Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BÖYLE BİR DÜNYANIN İÇİNE…

Savaş ya da ortalığın karışık” olduğu dönemlerde insanlar evlerine kapanırlardı, bu salgın döneminde olduğu gibi.

O dönemlerdeki koşullarla bu günlerdeki koşullar tepeden tırnağa farklı.

Evlerde çok az sayıda telefon vardı.

Televizyon zaten parazitliydi.

Her kafasına esen istediği saat banyo bile yapamazdı.

Evlerde banyo yapmak belirli günlere ayarlanır, banyo yapılacak yer hazırlanır, ev ahalisi birer birer banyosunu yapmış olurdu; bir defada.

Geceleri karartma uygulanırdı.

Yetişkin erkeklerin hiçbiri evde bulunmaz, kışlalarında, mevzilerinde, nöbetlerinde olurlardı.

Evler kadınlara ve çocuklara kalırdı; sokaklar bomboş…

Kriz masaları adı altında yönetim şekilleri yoktu o dönemler.

İletişim araçları bugünkü gibi olmadığından herkesin birbirinden haber alması çoğu zaman imkansızlaşırdı.

Ferdi Sabit Soyer dostumun bir konuşmasında dediği gibi “imkansızın üstüne yürümektir önemli olan.”

Bilerek ya da bilmeyerek imkansızın üstüne yürünürdü hiçbir imkan olmadan…

Şimdiki imkanlar o dönemlerde olsaydı belki de birçok şey değişmiş olacaktı.

Sosyal medya o karanlık günlerde de olmuş olsaydı mesela, kim bilir mevzilerden kurşun sıkmak zorlaşacaktı…

Bugünkü gibi değildi.

Hiçbir olanak yoktu.

Bölüğüne, kışlasına, mevzisine giden birinden günlerce haber alınamayan bir dönemdi.

İnsanların yerine kum torbaları, tel örgüler ve namlular konuşurdu.

Tek kanallı yayınlardan hakim görüşler bombardımana tutardı zihinleri ve farklı görüşlerin yeşermesine olanak bile kalmazdı…

Ernest Hemingway gazetecilik yaptığı yıllarda savaş alanlarındaki cepheleri dolaşıyor ve gözlemlerini romanlarına aktarıyordu.

“Silahlara Veda” adlı romanı bunlardan biridir.

Savaşı ve aşkı bir arada işleyen yazar gün gelecek Bu çağdaki savaşlar için ölmek; insana ne onur kazandırır, ne de şeref,  bir hiç uğruna geberip gidersin”  diyecekti.

Savaşlarda bir hiç uğruna ölmekten daha beter daha amaçsız ölümler de vardır.

Salgın hastalıklara sürüklenip ölmek gibi.

Kitleler halinde; sorgusuz sualsiz.

Amaçların, prensiplerin, ilkelerin, anayasaların, çeşitli düzenlerin uğruna değil!

Bir hiç uğruna.

O kadar bir hiç uğruna ki, cenaze töreninize kimseler gelemiyor.

Cesetiniz  bile diğer ölenlerin yanına gömülmüyor…

Dünyayı sarıp sarmalamış olan bu ölümcül salgın hastalık döneminde evde kapanıp dururken, birçok şeyin ne kadar değersiz; normal zamanlarda hiç değer verilmeyen bazı şeylerin de ne kadar değerli olduğu anlaşılıyor.

Milyarlar harcanan ölümcül silahlar şimdi ne işe yarar?

O silahlar bir salgın karşısında ne kadar değersiz, ne kadar aciz!

O İHA’lar,

O SİHA’lar,

O tanklar toplar ne işe yarar?

Tanı cihazı bir kit’e ve sadece bir ilaca, bir aşıya kilitleniyor dünya…

Böyle bir dünyanın içine…