Elektrik Kurumu Sendikası (EL-SEN) Başkanı Kubilay Özkıraç, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nda (KIB-TEK) son dönemlerde yaşananlara ilişkin açıklamalarda bulundu, TİS, yatırımlar ve jeneratör ihalesi konularında Havadis’in sorularını yanıtladı
“İHALEYİ DURDURUN”: Özkıraç: Bakanlar Kurulu’ndan bir yetkili, salı günü Elektrik Kurumu’nu arayarak açtıkları ihalenin durdurulmasını istedi. Görevden aldıkları Yönetim Kurulu Başkanı’nın yerine henüz atama yapılmadı ve kurum yönetimi by-pass ediliyor. Anladığımız, bakan bu yatırımlara karşı zaman kazanmaya çalışıyor, niyet güven verici değil
AKSA ENDİŞESİ: Özkıraç: Uluslararası ihale zaman kaybına neden olmazsa ve işin kontrolü Türkiye’den bazı firmaların eline geçmezse endişemiz yok. Ancak, ihale örneğin nüfuzunu kullanarak AKSA gibi bir şirkete kalırsa ve “biz kurarız” diyerek işi sürüncemeye alırlarsa bir süre sonra elektriksiz kalma ihtimalimiz bile var
“TİS İSTİSMAR EDİLDİ”: Özkıraç: Kurumun varlığını istemeyenler, sözleşme konusunu kullanıp spekülasyon yaratmaya çalıştı. Sözleşme imzalanmadan önce başbakana gittim, içeriği ile ilgili bilgi verdim, ‘bir itirazınız var mı?’ diye sordum, ‘bazı yerlerine vardır ancak muhatabınız ben değilim, gidin yönetim kurulu ile görüşün ve kararlaştırın’ dedi
SERMAYE SINIFI HAYAL KURUYOR: Özkıraç: Sermaye sınıfı, kurumun yeni yatırımlar yapmasına karşı çünkü bu kesimden bazıları kurumun bazı faaliyetlerini ele geçirerek büyük karlar elde etmeyi hayal ediyor. Üretimin yüzde 45 kadarı zaten özel sektörün eline geçmiş, dağıtım ve tahsilât işlerini de ele geçirmeyi istiyorlar
Havadis ÖZEL

Elektrik Kurumu Sendikası Bakanı Kubilay Özkıraç, KIB-TEK Yönetim Kurulu ile imzalanan toplu iş sözleşmesine ilişkin açıklamasında, eski sözleşmenin hiçbir hükmüne dokunmadan sadece, 47/2010 sayılı yasadan mağdur olan 167 çalışanın yaşadığı haksızlığın bir kısmının giderilmesini istediklerini kaydetti.
Kubilay Özkıraç, sözleşmeyi imzalamadan 1 hafta önce Başbakan Tufan Erhürman ile görüştüğünü ve sözleşmenin içeriği ile ilgili de bilgi verdiğini anlattı.
Kubilay Özkıraç, KIB-TEK’in varlığına karşı olanların, kurumun yeni yatırımlar yaparak halka daha temiz ve ucuz elektrik temin etmesine karşı çıkanların, toplu iş sözleşmesini istismar edip spekülasyon yaratmaya çalıştıklarını söyledi.
“Kurumu batıracaklar” gibi söylemler çıkararak sendika ve kurumu halkla karşı karşıya getirmeyi denediklerini ifade etti.
KIB-TEK Yönetim Kurulu’nun 4 jeneratör alımına ilişkin hazırladığı ihale şartnamesine ilişkin soruları da yanıtlayan Özkıraç, Bakanlar Kurulu’ndan bir yetkilinin Salı günü Elektrik Kurumu’nu arayarak açtıkları ihalenin durdurulmasını istediğini öne sürdü.
Birçok mülakatında “sermaye sınıfı”nın Elektrik Kurumu’nun yeni yatırımlar yapmasına karşı olduğunu dile getiren Özkıraç, Havadis’in bu yöndeki sorularına da yanıt verdi.
Özkıraç, sermaye sınıfı kurumun yeni yatırımlar yapmasına karşı çünkü bu kesimden bazıları kurumun bazı faaliyetlerini ele geçirerek büyük karlar elde etmeyi hayal ediyor” dedi.
Elektrik Kurumu Sendikası Bakanı Kubilay Özkıraç, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nda son dönemlerde yaşananlara ilişkin Havadis’in sorularını yanıtladı.
Soru: Sayın Kubilay Özkıraç, Elektrik Kurumu Sendikası olarak nasıl bir toplu sözleşme imzaladınız ki; deyim yerinde ise her şey alt üst oldu? Kurumun Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hüdaoğlu görevden alındı, hükümetle kurum yöneticileri, sendika ile bakanlık açık tartışmalara giriştiler, Cumhuriyet Meclisi’nde gündem oldunuz ve nihayetinde kamuoyu ikiye bölündü. Siz bu sözleşme ile ne elde ettiniz?
Özkıraç: Biz mevcut toplu sözleşmemizin süresinin dolması üzerine işverenle yenisi için masaya oturduk ve eskisinin hiçbir hükmüne dokunmadan sadece, 47/2010 sayılı ve kamuoyunda “Göç Yasası” olarak bilinen yasadan mağdur olan 167 üyemiz için yaşadıkları haksızlığın bir kısmının giderilmesini istedik. Bu yasadan sonra kurumda çalışmaya başlayan ve hemen hepsi teknisyen ve mühendis olarak arazide çalışmakta olan bu üyelerimiz, daha eski iş arkadaşlarından daha aşağıda maaş veya ücret alıyorlar. Eşit nitelikte ve eşit düzeyde iş yapıyorlar ama farklı ve daha az ücret alıyorlar. Kurumda çalışanların yaklaşık dörtte biri kadar olan bu kesim için gelirlerinde iyileştirme istedik ve her biri için aylık net 3 yüz 50 liralık ek bir gelir elde ettik. Diğer dörtte üçlük üyelerimiz için ise hiçbir şey talep etmedik. Yaptığımız toplu sözleşme bundan ibarettir.
Soru: Peki neden bu kadar büyük bir tepkiye neden oldu? Bu artışın kuruma veya elektrik fiyatlarına yansıması çok mu büyüktür?
Özkıraç: Kurumun varlığına karşı olanlar, kurumun yeni yatırımlar yaparak halka daha temiz ve ucuz elektrik temin etmesine karşı çıkanlar, bu durumu istismar edip spekülasyon yaratmaya çalıştılar. “Kurumu batıracaklar” gibi söylemler çıkararak bizi halkla karşı karşıya getirmeyi deniyorlar. Ama olay gayet açıktır. Bu sözleşmenin elektrik fiyatlarına yansıması kilovat saat başına 0.0086 kuruştan ibarettir. Yok denecek kadardır. Oysa ayni çevreler, AKSA’nın neden olduğu 14 kuruşluk maliyet fazlalığına hiç ses etmiyorlar. Kurum AKSA’ya yıllık kira bedeli olarak yüz 76 milyon lira aktarmaktadır. İlaveten 40 milyon liraya yakın yakıt ödemesi var. Bu kurum (AKSA) ayrıca 35 milyon lira teşvik ödeneği alıyor. Bu ödemeler Amerikan Doları cinsinden yapılıyor. Özelleştirme yanlıları bu duruma hiç ses etmiyorlar.
Sonuç olarak Kurum yönetimi ve başta Başkan Ahmet Hüdaoğlu, zorlu bir çalışma süreci yaşayarak Kurum’un 2022’ye kadar olan sürede yatırımlarını ve vizyonunu oluşturup raporlaştırdılar. Bu sürenin sonunda AKSA şirketinin sözleşme süresi dolacak ve adayı terk edecek, buna karşılık kurum yeni nesil santrallerle bu günkünden daha ucuza ve daha çevreci şartlarda elektrik enerjisi üretecek. İşte kimilerine göre sorun burada başlıyor. Onlara göre bunun engellenmesi gerekirdi. İlk olarak Başkan Ahmet Hüdaoğlu’nun kellesi gitmeliydi. Bizim yaptığımız toplu sözleşme buna vesile edildi.
Soru: Kuruma sahip çıkmadığınız, böylesi güçlükler yaşanan bir zamanda fedakarlık yapmaktan kaçındığınız söyleniyor. Kurumun geleceği ile ne kadar ilgilisiniz?
Özkıraç: Elektrik Kurumu’nu sadece iş yerimiz olarak değil, toplumun en değerli ürünü olarak görüyoruz. Toplumumuzun var olmasıyla ilgili bir kurum olarak görüyoruz. Bu nedenle her zaman koruyucu davranıyoruz… Kurum için fedakârlık yapabileceğimizi son toplu iş sözleşmemizde açık açık ifade ettik. İmzaladığımız sözleşmede şuna yer verdik: “Bu toplu iş sözleşmesi döneminde, taraflardan birinin yazılı talebi olması halinde mali konularla ilgili gündeme getirilebilecek konuları görüşmeyi ve ayrıca Kıb-Tek Özerklik Yasası’nın geçmesi ve/veya Kıb-Tek’in enerji üretimindeki payını büyütecek yatırımların hayat bulması halinde çalışanların gerekli özveriyi yapmayı taahhüt ettiğini kabul ederiz” Bu ifadeler bizim mali fedakârlık yapabileceğimizle ilgili gayet açık ifadelerdir. Tek şartımın kurumun özerkleşmesi ve/veya yeni yatırımlar yapılmasıdır.
Soru: Muhtelif konuşmalarınızda “sermaye sınıfı”nın Elektrik Kurumu’nun yeni yatırımlar yapmasına karşı olduğunu söylüyorsunuz. “Sermaye sınıfı” yeni teknoloji yatırımlara ve ucuz elektrik teminine neden karşı olsun?
Özkıraç: Onlar için hava hoş, kullandıkları elektriği zaten halkın kullanımından daha ucuza alıyorlar. Onların elektriğine sübvansiyon uygulanıyor. Sıkıntı yaşayan kurum ve halktır. Bu kesimden bazıları Kurum’un bazı faaliyetlerini ele geçirerek büyük karlar elde etmeyi hayal ediyorlar. Üretimin yüzde 45 kadarı zaten özel sektörün eline geçmiş. Şimdi dağıtım ve tahsilât işlerini ele geçirmeyi istiyorlar. Oysa kurumun özellikle tahsilat hizmetleri yapılan teknolojik yatırımlarla devlet alacakları hariç yüzde 98 gerçekleşmeye ulaşmış. Bunun özelleşmesi mi olurmuş? Kurumun dağıtım altyapısı da oldukça güçlüdür. Son yaşanan sellere ve doğa felaketlerine rağmen bu toplum elektriksiz kalmamıştır. Neden iyi çalışan bu hizmetler özelleşsin?
Soru: Peki imzaladığınız toplu sözleşme ile ilgili olarak hükümetin agresif tutumunu nasıl yorumlarsınız?
Özkıraç: Ben bu sözleşme imzalanmazdan bir hafta önce Tufan hoca ile (Tufan Erhürman) gittim ve görüştük. Kendisine sözleşmenin içeriği ile ilgili bilgi de verdim. Bir itirazınız var mı? Diye de sordum. “Bazı yerlerine vardır ancak muhatabınız ben değilim gidin yönetim kurulu ile görüşün ve kararlaştırın” diye cevap aldım. Bize söylediği bu.
Soru: Sözleşme öncesi bakan ile görüştünüz mü?
Özkıraç: Biz hayır görüşmedik. O da diyor ki yönetim kurulu bana önceden bilgi vermedi. Bu tabii ki bizim görevimiz değildi. Ancak samimi olarak söylüyorum ki bu konuyu bir sorun haline dönüştüren sayın bakan hiç da inandırıcı değil. İşin içinde başka hesaplar olduğunu düşünüyorum nitekim Pazartesi günü mecliste yaptığı konuşmada Türkiye’den kablo ile elektrik getirilmesinin “milli bir mesele” yapılması gerektiğini söyledi. Ayrıca Elektrik Kurumu’nun açtığı ihaleyi iptal edip uluslar arası ihaleye çıkacağını söyledi. Bu karar süreci birkaç ay daha uzatmaya neden olabilir. Kendisine sordum, sadece iki hafta uzama olacağını söylüyor bekleyip göreceğiz.
Soru: Elektrik Kurumu, kendi iradesi ve kaynakları ile Merkezi İhale Komisyonu üzerinden 60-80 megavatlık gaz ve fueloil ile çalışabilen santraller ihalesine çıktı. Şimdi bakanlar kurulu aynı ihaleyi “uluslararası ihale” olarak tekrar mı açacak?
Özkıraç: Evet. Hatta salı günü sabahleyin bir bakanlar kurulu yetkilisi, Elektrik Kurumu’nu arayarak açtıkları ihalenin durdurulmasını istedi. Görevden aldıkları Yönetim Kurulu Başkanı’nın yerine henüz atama yapılmadı ve kurum yönetimi bay-pas yapılıyor. Bizim anladığımız, bakan, bu yatırımlara karşı zaman kazanmaya çalışıyor. Biz bu bakanın niyetlerinin bizim için güven verici olmadığını düşünüyoruz. Kendisine bu derecede tolerans gösterilmesinin sebebinin de meclis aritmetiği olduğunu düşünüyoruz. Meclis Başkanı’nı da hesaba katarsak ve bu bakan küstürülürse, hükümetin düşebileceği korkusu olduğuna inanıyoruz.
Soru: Uluslararası ihale sizi endişelendiriyor mu?
Özkıraç: Zaman kaybına neden olmazsa ve işin kontrolü Türkiye’den bazı firmaların eline geçmezse hiçbir endişemiz yok. Dünyada bizim ihalesine çıktığımız santrallerin üretici sayısı sadece iki şirket gibi görünüyor. Mevcut santrallerimiz ve yedek parçaya erişim olanakları dikkate alınırsa bu ihale bu iki şirketten birisi tarafından kazanılacak. Bu iki şirketin de Kuzey Kıbrıs’ta temsilcilikleri var. Şimdi ihale örneğin nüfuzunu kullanarak AKSA gibi bir şirkete kalırsa ve onlar “evet biz kurarız” diyerek işi sürüncemeye alırlarsa bir süre sonra elektriksiz kalma ihtimalimiz bile var. Bu gibi sebepler bizi endişeye sokuyor.
































