TDP Genel Başkanı Milli Eğitim ve Kültür eski Bakanı Cemal Özyiğit, 14 aylık görev süresini değerlendirdi, UBP-HP hükümeti ile ilgili düşüncelerini paylaştı:
“BÜYÜK KAYIP”: Özyiğit: Kamu reformunun son versiyonunu meclise sunduk, komitelerde görüşülmeye devam ediyor. Sendikaların bazı itirazları var ama bir an önce hayata geçmesi gerektiğine inanıyorum. Bunu hayata geçirememek bizim için bir kayıptır, çok üzgünüm
“İÇİM BURUK”: Özyiğit: HP’nin hükümetten çekildiğini açıkladığı gün, ‘özel eğitim tam gün olacak’ müjdesini vermiştim. İlkokul, ortaokul, lise ve dengi okullarda tam gün eğitime 2021 yılında geçme planlarımız vardı. Bu konuda içim çok buruk
“İNANMIYORUM”: Özyiğit: UBP’nin eğitimde bir vizyonu yok. Zaten mevcut durum onların eseri. Ne kolejlerle ilgili bakış açılarını değişmeyeceklerine ne ortaokullarda sınıfta kalma ya da çıralık okuluna yönlendirmeye el atacaklarına ne de özel eğitimde tam gün uygulamasını hayata geçireceklerine inanmıyorum
Pınar BARUT
TDP Genel Başkanı Milli Eğitim ve Kültür eski Bakanı Cemal Özyiğit, 4’lü koalisyon döneminde önemli birçok projenin hayata geçirildiğini belirten, bazı projelerin yarım kalmasından dolayı büyük üzüntü duyduğunu kaydetti.
Özyiğit, 4’lü koalisyon döneminde kamu reformunu hazırladıklarını, sendikalarla görüştüklerini ve kamu reformunun son versiyonunu da hükümet olarak alıp meclise sunduklarını belirtti.
Kamu reformunun komitelerde görüşülmeye devam ettiğini söyleyen Özyiğit, “Sendikaların bazı itirazları var ama bir an önce hayata geçmesi gerektiğine inanıyorum. Bunu hayata geçirememek bizim için bir kayıptır, çok üzgünüm” dedi.
Bütün olumsuzluklara rağmen 4’lü koalisyon hükümetinin ülkenin kanayan yarası olan müşavirlik sistemine bir neşter vurduğunu belirten Özyiğit, “Örneğin benim bakanlığımca atanan kişiler görevden alındıkları zaman okullarına geri dönecekler. Müşavir olmayacaklar. En azından bu konuda iyi bir adım attık.
Tabi gönül ikinci adımın atılmasını ve sadece bakan, müsteşar ve özel kalem müdürüyle sınırlı siyasi kadro için 3’lü kararname sistemi kapsamının daraltılmasını isterdi. Yani bu insanlar bakanla gelecekler, bakanla gideceklerdi. Geri kalanların da en azından liyakata dayalı hiyerarşik bir şekilde teknik müdürlüklere dönüştürülmesi için uğraşımız vardı ve bu da kamu reformunun içindeydi. Tabi kamu reformu geçmedi ama en azından mutluyum ki müşavirlik konusuna bir neşter vurduk. Olumlu ama eksik bir adım oldu” diye konuştu.
“Eğitim de adil bir yarış için adımlar attık”
4’lü koalisyon hükümeti döneminde gerek vicdan-i ret gerekse özel sektör istihdamı konusunda adımlar atıldığını, vicdan-i ret yasasının hazırlandığını, özel sektörde sendikalaşma için de görüşmeler yaptıklarını hatırlatan Özyiğit, bu konularda bir takım karşı çıkışlar olsa da ilerleme kaydettiklerini ifade etti.
“Eğitim Bakanlığı olarak da kendimize 2030 vizyonu koymuştuk” diyen Özyiğit, ülke de herkesin bildiği bir kolej yarışının var olduğunu, kazananların çok başarılı, çeyrek puanla kaybedenlerin ise başarısız addedildiğini hatırlatarak: “Bu doğru değil. Buna geniş bir bakış açışı getirdik. Benim bir taahhüdüm vardı kamuoyuna. 25 Mayıs’taki sınavdan önce bu yeni yaklaşımı açıklayacaktık. Ama hükümeti dağılınca olmadı” dedi.
“Özel Eğitim de tam gün uygulamasını hayata geçirecektik”
Öğretmen terfilerinin daha adil ve daha gerçekçi olması için bir düzenleme yaptıklarını, hatta bu yıl yapılan terfilerin de bu düzenleme doğrultusunda daha adil bir şekilde yapıldığını belirten Cemal Özyiğit, Öğretmen Akademisi’nin yasasının düzenlenmesiyle, ilkokullarda branş öğretmenliği kadrosunun doğru yere oturması ve buna bağlı nakil sisteminin getirilmesi konusunda çalışmalarında da son aşamaya gelindiği halde meclise sunmaya zaman kalmadığını söyledi.
Özel Eğitim Yasası ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını ve bir tüzük hazırladıklarını ifade eden Özyiğit, “Tam kapsamlı hukuki görüşlerde çıktı ortaya ama karar alınamadı. Ama özel eğitimle ilgili bakanlığıma ihdas edilen Hane Halkına Yardım kalemini direk ayırdık ve iki tane engelli aracı aldık. Bu araçlar yeni ders yılından itibaren Lefkoşa, Mağusa ve çevresindeki engelli çocuklarımızın eğitim merkezlerine taşınmaları için kullanılacak, bundan mutluluk duyuyorum” dedi.
Özyiğit, “Bir burukluğum var ki, gece HP hükümetten çekildiğini açıkladığı günün sabahı, Atatürk Stadı’nda özel çocuklarımızın atletizm yarışı vardı, orada onlara özel eğitim tam gün olacak müjdesini vermiştim. Okul öncesinde de tam gün eğitime geçmesi için hazırlıklar tamamlanmıştı, adımlar atılacaktı. İlkokul, ortaokul, lise ve dengi okullarda ise tam gün eğitime 2021 yılında geçme planlarımız vardı” dedi.
“Yeni Bakan şanslı”
Geçen yıl Türkiye’nin ekonomik durumundan kaynaklanan problemler nedeniyle kırtasiye temininde sıkıntılar yaşandığını hatırlatan Özyiğit, bu yıl o sıkıntılar yaşanmasın diye yerel kaynaklardan kitap basım kalemi oluşturduklarını, yeni Milli Eğitim Bakanının bu yönden şanslı olduğunu ve yaz döneminde istedikleri anda kitapların basılıp, ders yılı başında hazır olacağını belirtti.
“UBP’nin eğitim vizyonu yok”
UBP’nin kolejlerle ilgili bakış açılarının değişmeyeceğini, çünkü mevcut durum onların eseri olduğunu söyleyen Cemal Özyiğit, yeni bakanlığın ortaokullarda sınıfta kalma ya da çıralık okuluna yönlendirmeye el atacaklarını da düşünmediğini ifade etti.
Girne’deki okul yapımı konusunda gerekli kaynak ve proje hazırlayıp, ihale aşamasında teslim ettiklerini de hatırlatan Özyiğit, “Yeni bakanın bu hazır projeyi ilerleteceğini düşünüyorum” dedi.
Yeni hükümetin, özel eğitimle ilgili bir düzenleme yapılması gerektiği gerçeğini kabul etmesine rağmen, özel eğitimde tam gün uygulamasını hayata geçireceklerine inanmadığını belirten Özyiğit,
“Zaten UBP’nin genel olarak eğitime getirecekleri farklı bir vizyonu yok. Sadece liselerde yerel müfredat oluşturma çabası var. Biz buna zaten başlatmıştık” dedi.
“Yüksek Öğrenim Kabul Sistemi ve Bilgi Sistemi’ni kurduk.”
Özyiğit, 2020 yılında üniversitelere girişin yerel sınavda olması yönünde bir hazırlığın da yapıldığını belirterek şunları söyledi: “Bazı üniversiteler sakıncalı bulsa da genel çerçeve de olumlu karşılık bulmuştu. Üniversiteler de bir kayıt kabul tüzüğü geçirdik. YÖKAS ve YÖBİS diye bir sistem kurduk. Yüksek Öğrenim Kabul Sistemi ve Bilgi Sistemi.
Çünkü genel olarak şöyle biliniyor, 55 bin Türkiye’den, 35 bin 3. ülkelerden ve 12 bin KKTC uyruklu öğrenci var, toplamda 102 bin. Ama biz bir baktık, aslında bazı sıkıntılar var. 88 bin dolayında öğrenci gerçekten şu an da okula gidiyor ama 15 bin dolayında öğrenci devam etmiyor.
Bu öğrenciler ya sınavdan sınava geliyor ya da öğrenimi dondurmuş ve uygun zamanı bekliyor. Bu konuda da reel olarak öğrenci sayımız da öğrenmiş olduk. Sadece biz değil, İçişleri Bakanlığı, polis muhaceret, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı öğrendi.
Hatta Sağlık Bakanlığı öğrenmiş oldu ki, üniversiteler öğrencilerden sağlık fonu için katkı alıyor ama bunu bakanlığa vermiyor. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı bunu talep etti. Öğrencilerin online burs başvurusu ve askerlik erteleme başvurusu yapma işlemlerini devreye soktuk.”
“Öğretmenin kadro sorununu çözdük”
“Ben bir eğitimci olarak 30 yılını bu ülkeye hizmet vererek harcamış biriyim” diyen Cemal Özyiğit, bazı eksiklikleri göreve geldikten sonra daha iyi gördüğünü, kendilerinden önceki hükümetlerin Türkiye ile vardığı mutabakatın 360 ile sınırlı bir kadro olduğunu ifade ederek:
“Biz 2018 yılında yaptığımız hesaba göre 180 civarında bir öğretmene ihtiyacımız olduğunu gördük. Önce 90 dediler, reddettik. Sonunda sayıyı 130’a çıkardık ve gerisini de sözleşmeli öğretmen olacak dedik. Çünkü zaten Öğretmen Akademisi’nden ilkokullar için mezun olan çok az sayıda öğretmen olduğundan dolayı, ilkokullar için alınacak öğretmenlerin her halükarda sözleşmeli yani geçici dediğimiz kategoriden alınacağı ortadaydı.
Sonuç itibariyle kadro sorununu çözdük. Hatta bu yıl son döneme kadar öğretmen terfileri yapıldı. Ama hantal bir bürokratik yapımız var. Çünkü ben bu kadroları Aralık ayında istememe rağmen Şubat ayında alabildim. Maalesef son 5 kadroyu da hükümet düştüğü zaman alabildik ve atamalarını yapamadık. 5 tane gencimiz 10 aydır sırada bekliyorlardı ve mağdur oldu. Bu da içimde bir burukluktur” dedi.
“İlahiyat Koleji’ni devredin, siz de kurtulun, biz de”
Türkiye Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un kendisine “Sayın Bakan bu İlahiyat Koleji sizin de başınızı ağrıtıyor, iyisi mi ben size bir protokol göndereyim, siz bize bu okulu devredin, siz de kurtulun biz de kurtulalım” dediğini ifade eden Cemal Özyiğit, Ziya Selçuk’un da bazı baskılara maruz kaldığını düşündüğünü ve kendisine “Sayın Bakan, benden ne istediğinizin farkında mısınız ? Bu bizim sorumluluğumuzdaki bir devlet okulu, bir devlet okulunun devrini istiyorsunuz, bu mümkün değildir. Bu bir özel okul değil, bunu ne ben ne de başkasının devretme yetkisi yoktur. Ama buna rağmen bu öneriyi hükümetime götüreceğim” şeklinde cevap verdiğini söyledi.
Bu konuyu hükümet ortakları Tufan Erhürman, Kudret Özersay ve Serdar Denktaş ile görüştüğünü, ortak görüş olarak bunun mümkün olamayacağına karar verdiklerini belirten Özyiğit, yeni hükümetin de bu konu da dikkatli olması gerektiğini düşündüğünü söyledi ve “Ben bu durumu yeni bakana da söyledim. Çünkü bu teklifin tekrar geleceğini düşünüyorum ve yeni hükümetin de dikkatli olması gerektiğini ifade ettim” dedi.
“İstenmeyen adam olduğumu düşünmüyorum”
Kendisi hakkında çıkarılan “Türkiye’nin istemediği adam” söylentileri karşısında, Kudret Özersay’ın, “Türkiye tarafından herhangi bir parti ya da kişi istenmiyor diyemem” ifadesinin ortada olduğunu hatırlatan Özyiğit:
“Biz göreve geldiğimizde Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde bir tartışma vardı. Bunun üzerine müfettişler görevlendirdik ve konuyu araştırdık. Türkiye’den gelen öğretmenlerle buradan atanan öğretmenler arasında yılbaşı balosu okulda kutlansın mı kutlanmasın mı konusunda bir tartışma yaşandığını tespit ettik.
Biz böyle bir şeyi kabul etmeyeceğimizi söyledik. Kıbrıs Türk toplumu laik ve demokratik bir toplumdur ve yılbaşı baloları her zaman okullarda yapılır. Bu geleneği ters yüz etmeye kimsenin hakkı yoktur. Nitekim 2018 yılı sonunda aynı okulda böyle bir tartışma yaşanmadı” dedi.
Hala Sultan İlahiyat Koleji ile ilgili denetlemeleri ilerlettikçe oradaki bakış açısını daha iyi gördüklerini söyleyen Özyiğit, bu okulda okul Aile Birliği’nin daha etkin konumda olduğunu ve kendine özgü bir yapı oluşturulmaya çalışıldığını tespit ettiklerini ifade ederek, bunu kabul edilemez olduğunu söyledi.
İlahiyat Koleji’nde bizzat denetlemelerde bulunduğunu ve oradaki yetkililere, okulu kapatmayı düşünmediklerini ama bu okulunda diğer okullar gibi bu devletin bir okulu olduğunu, denetlemelerinin ve değerlendirmelerinin devam edeceğini söylediğini belirten Özyiğit: “Günün sonunda bu okulumuza Türkiye’den öğretmene gerek olmadığı söyledik ve kendi ülkemizden 6 genç öğretmenizi oraya atadık” dedi.
Başörtülü öğrencilerin diploması konusunda yaşananların ise hukuki bir süreçten fazlası olmadığını belirten Özyiğit: “Ben de bir bakan olarak başsavcılıktan görüş istedim yani hukuka başvurdum. Başsavcılık görüşünde bize, 2008 yılında İçişleri Bakanlığı’nın kimlik kartlarına türbanlı resimlerin basılmasına izin verdiğini illeti, dolayısıyla biz de bu görüşe dayanarak diplomaları imzaladık” dedi.
“Haspolat Meslek Lisesi yeni yerine taşınacak”
Haspolat Meslek Lisesi öğrencilerinin Hala Sultan İlahiyat Koleji’ne taşınması konusunun da yalan senaryolarla saptırıldığını söyleyen Cemal Özyiğit, Haspolat Meslek Lisesi’nin 4 şiddetinde bir depreme dayanıklı olmadığı ve burada eğitim yapılmasının riskli olduğuna dair üniversiteler tarafından kendilerine bilimsel bir rapor sunulduğunu hatırlattı.
Bunun üzerine harekete geçtiklerini ve geçen yaz döneminde Haspolat Meslek Lisesi’ndeki öğrencileri nereye taşıyabilecekleri konusunda araştırmalar yaptıklarını, öğrencileri taşıyabilecek en uygun yerin Hala Sultan İlahiyat Koleji olduğunu tespit ettiklerini söyleyen Özyiğit: “Bu arada Türkiye’den para gelmedi, biz de kaynak bulamadık ve ancak yılbaşı döneminde kaynağı denkleştirdik, yılbaşından sonra da ihale süreci oldu. Çalışmalarda kısa süre önce başladı ve Bayraktar Okulu’nun eski yerinde inşaat devam ediyor. Yeni ders yılında da Haspolat Meslek Lisesi yeni yerine taşınmış olacak. Birileri kafasına koydu ki, bu hükümeti gidecek kendilerinin beslendiği eski rejim geri gelecek. Bunun üzerine sürekli yıpratıcı yalan senaryolar yazıldı” dedi.
“Çanakkale Kamplarını biz kaldırdık”
Göreve geldiklerinde Çanakkale kamplarıyla ilgili bir tartışmalar olduğunu hatırlatan Özyiğit, kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı gitmesi ve giden öğrencilerin Çanakkale’deki o milli mücadele ruhunu yansıtan yerler yerine dini öğretilerle ilgili yerlere götürülmesini dönemin Milli Eğitim Bakanı Recep Akdağ ile defalarca görüştüğü ifade ederek “Biz yıllarca gerek yerel gerekse uluslararası kamplara katıldık. Bizim öğrencilerimiz kızlı-erkekli seyahat edebilirler, bizim kültürümüzde böyle bir ayrım yoktur dedim, oda bana hazırlıklarını buna göre yaptıkları söylemişti o dönem” dedi.
Özyiğit: “Otobüste yaşanan münferit olayı hatırlayacaksınız. O olayda bizim öğretmenlerimizde hatalıdır. Sonuçta bir otobüs dolusu öğrenci, gürültü yapabilir, tartışma çıkabilir. Burada bizim öğretmenlerimiz olaya müdahale etmesi gerekirken etmedikleri için saygısız ve hadsiz bir otobüs şoförü müdahale ediyor. Çirkin laflarla hepimize hakaret ediyor. Bunun içinde girişimde bulunmuştuk ve o otobüs şoförü görevden el çektirilip hakkında soruşturma başlatılmıştı. Ben de burada bizim öğretmenlerimizle ilgili bir soruşturma başlatmıştım. Çünkü bu da kabul edilebilir değildi.
Sonrasında ise 2019 yılında Çanakkale yerine Samsun-Amasya-Erzurum-Sivas-Ankara hattına gönderelim bu çocukları dedim, olmadı. Ama Çanakkale kampları da ortadan kalkmış oldu. Herkes bunu da bilmeli” dedi.
“Türkiye’nin bize 313 milyon TL borcu var”
Türkiye’nin Mayıs ayı itibariyle savunma bütçesine 313 milyon kaktı yapması gerektiği halde yapmadığını ve bu miktarın yerel bütçeden karşılandığını belirten Özyiğit: “Sadece bu 313 milyon yarın KKTC’ye aktarılsa hem Tolga Atakan Bey’in hassas olduğu yollar, hem benim hassas olduğum okullar, hem Güzelyurt’ta bitmeyen hastane, hem de tarımda, hayvancıların ve çiftçilerin ödeneklerinin hepsi ödenir. Yani Türkiye’nin bir borcu var şu an da bu ülkeye” dedi.
“Bizim hükümetimiz Türkiye’den hiç para gelmeyecekmiş gibi hareket ederek bir dizi toplantı gerçekleştirdi. Lojistik teknik destek alarak müsteşarlarla ortak toplantılar yaptık. Hükümetin arazi tahsis meselesini de tartıştığı son toplantısında üzerinde mutabık kaldığımız 120 maddelik kaynak yaratma ve harcamaları azaltma paketini görüşmek için gitmiştik” diyen Özyiğit, orada o kararların üretilebilmesi halinde Kıbrıs Türk toplumunun kendi ayakları üzerinde durabilmesinin önünün açılacağını ama buna fırsat verilmediğini söyledi.
































