Böyle durumlarda aidat duygusu da değişiyor herhalde.
İnsanoğlu nerede, hangi coğrafyada, hangi ülkede ve hangi bölgede yaşarsa yaşasın kendini “yerel” olmaktan çıkarıp “evrensel” bir aidat duygusuna kapılıyor.
Çin’in Wuhan bölgesinde, öte yandan İtalya’nın Lombardiya bölgesinde yaşayanlarla aynı sorunu paylaşıyor insanlar.
Bir film çekimi için Avustralya’da bulunan ünlü sinema oyuncusu Tome Hanks da aynı salgın hastalığa yakalanıyor, Kıbrıs’ın herhangi bir bölgesinde yaşayan bir polis de.
Her ikisinin “kader” i de aynı…
…
“Kader” sözcüğünü tırnak içine almamızın nedeni, bu sözcüğün dini bir içeriğe sahip oluşudur.
Buna göre kaderin önüne geçilemez.
Herkesin kaderi doğarken yazılmıştır!
Gerçek değildir; uydurmacadır bu izahlar.
Ne salgın şeklindeki hastalıklar ne başka şeyler kader değildir.
Bu dünyayı kirleten insanoğludur ve temizleyecek olan da odur…
…
Kadere inanılacak olursa, bu salgın döneminde ibadetini dini mekanlarda yapmak isteyenlere karışılmaması gerekiyor.
Dini istismar edenlerin böyle zamanlarda bilime sarılmaları, ateistlerin öçlerinin alınmasından değil; tek çarenin bilimde olmasındandır; onların da kötü zamanlarda sığınacak yerleri akıl ve bilimdir…
…
Demek istediğimiz, insanoğlu felaketler karşısında etnik kökenini ve dini inancını bir yana koyabiliyor; hiçbir ayırım gözetmeksizin herkesin insan olduğunu ve aynı gezegen üzerinde yaşadığını ve aynı canlı türünden olduğunu hatırlayabiliyor…
…
Salgınöncesi İtalya’dan yükselen operalara, söylenen şarkılara kimse kulak kabartmazken, şimdi dünya kim ne söylüyor, ne yapıyor diye merak içinde.
Wuhan’da neler olup bittiğinden tutun da, İngiltere’de, İspanya’da neler olup bittiği konusunda herkes aynı yürek çırpıntısı içinde.
Dünyanın neresinde kaç kişinin hastalığa yakalandığından, kaç kişinin öldüğünden herkes haberdar.
Washington, Londra, Madrit, Roma ve Lefkoşa sokakları birbirine benziyor; hepsi de boş sokaklar.
Hastanelere kaldırılanlar aynı salgın hastalıklardan kaldırılıyorlar; tedavileri aynı, aradıkları çare aynı…
…
Böyle zamanlarda kimilerinin yüzlerindeki maske tamamen düşüyor.
Türkiye’de yapılan salgın zirvesinde ayırımcılık yapılarak, Türkiye Tabipler Birliği ve CHP gibi kimi kurum ve kuruluşlar kendi ülkelerini ve insanlığı ilgilendiren bu zirveye davet edilmediler.
“Reis” yine bildiğini okudu!
Böyle bir durum böyle bir zamanda nasıl izah edilebilir?
Çok yazık.
Bunlar insanlıktan ayrı düşen insanlar mı, başka gezegende mi yaşıyorlar, ne diyelim bilemiyoruz…
































