Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

GECEKONDU YAPININ, KOMEDYEN AKTÖRLERİ…

Bizler kendimizi virüsün felaketlerine kaptırdık gidiyoruz ama diğer yandan ipin ucu fena kaçmış durumda.

Güvenmek istiyoruz, inanmak istiyoruz, olmuyor. Tıbbi önlemler yeterli mi, toplumun profiline hakim olacak test sayısına sahip miyiz, açılımlar başladı yayılmalar da başlar mı, gizli pozitifler var mı, ne kadar, bilmiyoruz, bilemiyoruz…

Sözlerine güvenmek istediklerimiz her biri bir telden.

Hekimler bile… Yapılan hızlı testlerde sorun olduğunu söyleyeni bir başkası anında yalanlıyor.

Sağlık Bakanı bu yıl eğitimin bitmiş olduğunu söyler söylemez, Başbakan “Sağlık Bakanı yanlış yaptı” diyor.

Sonra bin bir türlü kıvırma, bilmem kaç bininci defa “yanlış anlaşıldım” lafları. Aptal sanıyor bizi galiba.

Üstünde aylarca çalışılmış Bulaşıcı Hastalıklar Yasası’nı yok farz ederek başladıklarında zaten başımıza gelecekleri anlamıştık…

Böyle bir salgınla mücadelenin en önemli ayaklarından biri halka güven olması gerekirken, kamu iletişimi maskaralığa döndü. Halkın önüne hiç çıkmaması gereken siyasiler, aksine otoriteyi susturdular. Her konuda kopyaladıkları Türkiye’yi bile örnek almadılar. Destekçisi, muhalifi, herkes neden Bakan Fahrettin Koca’yı takdir etti sizce? Hem hekimdi, hem tutarlıydı, açıklamaları bir tek o yaptı, güven verdi.

Muhalefet yıkıcı olmamayı seçti ancak, şöyle de bir gerçek var; başımızdaki bu bir grup insan, artık hükümet değildir.

Ne bir ortak irade ne otorite…

Halkın güvensizliği tavan yapmış durumda. Öyle ki, kimi ilan edilen yasakları takmıyor, kimi devlete olan yükümlülüğünü ödememekte direniyor. Hükümet ortakları birbirine düşmüş. Dudak uçuklatan duyumlar geliyor.

Çalışma Bakanı hala ağlıyor, “altında lüks araç olan işletmeler, çalışanları için destek başvurusu yaptılar” diyor. 9 bin tane böyle müracaat varmış. Niye acaba? Bu cesareti neren almış olabilirler?

Devletin makamlarına saygı yerlerde. Karikatür gibi söylemler, komplolarla dolu aksiyon filmi gibi olaylar, aslında içler acısı.

Bir ülkeye bundan daha büyük kötülük yapılamaz…

Hükümet etmeyi çocuk oyuncağına çevirdiler.  Devlet ciddiyeti kalmadı. Ve ciddiyetten başka her şeyi sergilediler.

En kötüsü, sürekli bir çaresizlik görüntüsü. Biri “test yok ne yapalım” derken, bir başkası “para yok, kaynak yok” açıklaması yapar. Yatın da ölün der gibi. Arada kaynayıp giden rüşvet iddiaları, hem de bir Bakan’ın ağzından. İstifalar, şunlar bunlar.

Herkes; vatandaş da, muhalefet de, hatta iktidarın destekçileri de bu sefilliği izledi gördü. Bunca eğitimli insan, bunca deneyim, birikim, sonuç gecekondudan farksız bir yapı, komedi aktörlerinden yöneticiler. Bu görüntüye layığız diyorsanız, mesele yok. Ama değiştirmeliyiz diyorsanız, o kökten olmalı.

Bundan sonrası için asıl bunun derdini çekmeli, buna kafa yormalıyız. Aynı sistemle, aynı aktörlerle devam edildiği sürece, daha iyi olmayı beklemek aptallık derecesinde saflık olur.

Malum aynı yolu yürüyenler, farklı noktalara gidemezler…