Böyle havalarda severim bu şehri bir kemer gibi belime dolanmış sokakları; böyle havalarda gözlerim nemli sanki ağlamaklı ama değil…
Dümencioğlu Sokaktan Yenicami’ye çıkmayı, Kirliazade’den Haydarpaşa’ya uzanmayı adım adım, telaşsız, hiçbir şeyi umursamadan sadece o sokaklar ve ben, böyle havalarda yürümek bu şehri…
Böyle havalarda sanki bu şehir o şeherdir, ansızın okul zili çalacak ve birdenbire kızlı erkekli talebeler dolduracak her yeri, birdenbire bir kalabalık, kimi görseniz tanıdık, yağmur yağarken böyle havalarda severim bu şehri…
…
Anılara basarak yürürsünüz böyle havalarda ıslak ıslak ve zaten gönlünüz sırılsıklamken bu şehre, sanki bir köşeden Karanfilli çıkacak, bir köşeden Osman Gezer, doğrusu böyle gelir insana aynı evler, aynı sokaklar durdukça…
Böyle havalarda yağmur çiselemekte rüzgar batıdan esmekte, avlulardan dışarıya sarkan mersin ağaçları süslemekte sokakları ve Küçük Medrese sokağından İdadi’ye çıkıldığında çocukların seslerini işitir gibisiniz bir de kapılarında duran helvacı, çörekçi ve ballı börekçilerin sesini…
…
Böyle havalarda bu şehir şehir olur, böyle mevsimlerde yürümek ne güzeldir Lefkoşa’yı…
…
Soğuk, kuşların kanadına sinmiş, ara sıra yağmur çiselemekte, az sonra güneş açmakta, bir öyle bir böyle, güneşe girip çıkarken gözleriniz ve her yeriniz bulutların içinde bata çıka gezinmekte, yani, mevsimlerin üzerine basa basa, ki bir sokakta yağmur yağmakta bir sokakta güneş açmakta, hem bulut hem güneş olasın gelir…
…
Aydınlığa çoğalmak, “karanlığa azalmak” böyle havalarda olur tek tek tutarken kerpiç duvarları ve sokak sekilerinin üzerinde yürürken, o ilkokul anıları canlanır, ne bileyim, o anılarla birlikte yürümek bu kentte bazan neşelidir bazan adamakıllı hüzünlü, sanki yanık türküleri bağırır gibi yüreğiniz…
…
Dedim ya! Bir ince kemer gibi dolanır sokaklar belinize dizi kanayan bir çocuk gibisiniz o köşelerde bucaklarda, ya da üstüne şeker ekelenmiş margarinli bir dilim ekmeği iştahla yiyen Lefkoşalı bir çocuk, ya da ne bileyim köşe bakkalından birkaç kuruşa alınmış ikbali heyecanla açan bir çocuk…
…
Böyle havalarda, böyle mevsimlerde ve yağmurun bir yağıp bir durduğu ve güneşin bir açılıp bir kapandığı vakitlerde severim bu şehri, yani ıslak ıslakken…
…
“Hiç açmasın güneş” dedik ama böyle havalarda açsın, gölgesi düşsün panjurlara Lefkoşalı kızların, ki düşerdi, hiç aklınızda yokken birdenbire gelir, neydi o en değme sözlerle bezenmiş mektuplar, yürürken anımsarsınız, tek tek geçerken sokakları o panjurlar açılacakmış gibi gelir insana ve o gölgelerin gerçek yüzleri uzanıp bakacakmış gibi…
Böyle havalarda…
































