Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Batı Nil Virüsü teşhisiyle hastanede bulunan Hilmi Bolel hayatını kaybetti

Sağlık Bakanlığı, Batı Nil Virüsü teşhisiyle Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Genel Yoğun Bakım Servisi’nde tedavi gören Hilmi Bolel (E-62) bugün hayatını kaybettiğini; 7 kişinin de kontrol amaçlı hastanede tutulduğunu açıkladı.

Yazılı açıklama yapan Sağlık Bakanlığı, Hilmi Bolel’in kardiak ve solunum arresti sonucu kaybedildiğini duyurdu ve Bolel ailesine başsağlığı diledi.

Batı Nil Virüsü’ne karşı gerekli koruma tedbirlerinin alındığını bildiren Sağlık Bakanlığı, vatandaşlara evlerin ve bahçelerin etrafında birikmiş ve bir haftadan fazla bekleyen su kaynaklarını ortadan kaldırma, su depoları ya da varillerin üzerini kapatıp, kovalarda bekleyen suları sık sık boşaltma çağrısında bulundu.

7 KİŞİ DAHA HASTANEDE… TAHLİLLER TÜRKİYE’YE GÖNDERİLDİ

Açıklamada dün itibariyle 7 kişinin daha kontrol amaçlı hastanede tutulduğu, hastaların kan ve BOS örneklerinin Türkiye’ye gönderildiği, sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağı bildirildi.

Ülkede hastalığın kontrolüne yönelik olarak Sağlık Bakanlık tarafından yerel yönetimler ve ilgili kurumlarla işbirliği içinde tüm gerekli koruma tedbirlerinin alındığı kaydedildi.

VATANDAŞA UYARI

Sağlık Bakanlığı açıklamasında, sivrisineklerin yol açtığı hastalığa karşı önlemler çerçevesinde vatandaşların ne yapması gerektiğine de yer verildi ve şu uyarılarda bulunuldu:

“Sivrisinekler, üremek ve çoğalmak için uygun su kaynaklarına ihtiyaç duyar. Bu su kaynakları, sazlık, bataklık, göl gibi doğal alanlar olabileceği gibi bahçemizdeki bir saksının dibinde, kullanılmayan bir araba lastiğinde ve plastik bir kovada bekleyen su birikintisi de olabilir. Evlerimizin ve bahçelerimizin etrafında birikmiş ve bir haftadan fazla bekleyen su kaynaklarını ortadan kaldıralım. Su depoları ya da varillerin üzerini kapatıp, kovalarda bekleyen suları sık sık boşaltalım. El arabaları vb. ekipmanlarda bekletilen suları boşaltalım. Çatı yağmur su oluklarını temizletelim. Saksı diplerinde bekleyen suları boşaltalım.”

Batı nil virüsü nedir?

Ana konağın vahşi kuşlar olduğu Batı Nil Virüsü, sivrisinek sokması ile bulaşan bir tür viral enfeksiyondur. Culex cinsi sivrisineklerin sokması ile insanlara bulaşan hastalık, kişiden kişiye direkt olarak bulaşmaz. Kirli sularda, foseptiklerde üreyen bu türe ait sivrisinekler geceleri kan ile beslenirler. Ülkemizde de var olduğu bilinen Culex türü sivrisineklerin bulaştırdığı virüs özellikle atlar ve insanlar üzerinde etkilidir. Potansiyel olarak insan yaşamını tehdit eden Batı Nil Enfeksiyonu, pek çok nörolojik semptoma yol açar. Tek zincirli bir tür RNA virüsü olan Batı Nil Virüsü, dünya çapında farklı zamanlarda pek çok ülkede ani salgılara yol açmıştır. Dış ortama dayanıklılığı bulunmayan virüsün insana bulaşması ancak sivrisinek ısırığı ile mümkündür. Ancak ender olarak, kan transfüzyonu ve organ nakli ile bulaştığı da görülmüştür. Doğum sırasında ya da emzirme ile anneden bebeğe geçtiği de bilinmektedir. Son konak olan insanlara bulaşan virüsün inkübasyon periyodu ya da farklı bir deyişle kuluçka süresi 2 ila 15 gün kadardır. Pek çok vakada hafif şiddette seyreden Batı Nil Enfeksiyonu, bazı vakalarda asemptomatik seyredebilir yani hiçbir belirti göstermeyebilir. 50 yaş ve üzeri kişilerde hastalığın seyri çok daha hızlı ve etkilidir.

Batı nil virüsü belirtileri nelerdir?

Kişinin hastalık taşıyan sivrisinek tarafından ısırılmasının ardından virüsün ilk belirtilerini göstermesi yaklaşık olarak 2 ila 15 gün sürer. Enfeksiyon, kuluçka süresinin ardından farklı klinik bulgulara sebep olur. Bazı vakalar hiçbir belirti göstermezken bazıları yatarak tedavi gerektirecek ve hatta ölüme yol açacak kadar ciddi seyirli olabilir. Batı Nil Virüsü’ne bağlı olarak gelişen hastalıkta çoğu zaman ilk görülen belirti baş ağrısıdır. Çoğunlukla grip benzeri semptomlarla ortaya çıkan Batı Nil Virüsü belirtileri arasında baş ve sırt ağrısı, ani yüksek ateş, hâlsizlik, mide bulantısı, kusma, ishal, kaslarda güçsüzlük, deride kızarıklık ve lenfadenopati olarak bilinen lenf bezlerinin aşırı şekilde şişmesi gibi semptomlar yer alır. İleri vakalarda ise semptomlar arasında, santral sinir sistemi tutulumuna bağlı olarak uyuşukluk, boynu dik tutamama, zihin bulanıklığı, kas seyirmesi ve dışarıdan görülecek şekilde titreme, koma, konvülsiyon olarak bilinen geçici nörolojik işlev bozuklukları, menenjit, ensefalit, ataksi ve felç de görülebilir. Özellikle 0-18 yaş arası çocukların cilt yüzeylerinde benekli kabartı ve döküntüler de sıklıkla görülmektedir. Ciddi enfeksiyonlar miyokardit olarak bilinen kalp kasının iltihaplanması, pankreatit yani pankreasın iltihaplanması ve hepatit ile sonuçlanabilir. Yapılan çalışmalar ışığında, Batı Nil Virüsü ile enfekte olan kişilerde hastalığın %80 oranında belirti göstermediği söylenebilir. Hastalığın varlığına dair belirti gösteren %20’lik dilimde yer alan semptomatik vakaların %90’ında ise Batı Nil Ateşi olarak bilinen yüksek ateş görülür. Sinir sistemi tutulumu ise toplam semptomatik vakaların %10’unda görülür. Batı Nil Virüsü’ne bağlı olarak görülen sinir sistemi tutulumu sonucunda Batı Nil Nöro İnvaziv Hastalık (BNNI) olarak tanımlanan hastalık gelişir. BNNI’nın yaklaşık %65’i ensefalit, %30’u menenjit ve geriye kalan %5’lik kesim ise akut flask paralizi olarak tanımlanan felç türü ile seyreder. Tüm Batı Nil Virüsü vakalarının %1’i menenjit, ensefalit ve felç gibi ile sonuçlanır. Ensefalit ile sonuçlanan vakaların ise yaklaşık %20’si ölümle sonuçlanırken bu oran felç vakalarında %10 ile %50 arasında yer alır. Ensefalite bağlı olarak hastalarda uykusuzluk, kas zayıflığı, bilinç bulanıklığı, depresyon, baş ağrısı şikayetleri uzun süre devam eder. Bazı hastalarda kalıcı bilişsel ve nörolojik hasarlar olabilir.

Batı nil virüsü nedenleri nelerdir?

Batı Nil Enfeksiyonu’nun ana kaynağı sivrisineklerdir. Culex türüne dahil olan sineklerin ısırığıyla memelilere bulaşan hastalığın ana konağı ise kuşlardır. Kuşlardan tekrar sivrisineklere bulaşan virüs, bu yolla yüksek viremiye ya da farklı bir deyişle virüse ait parçaların kan dolaşımına girmesine yol açar. Göçmen kuşlar ile dünya geneline yayılan Batı Nil Virüsü insanlara, sivrisinek sokması ile bulaşır. Ancak insanlarda enfeksiyon düşük viremi ile seyrettiğinden virüs, insandan tekrar sivrisineklere bulaşmaz. Hastalık, enfekte olan diğer memeli hayvanlardan insanlara bulaşmaz. Kişiden kişiye de bulaşmayan hastalık, ancak doğum ve emzirme ile anneden bebeğe geçebilir. Bunun dışında, çok nadir de olsa kan ve organ nakli ile bulaştığı bilinmektedir. Ayrıca enfekte olan kuşların dışkılarının, ciltte yer alan bir kesiye teması ile de hastalık bulaşabilir. 

Batı nil enfeksiyonu tanısı nasıl koyulur?

Enfekte olmuş kişinin detaylı öyküsü hekim tarafından dinlendikten sonra fizik muayenesi yapılır. Batı Nil Enfeksiyonu şüphesi varlığında hekim, ek laboratuvar tetkikleri ister. Klinik belirti ve bulguların durumuna göre kan testi ve omurilik sıvısı ile test yapılır. Batı Nil Enfeksiyonu’na karşı vücudun bağışıklık sisteminin ürettiği antikorlar laboratuvar ortamında saptanır. Laboratuvar sonucuna göre hastalığın tanısı hekim tarafından koyulur.

Batı nil enfeksiyonu nasıl tedavi edilir?

Batı Nil Ateşi için henüz geliştirilmiş bir aşı ya da ilaçlı tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Hastanın yaşam kalitesini yükseltmek ve belirtilerin etkisini azaltmak için farklı tedavi yöntemleri uygulanır. Batı Nil Virüsü’nün dünya çapında halk sağlığı problemine dönüşmemesi için pek çok bilimsel çalışma bulunmaktadır. Özellikle atlar üzerinde etkin çözüm sağlayan aşının kullanımına başlanması ile birlikte insanlar için de pek çok deneysel aşı ve klinik denemeler bulunmaktadır. Günümüzde insanlar için aşı çalışmaları son hızla devam etmektedir.

Batı nil virüsü’nden nasıl korunulur?

Batı Nil Virüsü’nün sebep olduğu enfeksiyonun bulaşma şekli sivrisinek ısırığı olduğundan, ısırıkları engellemek ve ilaçlama son derece önemlidir. Yurt dışı seyahatleri öncesi, hastalık salgınlarını kontrol etmek, gerekli ise böcek kovucu ilaçlar kullanmak, sivrisinek ısırıklarını engelleyeceğinden etkili bir yöntemdir. Sivrisineklerin geceleri beslendiğini göz önünde bulundurularak, riskli bölgelerde uzun kollu kıyafetler giymek, kapı ve pencereleri açmak yerine klima kullanmak ve sulak alanlardan uzak durmak da olası sivrisinek ısırıklarını engellemek için etkin yöntemlerdir. Ayrıca riskli bölgelere yapılan seyahatler sonrasında kendinizi hâlsiz, yorgun ve hasta hissediyorsanız, sağlık kontrollerinizi yaptırmayı ihmal etmeyin.