Uygarlık, dünyalılık, uzlaşma, ortak zenginliğin paylaşılması, barış, sevgi, kardeşlik, mutlu ve refah içerisinde yaşama, hayattan zevk alma dururken, bu kavramlar karşıtı; savaş kışkırtıcı, kin ve nefret tohumu salıcı iştahları, nefesleri, ömürleri tükenesiceler ise hala nelerle uğraşıyorlar. Gerçekten hayret ediyor insan.
Hep nutuk, hep hamaset, hep şovenizm… Gına geldi. Usandık bıktık artık.
Kırk yılın başı doğru bir laf edecek olsa bile böyle samimiyetsizler, yine de kusasımız geliyor. Hiç inandırıcı değilsiniz. Maske olarak takındığınız o “sahte örgütler” altında, çirkin yüzleriniz sırıtıyor. Ne kadar da zifiri karanlıklarda dolaşmaya kalksanız, doğruluğun, dürüstlüğün aydınlığı, maskelerinizi görünmez kılıp, gerçek yüzünüzün görünmesini sağlıyor.
Alışmışsınız. Tecrübeler ile sabit nasıl olmasa! Siyasete adım atmak için, önce bir spor kulübü ya da bir dernek başkanlığı yapmanız gerekiyor. Uzatılan her mikrofona konuşacak, her gördüğünüz kamera karşısında arz-ı endam edeceksiniz. Sayıları yirmiyi bulan gazetelerimiz de haber sıkıntısından, yaptığınız bu saçmalıkları alıp manşetlerine taşıyacaklar. Aklılarınca onların da hesapları başka, tiraj artıracaklar.
Sağlık konusunda faaliyet gösteren ama aslında amacı ticaret olanlar, asli görevlerinin aksine, sahte ve safsata kuruluşlar olduklarından, şahsi çıkarları için, sağlığa bile o çirkin, kan kokan politikalarını karıştırmakta hiçbir sakınca görmemektedirler. Maksat; konuşma olsun. Hep aday olup ilk sırada, halkın takdiri ile son sırada sandıktan çıkan bu kişilere, birileri tuttukları bu yolun, yol olmadığını söylemelidir. Ters tepiyor arkadaş!
Diğer taraftan, bu hamasetçilere inat, iki toplumlu sağlık gönüllüleri, açıklama yaparak: “İki toplumlu Enfeksiyon Hastalıkları Alt Komitesi üyelerinin, Kuzey’de son zamanlarda Batı Nil Virüsü salgını tespit edilmesinin ardından temasta bulundukları” bilgisini kamuoyuna açıklayabiliyorlar. Bu insanlarımız, bilgi teatisinde bulunup, aralarında “açık iletişim hattı” da kurabiliyorlar.
Ne güzel!
Yukarıda size okumuş olduğum iki ayrı haber hakkındaki hislerimi aktardım.
Birini okuyunca tiksindim. Tüylerim diken diken oldu. Diğerini okurken ise imrendim. İçim neşe ve umut ile doldu.
Bu kör lilliyetçiler, hala daha sinek milletinin sınır tanımadığını, güney taraftan gelen sineğin kuzey taraftakini, kuzey taraftan gelen sineğin de güney taraftakini sokup “Batı Nil Virüsü” ile öldürebileceğini kavrayamamışlar. Amacı da, güya, sağlık ticaretinden para kazanmakmış bir de! Sevsinler!
KKTC kurumları, kuruluşları, demokratik toplum örgütleri, büyük olasılıkla, bu tür zihniyetliler yüzünden hayır etmiyordur belki de!
Birçok Rumun, KKTC özel hastanelerine gelip hizmet aldığı biliniyorken, onlara kin ve nefret kusarak, hakaretvari açıklamalar yapmak, neyin aklıdır yahu?!
İşte bu akılda olduğunuzdan, halk sizin gibilere her seçimde soldan sıfır çekmeyi büyük bir zevk haline getirmiştir.
Oh olsun!
Sineğin bile daha akıllı oldukları, zaten siyaset yapmasın.
































