Asker üzerinden başlayan elektrik tartışması aslında Kıbrıs’ın Kuzeyinde oluşturulan “sakat” sisteme ayna tutuyor.
Genç nesilleri bilgilendirme, ihtiyarlara da anımsatma babında çok değil, 30 yıl öncesine gidelim.
150 bin Kıbrıslı Rum’u adanın Kuzeyinden Güney’e gönderdiğimiz ve toprağın yüzde 37’sini fiili olarak ele geçirdiğimiz günlerde, Rum tarafından gelen elektriğimiz bir tamam vardı ve biz bu elektriğe para ödemiyorduk.
Su, telefon ve benzeri hizmetlere de para ödemiyorduk.
Konut, işyeri ve benzerlerine de ödeyecek halimiz yoktu çünkü Rum’dan kalma bir şekilde elimizde fazlasıyla vardı.
“Devlet” yeni kurulmuştu ve vergi de vermiyorduk.
Bilakis devlet vatandaşa fazlasıyla ödemeler yapıyordu.
Türkiye gönderiyor, biz harcıyorduk.
Gerçi “harcamaları kontrol etme” adına Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Bakanlar Kurulu toplantılarına katılır ve “teşrik-i mesai” yapardı ama bu durum bizimkiler için normaldi.
Bu “anormallik” ziyadesiyle sürüp gitti.
KKTC ilan edildiğinde Rum elektriği kesti.
Anlaşıldı ki eğer devletsek elektrik santrallerimizin olması lazım ve gün 24 saat düzenli elektrik üretilmesi lazım.
Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu geliştirildi.
Elektrik santralleri kuruldu. Gün 24 saat kesintisiz elektrik verilmekte zorlanıldı ama sonuçta bir yapı oluşturuldu.
Doğaldır ki bunun bir maliyeti vardı ve bu maliyeti birilerinin ödemesi gerekirdi.
Devletin kullandığı, devletin teşvik adıyla dağıttığı ve bil cümle tümünü vatandaş ödemeye başladı.
Barış Kuvvetleri Komutanlığı ile Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın harcadığı elektriği de Türkiye ödedi.
***
Şimdi ortaya çıkan yeni “koşullarda” Türkiye hükümeti askerin harcadığı elektriği de ödemiyor.
Tıpkı başka şeyleri ödemediği gibi.
Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası el-Sen’e göre 40 milyon muhalefetteki Yeniden Doğuş Partisi’ne göre 120 milyon borç oluştu.
Eğer bu borç ödenmezse Elektrik Kurumu batacak.
Bu konu, askeri yıpratmak için gündeme getirilmiş bir konu olmamalıdır.
Kıbrıs’ın Kuzeyinde kurulan “sakat” sistemi yeniden kurgulamamız için bir vesile sayılmalıdır.
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın elektrik ve maaşlar dahil tüm giderleri bir süredir hükümet tarafından karşılanıyor.
Bu “normal” bir durumdur.
Hem “ordumuz var” diyeceksiniz hem de orduyu ödemeyeceksiniz böyle bir şey olabilir mi?
Eğer devlet iddiasındaysan ordunun masraflarını da ödemek zorundasın.
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’na gelince.
Bizim isteğimiz, davetimiz, ısrarımız üzerine geldiler.
50 yıldır cebimizden tek kuruş harcamadık.
Şimdi elektrik harcamalarını ödüyor olmamız bence helaldir.
Bu düzenin bir bedeli varsa herkes pamuk ellerini cebine atmalıdır.
Tabii ki önce hükümet.
Bu kurumları gerçekten yönetmeye talipse…
































