Önce bir ayı aşkın süredir Koronavirüs’e karşı Hükümetin aldığı tedbirlere halkın büyük oranda uyumu nedeniyle “tehlikeyi” çok ucuz atlattığımızı vurgulayım.
Doğrusu bu “uyumu ve basireti” beklemiyordum.. Neden mi?
Onca uyarılara karşın çevreyi kirletmeye devam eden… Onca ölümlü kazalara karşın trafikte terör estirirken hem kendinin hem de başkalarının canına kast eden…
On paralık vergi vermezken devletin sağladığı olanakları tep tepe kullanan…
İçmeye ayranı yokken en lüksünden araba satın alan…
Kredini borcunu da ödemediğinde “zavallı mazbata mağduru” durumuna düşen…
Bizatihi kendisinin önüne gelene attığı kazıkları düşünmeden, sürekli yediği kazıklardan şikâyet eden…
Evinin temizliğinden inşaatındaki işçisine.. Hastasının bakımından marketindeki tezgâhtarına kadar 3. Ülke insanlarıyla TC’lileri çalıştırırken… Ve hayvanının, tarlasının, bahçesinin idamesini bile dıştan gelen ve ekmek parasına çalışan insanlara yaptırırken… Ayni kişinin “defolup gitsinler” dediğinin…
Yanlarında sigortalılar kadar da kaçak iççi çalıştıran…
Her yıl diktiği fidanların kat katı kadar ağacı yakan…
Eğer bir çıkarı bir kazancı yoksa hiçbir siyasi partiye sempati duymayan…
Bilmediği hiçbir şey olmayan…
“KIBRIS Türk insanı…” Hayret ki hayret Koronavirüs “olayını” “bravo” denilecek bir iltifatta o kadar ciddiye aldı ki bir daha bravo!
…BAKIN Türkiye’deki Türk bunu yapamadı! Hâlâ da yapmamakta direniyor ki dünyada ölüm vakaları azalırken Türkiye’de berdevam…
Çünkü onların da felsefelerinde “Türk korkmaz, Türk’e bir şey olmaz” yazar! Üstelik Allah’a sığınarak! KISACA işte bu insan unsurumuzla virüse karşı başarılı bir sınav verdik!
Bu arada diğer gazeteci refiklerime ben de katılıyor ve diyorum ki “KKTC’i Dünya Sağlık örgütünün, AB’nin gözüne sokmalıyız. Tabi önce komşumuzun! Fakat:
***
ORHAN Veli “hiçbir şeyden çekmedi nasırından çektiği kadar” diyordu bir şiirinde.. Ki yukarıda tefe koyup çaldığımız Kıbrıs Türk insanı nice deryalardan, dağlardan ovalardan bin bir meşakkatle geçip geldi ama gün geldi bir karış suda boğuldu!
NİTEKİM virüse karşı kazandığı zaferinin tadını bile çıkarma fırsatı bulamadan Başbakan Tatar, bu kez de gerçekte hiç şaşmadığımız aksine “ne zaman feryat edecek” diye merakla beklediğimiz açıklamayı yaptı:
Çok özetle “Devlet bu ay 200 milyon TL topladı, dipteyiz” dedi!
Kaç zamandır bu itirafı bekliyordum.
Bir Tv. programında soruları yanıtlarken söyledi bunu Başbakan Tatar:
Biraz şaştım çünkü ben bu olağanüstü koşullarda hazineye akan bu 200 milyona baktığımda yeme de yanında yat diyorum!
Demek ki az da olsa hâlâ memleketin “sosyoekonomik” çarkları dönüyor..
Nitekim Tatar da “umudunu sürdürürken üç beş ay sonra ekonominin de rayına oturacağını söylüyor…”
AYNEN izafiyet teorisinin anası sayılan Zenon’un paradoksları gibi ama!
“Zannedilenin” aksine aslında ne “atılan ok hedefine ulaşmıştır” ne “ünlü Yunan maratoncusu Aşil kaplumbağa ile yaptığı yarışı kazanabilmiştir!..” Kısaca Aşil bir adım atarken, Kaplumbağa da bir tırnaklık adımını atmıştır… Zaman içinde hiç kapanamayan mesafe işte!
Kİ KKTC’nin kaderinde bu nedenle Türkiye çok önemli yere sahiptir. Tutun ki velinimetimizdir.. Her halde Tatar da “kesilmeyen umutla” hep Ankara’yı düşünerek yapmıştır itirafını… Nasılsa para akışı sağlanır “inancında” demeliyim…
































