Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DOĞAL GAZ KONUSU, MÜZAKERELERİN VAZGEÇİLMEZ MADDESİ OLACAK

Kim ne derse desin, Türk tarafının, hidrokarbonlar konusunun Kıbrıs konusu içinde yer alması tezi hayata geçecek gibi görünüyor.

Hali hazırdaki ihtilaflı durumun, Türkiye ve Kıbrıs Türk taraflarının da olduğu bir uzlaşma gerektirdiği açık.

Şimdi bu unsurun, uluslararası çevrelerce de kabul görmeye başladığına dair işaretler var.

Mevcut saçma dayatmalarla devam etmenin, hem siyasi, hem de ekonomik açıdan çözüm olmadığını anlıyor gibiler.

Bölgede hakimiyet kurma iddiasındakiler de, Türk tarafını daha fazla görmezden gelemeyecekler.

Dahası, hani “buza yazı yazma” hikayesi gibi, yatırımcıların da çekinceleri var.

Cumhurbaşkanı’ndan geçen ay, hidorkarbonlar konusunda Kıbrıs’taki iki toplumdan eşit sayıda üyenin katılımıyla oluşacak BM gözetiminde bir komite kurulması önerisi geldi. Türkiye de öneriyi desteklediğini derhal açıkladı.

Rumlar anında reddetseler de, dış çevrelerde değerlendirildi.

Ardından yine Cumhurbaşkanı’nın, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e yazdığı mektup açıklandı. Orada da Sayın Akıncı aynı kararlılığı yinelemişti.

Bir yandan hidrokarbon konusundaki gelişmeler, diğer yandan Kıbrıs’ta çözüm çabalarındaki çıkmazın, Doğu Akdeniz’deki gerilimi artırdığını vurgulamış, adanın enerji kaynaklarının bizim için de “hayati çıkarlar” olduğunu, Anastasiadis’in Kıbrıs Türklerini bunun dışında tutma gayretinin de kabul edilemeyeceğini belirtmiş ve bunun siyasi eşitliğin özüne aykırı olduğu örneğini vermişti.

Genel Sekreter’den de Rumların çözüm zemininden neyi kastettiğinin ortaya çıkması açısından, 5’li toplantı çağırmasını istemişti.

Anastasiadis’in bunu kabul ettiği açıklandı. Şimdi önce ikili görüşme, ardından 5’li konferans hazırlanıyor.

Bizim taraftan çok fazla bir bilgiye ulaşmak mümkün olmasa da, Rum basınından okuduklarımızı yorumlayabiliyoruz.

Kathimerini,  ABD ve İngiltere’nin, Genel Sekreter Guterres’le mevcut çıkmazın ortadan kaldırılması konusunda uzlaştığını yazdı.

Haber aynen şöyle; “Sonbaharda, Crans Montana’daki gibi çökme tehlikesi olmadan sonuna kadar; yani katılımcıların, garantiler olmadan, sürdürülebilir güvenlik sistemi ile iki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümü olup olamayacağı sorusuna cevap vereceği noktaya, olamazsa da başka çözümler aranması noktasına kadar gidilecek”…

Federasyon fikrinin tamamen ortadan kalkmasını savunan Fileleftheros, daha açık yazmış… “Uluslararası aktörler,  hidrokarbonların diken teşkil ettiği ve çabayı zorlaştırdığı görüşünde… Hidrokarbonlar konusundaki gerilimin diyalog yoluyla, yani Kıbrıs müzakerelerine bu başlığın eklenmesiyle azaltılabileceğini değerlendiriyorlar”.

Aslında bakarsanız, Anastasiadis bile, BM Genel Sekreteri’ne yazdığı müzakereler konusundaki mektubun içeriğinde kaçınılmaz olarak hidrokarbonlardan söz ediyor.

Hatta Münhasır Ekonomik Bölge’lerin belirlenmesi konusunda detaylar bile yazmış. İddiaları Türk tezleriyle uyuşmasa da, MEB’ler zaten ikili anlaşmalarla belirleniyor.

Müzakere edilmeden kimsenin dayatma yaparak bir yerlere varması mümkün değil.

Yani artık iki konunun birbirinden ayrılamayacağı ortaya çıkmış durumda.

Türkiye de, KKTC de bu coğrafyada ve yerlerinden oynatılmaları ya da yok sayılmaları mümkün değil.

Olan budur.

5’li konferansla ilgili verileri taradığımda gördüm ki, bu tartışmalar defalarca yapılmış. Olacaktı, olmayacaktı, içeriği ne olacaktı falan…

Ancak şurası çok açık ki, bu defa farklı. Doğal gaz konusu Kıbrıs meselesine bugüne kadar hiç olmayan bir boyut katmıştır.

Hele de Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılması hakkında konuşan Rusya Daimi Temsilcisi Yardımcısı Dimitry Polyansky’nin “Rusya’nın Güvenlik Konseyi üyesi olarak, bazı kendi talepleri karşılanmazsa çözümü havaya uçurabileceği” iması var ki, tüm tarafları bir çözüm yolunda düşünmeye zorlayacak cinsten.

Yıllar içinde kaybolan ilgi, bir şekilde ister istemez geri geliyor.

Hadi bakalım hayırlısı…


YERİN KULAĞI VAR

DÜĞÜM ANASATASİDİS’TE: Fileleftheros gazetesi Anastasiadis’in, “hayatının zarını atmaya hazırlandığını” yazdı. Ancak yorum ilginç, Anastasiadis “Ada’yı çözecek ve Türkiye’nin etki alanına sürükleyecek” bir anlaşmaya imza atacakmış. Perde gerisi tüm çalışmalar, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dağılmasıyla ilgili”ymiş. Yani kastettiği federasyon. Bu formüller “Kıbrıslı Rum çoğunluk, cılız Kıbrıslı Türk azınlığa mecbur bırakılacak”mış. Federasyon fikrine karşı tezlerini nasıl da geliştirmişler. Federasyon istemek, hainlikle eşdeğer…

 SUÇLUSU BİZ MİYİZ?: AKEL Genel Sekreteri Kiprianu Yenidüzen gazetesine verdiği röportajında, “Akıncı’nın son önerilerinden çoğu, Kıbrıs sorunu çözülmüş olsaydı kabul edilebilecek şeyler” olduğunu söylüyor. Bize göre, Kıbrıs Türk toplumunun ve Türkiye’nin doğalgazla ilgili bazı endişelerine yanıt verilmesi gerekir” diyen Kiprianu; “Gerilim kimseye yardımcı olmuyor, kimseye hizmet etmiyor, ne Türkiye’ye, ne Kıbrıslı Rumlara, ne Kıbrıslı Türklere. Bir an önce bir yolunun bulunup bu gerilime son verilmesi gerekiyor” diyor. İyi de bunun bir tek yolu var, gerçek anlamda siyasi eşitlik. Buna ne diyorsunuz Sayın Kiprianu?

30 MİLYON EURO İSTİMLAK PARASI: Rum Yönetimi’nin, malını istimlak ettiği bir Kıbrıslı Türk’e 10,3 milyon Euro ödediği bildirildi. Rum Hazine Dairesi’nin raporuna göre, Rum Yönetimi geçen yıl da özel ve tüzel kişilere istimlakler için toplam 30 milyon Euro ödemiş. Bunların arasında basına yansıyan isimlerin, kuzeyde eşdeğerden mal almayan ve özellikle yurt dışında yaşayanlar olduğu biliniyor. Ama yansımayanlar da var demek ki. Aralarında güneydeki malları için kuzeyde feragatte bulunanlar olup olmadığı, acaba bizim makamlar tarafından da takip ediliyor mu?

İNSAN CANINDAN KIYMETLİ Mİ?: Yıllardır sivrisineklerle mücadelede bir arpa boyu yol alamadık. Yok sıkılan ilaçlar hayvanlara zarar veriyormuş, yok doğayı kirletiyormuş diye diye bu günlere geldik. Aslında bu tepkiler belediyelerin de işine geldi, masraftan kurtuldular. Ve bugün geldiğimiz nokta ortada. Dünyada bu meretlerle nasıl mücadele edilir hiç mi bilmiyoruz. İlle birilerinin ölmesi mi gerekir tedbir almak için… Ha, bu arada, belediyeler püskürtmeyle ilaç yapmayı yasakladılar, ama oteller yapıyor, bu nasıl iş?

KOMİTE SKANDALI: Şu MOBESE’leri en çok isteyenlerden biriyim. Sokaklardaki suçluları caydıracağına inanırım. Bunun için dünyadaki örnekleri de oturup inceledim, gerçekten suç oranını düşürüyor. Ama be kardeşim bu ne? Dışişleri Bakanı yer belirlemenin suçunu ilgili şirkete atmış. Peki ya o Komitedeki arkadaşlar, kent planlamasına, çevre düzenine hiç mi bakmamış? Üstelik Şehir Plancıları Odası, geçen yıl tam da bu konuda bir rapor göndermiş kendilerine. Bakılmamış tabii, şirket de kafasına göre takılmış, şimdi de günah keçisi yapılıyor. Ne kolay……

İÇİNE EDİYORUZ: Sözde emirname çıkaracaklardı da doğu bölgesinin de tıpkı Girne gibi olmasını engelleyeceklerdi. Bırakın engellemeyi daha çok azdırdılar. Emirname bahanesiyle yüzlerce beton blok o güzelim sahillerde yükselmeye başladı. Sistem “bırakın yapsınlar, bırakın diksinler” sistemidir. Bakana sorsanız mutlaka bir bahenesi olacaktır. Zaten müteahhitlerin de bu emirname konusunda ilk günkü gibi ses çıkarmamalarından birşeylerin ters gideceği belliydi. Kurulduğundan bu yana, Emirname değişiklikleri için, plansız büyüme için demeç üstüne demeç veren HP’nin bir bakanı yaptı hem de.


ZİRVEDEKİLER

Kutlay Erk: “Protokol ve içeriği kamuoyunda halen tartışılıyor. Ancak, protokolun öngördüğü program o kadar yoğundur ki uygulanamayacaktır; hele bu dönemde Meclis’in bütçe görüşmeleri maratonunu da yapacağı gerçeği varken, bu işlemlerin uygulamaya geçmesi olası değil. Bunun tek izahı, halkı aptal yerine koymaktır, ikinci bir izahı varsa muhataplar söylesin”…

DİPTEKİLER

Söyleyin De Bilelim: Ülkeye füze düşer, Başbakan’nın haberi olmaz ama çıkıp, “büyütülecek birşey değil, fazla konuşup da turizme zarar vermeyelim” der. Vatandaş sinek ısırığından ölür, hastanede 9 kişi daha yatar, Sağlık Bakanı çıkıp, “endişeye gerek yok” der. Keşke bu efendiler çıkıp, neyi büyüteceğimizi, nelere endişe duyacağımızı da söyleseler de biz de boşuna teleşlanmasak…