Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

“Güneye yasadışı satış yapılıyor”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Erkut Şahali, doğal afet tazminleri, dere yataklarındaki müdahaleler ve Hal Yasası ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Şahali, güney ile kuzey arasındaki ticarete de dikkat cekti

“ KAYIT ALTINDA OLMALI”: Şahali: Yasal olmayan yollardan Güney Kıbrıs’a önemli bir satış var. Ben iki taraf arasındaki ticaretin özgürleşmesinin yanındayım ama bu ticaret kayıt altında olmalıdır. Aksi halde dara düştüğümüz noktalar olur, anlık ithalat kararları vermek zorunda kalırız. Tüketici korumasız kalır

 

“HAL YASASI YOLDA”:  Şahali: Hal Yasası, gıda güvenliğini temin etmek bakımından ve kayıtlılığın, izlenebilirliğin sağlanması bakımından mutlak gerekli. Tasarı tamamlanma aşamasında. Öyle zannediyorum ki önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’na sevk edilir. Hızla da yasalaşması için hükümet olarak elimizden gelen katkıyı sağlayacağız

 

“ÖRGÜTLENMEK GEREK”: Şahali: Ürünlerin fiyatlandırılması noktasında Hal Yasası’na bel bağlanılmış durumda oysa hem üretici hem de tüketici lehine bir fiyat dengesinin oluşabilmesinin koşulu örgütlemeden geçer. Üreticilerin kooperatifleşmesi ve ürünlerini ortaklaşa pazarlamaları onları toptancı karşısında daha güçlü kılacak, tüketici de sahipsiz kalmayacaktır

 

“KAYIP SAYMIYORUZ”: Şahali: Düzleştirilmiş ve tarımsal alan haline dönüştürülmüş, ihlal edilmiş ve yapısal veya tarımsal faaliyet amaçlı ortadan kaldırılmış yığınlarca dere yatağı var. Göletlerin yatağındaki tarımsal faaliyetler yasal değildir ve buraların su altında kalması bizim açımızdan herhangi bir kayıp anlamına gelmemektedir

 

Duygu ALAN

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Erkut Şahali, tarımsal alanlarda sigorta kapsamında olan ve raporları tamamlanan zararların günlük olarak ödendiğini, sigorta kapsamı dışında olan zararların ise devletin Afet Fonu’ndan karşılaması gereken zarar, ziyan yükümlülükleri olarak not edildiğini ve devletin para ayarlayabildikçe bu ödemeleri yaptığını söyledi.

Şahali, sahip olduğumuz rezervuarların ıslah edilmiş olmaması sebebi ile göletlerde ciddi miktarlarda kapasite kayıpları olduğunu dolayısıyla bu yıl etkili olan yağışlardan gereken ölçüde istifade edilemediğini belirtti.

Şahali, düzeleştirilmiş ve tarımsal alan haline dönüştürülmüş, ihlal edilmiş ve yapısal veya tarımsal faaliyet amaçlı ortadan kaldırılmış yığınlarca dere yatağı olduğunu belirterek, “Son yağışlarla şunu gördük; doğa kendine ait olanı acımasızca geri alıyor” dedi.

Şahali, Hal Yasası’nın ise Ekonomi Bakanlığı’nın bünyesinde çalışılan bir yasa olduğunu ve tamamlanma aşamasına getirildiğini belirtti.

Soru: Afetlere ilişkin hasar tespiti yapıldı mı? Nedir ortaya çıkan rakam, devletin tazminat yükü ne kadar ve bu parayı karşılayacak bütçe var mı?

Şahali: Devletin Afet Fonu’nda herhangi bir ödenek söz konusu değil. Sadece bir ödenek kalemi olarak bütçede yer alır ama içerisinde para yoktur. Dolayısıyla doğal afetlerle ilgili oluşan zararları ben ikiye ayırıyorum. Birincisi tarımsal alanlarda meydana gelen zararlar, bu da kendi içerisinde ikiye ayrılır; sigorta güvencesinde olan tarımsal alanlardaki zararlar ve sigorta kapsamı dışında olan zararlardır. Sigorta kapsamı dışında olan zararlar diğer zararlarla birlikte telakki edilir yani devletin afet fonundan karşılaması gereken zarar, ziyan yükümlülükleri olarak not edilir ve kaydı tutulur. Devlet para ayarlayabildikçe bunları öder. Benim bilebildiğim kadarı ile en son 2009 yılına ait zararların ödemesi tamamlandı. Dolayısıyla 2010 yılından bugüne kadar devletin kayıt altına aldığı zararlarla ilgili tazminat beklentisi devam ediyor. Biz tarımsal alanlarda sigorta kapsamında olan zararları raporları tamamlanır tamamlanmaz günlük olarak ödüyoruz. En son barınak zararları ile ilgili ödemeler yapıldı. Bitkisel anlamda en son Yedidalga’da etkili olan yağışta ve dolu yağışında meydana gelen limon bahçesindeki hasar ödendi ama onun dışındaki kapsam dışında olan zararlar maalesef afet fonuna aktarıldı. Geçtiğimiz gün sera zararları konusunda bir düzenleme yaptık. Anlık bir hortum bil seralarda zarara yol açıyor. 29 Ocak itibari ile sera zararlarını da doğal affet kapsamına, sigorta güvencesi altına alındı.

 

Soru: Yağışlarla birlikte göletler, barajlar doldu, iki yıl ihtiyacı karşılayacak oranda su birikimi olduğu varsayılıyor. Bu suyun en verimli şekilde kullanımı yönünde bakanlığın bir çalışması var mı?

Şahali: Bu yağışlardan gereken ölçüde istifade ettiğimizi söylersek bu aşırı iddialı bir söylem olur. Çünkü sahip olduğumuz rezervuarlar ıslah edilmiş değil, göletlerimizde ciddi miktarlarda kapasite kayıpları vardır. Yıllar içerisinde oluşan akarlar nedeni ile taşınan alüvyon, gölet tabanlarında ciddi bir dolguya sebebiyet verdi.  Bu alüvyonların taşınması, yer altı sularını besleme amaçlı oluşturulan göletlerde de zemin geçirgenliğinin yitirilmesine yol açtı. Bu nedenle iki yıl ihtiyacı karşılayacak oranda su biriktiğini söylemek çok iyimser bir yaklaşım olur. En iyi olan noktada yüzde 60 veya 70 civarında bir verim söz konusudur. Savakların gereken bir biçimde tımar edilmemiş oluşu da kapasite kayıplarına neden olmuştur. Biz geçtiğimiz yıldan başlayarak belli bir program dahilinde göletlerin kapaklarının tamiratını başlattık ancak bu çok hacimli ve çok büyük bütçeler gerektiren işlerdir. O yüzden bu yılki yapışlardan istifade etmememizi sağlayacak bir iş tam anlamı ile ortaya çıkarılamadı. Ama belli göletlerde, özellikle ‘nasıl olsa artık yağış olmaz’ denilip de gölet yatağı içerisinde meydana getirilen tarımsal alanların tarımsal olmadığı gerçeğini hatırlattık. Örneğin Vadili Göleti’nde Köprü Barajı’nda kapakları muntazam biçimde kontrol altına aldık ve göletlerin yatağındaki tarımsal faaliyetin yasal olmadığını hatırlattık. Onların su altında kalmasının bizim açımızdan herhangi bir kayıp anlamına gelmediğini net bir biçimde izah ettik. Ancak göletlerde suyun durması gelecek için önemli bir yaratırımdır. Umarım hiç kurak bir yıl olmaz. Göletleri dolduracak kadar yağış alırız ve yine umarım ki, biz bu göletlerin kapasitesini arttıracak çalışmaları hızla tamamlarız ve daha fazla suya sahip çıkmış oluruz. Son yağışlarda derelerin denize taşıdığı toprak bir çakıl taşı vermem diye siyasi söylem dile getirenlerin aslında ne kadar büyük kaybı göz ardı ettiklerinin de bir göstergesidir. Biz bunun için ciddi anlamda kaygılanıyoruz ve hazırladığımız tüm projeler bu kayıp suyu ve su ile akıp giden toprağı yerli yerinde tutmak ve korumaktır.

Soru: Dere yataklarında ciddi müdahaleler söz konusu, bu konuda yapılan çalışmalar neler?

Şahali: Kah düzleştirilmiş ve tarımsal alan haline dönüştürülmüş, kah ihlal edilmiş ve yapısal veya tarımsal faaliyet amaçlı ortadan kaldırılmış yığınlarca dere yatağı var. Son yağışlarla şunu gördük; doğa kendine ait olanı acımasızca geri alıyor. O yüzden doğaya ait olana saygı göstermek zorundayız. Dolayısıyla bu yağışlarla birlikte yerine oturan derenin yatağının ne olduğunu gördük. Şuanda yapılması gereken rehabilitasyon çalışması ile gerçek bir kimlik kazandırmak ve o yataktaki müdahalelerin bir daha yaşanmayacağı idari tedbirleri alabilmektir. Bu tedbirler mevzuatta mevcuttur ama uygulama iradesini ortaya koymak gerek. Bugünün yönetiminin böyle bir iradesi varsa eğer bir aşama kat edilir belki ama bundan sonraki yönetimlerde de aynı iradenin ve sadece yasalar çerçevesinde hareket zorunluluğunun ortada durması gerekir.  Bunu başarabilirsek hem daha az doğal afet yaşamış olacağız en azından yeryüzü koşulları nedeni ile daha az doğal afet yaşamış olacağız hem maddi kayıplarımız minimize olacak hem de doğa kendine ait olan ile bizim barışık olduğumuzu görecek ve ona göre yaşayacağız. Aksi halde sorun hep devam edecek. Bilindiği üzere Başbakanlığın Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ile hazırlamış olduğu bir teknik rapor var. Bu rapor ışığında bizim de öncelikle Su İşleri Dairesi’ne düşen pek çok görevler işaret edilmiş vaziyette. Ülkedeki havza planlarının ortaya çıkarılması ile birlikte bu görevleri yerine getirmek üzere biz hazırlığımızı yapmış durumdayız ancak bu konuları gereken zamanda ve gereken biçimde ele almak için gerekli insan kaynağından maalesef yoksunuz dolayısıyla hemen bu konularda adım atıp, sonuca gideceğimizi iddia etmek aşırı iyimser bir iddia olur ancak başlamış olmak bile yeterlidir çünkü bu konuda bizi destekleyecek acı deneyimlerimiz vardır. Bu deneyimlerden yola çıkarak yapılması gereken işleri hızla ilerletmek ve mümkün olan en kısa zamanda da tamamlamak zorunda olduğumuzun farkındayız.

Soru: Hal yasasında durum nedir? Fiyat konusunda Hal Yasası tek başına çözüm müdür.

“Yasal veya yasadışı Güney Kıbrıs’a önemli bir satış var”

Şahali: Biz göreve geldiğimiz günden beri Tarım dairesi vasıtası ile sürekli bir izleme ve değerlendirme faaliyeti yürütüyoruz. Tarımsal alanlarda envanter nedir? Hangi vadide hangi ürünler, pazarda ve miktarda yer alacak? Buna bağlı olarak da başvuru olmaksızın ithalat kararlarını verip tüketiciye fiyat avantajı sunmaktır gayemiz. Bu konuda başarı kaydettiğimiz noktalar oldu ancak başarı kaydedemediğimiz noktalar da var. Başarı kaydedilmemesinin sebebi bu envanter çalışmasında hata yapmış olmamız değil, hata yapmıyoruz aslında. Üreticilerin üretim alanlarındaki varlığa dayalıdır. Ama bu varlığın aniden yok olduğunu görebiliyoruz. Kimi zaman doğal afet nedeni ile yok oluyor, kimi zaman da Güney Kıbrıs’a satış nedeni ile Yasal veya yasal olmayan yollardan Güney Kıbrıs’a önemli bir satış vardır. Belki ‘itiraf’ belki de ‘tespit’ dersiniz ancak pazara çıkmasını beklediğimiz ürünlerin, pazara çıkmadığı ama üretim alanlarında da olmadığı bir durumla karşı karşıya kaldığımız çok oluyor. Ben bunun beyan edilmemiş bir ticaret olduğunu düşünüyorum. Biliyorsunuz güney ile kuzey arasında ihracatın koşulları Yeşil hat Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiştir ve bu tüzük ciddi koşullar içeren bir tüzüktür. Örneğin karşılıklı kayıtlık esastır, sağlık denetiminin muntazam olması gereklidir. Bunları benim konuşmam belki de bir rahatsızlık sebebi ama tespit budur. Bunu açık yüreklilikle paylaşma ihtiyacımız vardır. Ben iki taraf arasındaki ticaretin özgürleşmesinin yanında dururum, buna tarafım ama bu özgür ticaretin de her halükarda kayıt altında olmasına da ihtiyaç vardır. Bu kayıtlılık olmadığı nokta bizim zaman zaman dara düştüğümüz noktalar olur. Anlık ithalat kararları vermek zorunda kalırız. Bu da piyasada özellikle tüketicinin korumasız kalması anlamına gelir.

“Ürünlerin fiyatlandırılmasının Hal Yasası ile ilişkisi yok”

Ürünlerin fiyatlandırılması noktasında ise Hal Yasası’na ciddi anlamda bel bağlanmış vaziyette ben Hal Yasası’nın gıda güvenliğini temin etmek bakımından ve kayıtlılığın, izlenebilirliğin sağlanması bakımından mutlak gerekli olduğunu düşünüyorum. Çünkü halden çıkma perakende ürün zorunluluğu günün sonunda kayıt altında olmayı, daha kolay, ürünün satış noktalarına varmadan denetlenebilir olmasını sağlamayı mümkün kılacaktır. Ancak Hal Yasası’nın fiyat denetiminin sağlanması konusunda beklenen katkıyı sağlamayacağını düşünüyorum. Çünkü fiyat alıcı ile satıcı arasında belirlenen, arz ve talebin etkili olduğu bir gerçektir. Eğer üretici, satıcı pozisyonunda toptancı da alıcı pozisyonunda ise bu pazarlığın halde mi olduğu yoksa üretim alanında mı olduğunun çok bir anlamı yoktur.

“Fiyat dengesinin oluşabilmesinin koşulu örgütlemeden geçer”

Dolayısıyla hem üretici hem de tüketici lehine bir fiyat dengesinin oluşabilmesinin koşulu öyle zannediyorum ki örgütlemeden geçer. Üreticilerin kooperatifleşmesi ve ürünlerini, kendi belirledikleri standartlarda olması kaydı ile kalite standartlarında olması kaydı ile ortaklaşa pazarlamaları onları toptancı karşısında daha güçlü kılacaktır.  Toptancının kar marjı günün sonunda üç aşağı beş yukarı bellidir dolayısıyla tüketicinin de standartları belli bir fiyatla alışveriş yapmasına zemin sağlayacaktır. Ancak üreticilerin toptancı karşısında savunmasız kaldığı dahası birbirleri ile rekabet ederek zararına üretim zorunluluğunu da kendi kendine dağıttığı bir ortamda tüketici de sahipsiz kalır. Toptancılar böyle bir örgütlenmeye sahiptir. Bu örgütlülük Hal Yasası’ndan çok daha fazla iş yapar.

“Hal Yasası tamamlanma aşamasına getirildi”

Hal Yasası Ekonomi Bakanlığının bünyesinde çalışılan bir yasadır. Tamamlanma aşamasına getirildi. Öyle zannediyorum ki önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’na sevk edilmiş olacak ve hızla da yasalaşması için biz hükümet olarak elimizden gelen katkıyı sağlayacağız. Her ne kadar Ekonomi Bakanlığı koordine ettiyse de biz paydaş saydık kendimizi ve bakanlık olarak da katılım gösterdik. Yasanın geçmesi ile hemen hallerin kurulması, ticaretin hallerin varlığı altında gerçekleşmesi hemen mümkün olmayacak. Çünkü hal yatırımı ciddi bir yatırımdır. Yasada onunla ilgili yerel yönetimler, merkezi yönetim ve özel sektörün girişimine açık bir duruş sergilendi. Umarım komite de bu anlayış ile yasa sonuçlandırılabilir.