ve adayların özellikle de Tatar’ın “seçim kampanyalarında ekonomiden söz etmesine ifrit kesiliyorum. Çünkü diyorum seçilip Cumhurbaşkanı olduğunda parmağını bile oynatmadan sarayda oturup Anastasiadis’in müzakere çağrısını beklemekten öte yetkisi olmayacaktır! Yani aslında bugün seçim kampanyası vaatlerinin asıl icraat ve tatbikat yeri şimdilerde görevlisi olduğu o Başbakanlık koltuğudur! Bırakıp gitmekle KKTC kurtulmaz! *** KISACA TAKILDIĞIM: (TATAR SEÇİLİRSE!..)
ÖTE YANDAN: Neden bu koalisyon hükümeti hâlâ bozulmadı dediğime nazire sonunda bombayı patlattılar! “Virüs nedeniyle yurt dışından gelenlere 12 günlük karantina uygulaması yapılsın yapılmasın” derken Tatar’la Özersay ayrı gayrı düştüler şimdi seçim kampanyalarında birbirlerini işaretleyerek karşılıklı suçlamalarda bulunuyorlar!
ASLINDA olacaktı, geç bile kaldılar! Ve bundan sonra dahası da olacak! Şöyle ki şayet Tatar seçilirse gündeme boş kalacak Başbakanlık gelecek! Ve tabi ki yerine Özersay konamayacağından büyük olasılıkla görevi Taçoy yüklenecek!.. Ve ilahi…
YANİ hükümet ne olacak demek istiyorum da yoksa bir “erken milletvekilliği seçimi daha mı?” Ne doymak bilmezmişiz seçimlere, bu ne iştaha ne iştaha!.
































