TARTIŞMALAR BÜYDÜ: Türkiye’den KKTC Su Temin Projesi kapsamında geçtiğimiz Ağustos ayında deniz geçişi isale hattı tamamlandı ve ardından boruların içindeki deniz suyunun boşaltılmasına geçildi. Ancak ilk su damlasının akmasıyla birlikte suyun yönetimi konusunda yaşanan tartışmalar daha da büyüdü
SU KRİZİ HÜKÜMETİ BOZABİLİR: Başbakan Ömer Kalyoncu “Suda son söz bizim” dedi. Ancak hükümetin diğer kanadı olan UBP’nin bazı milletvekilleri Türkiye’den gelecek suyun yönetiminin özelleşmesinde sakınca olmadığı görüşünde. Türkiye’den gelen suyun nasıl yönetileceği ile ilgili tartışmalar hükümet krizini kapıya dayandırdı
BAKANLAR TERS DÜŞTÜ: Türkiye’den KKTC’ye Su Temini Projesi çalışmaları döneminde Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı yapan Hakan Dinçyürek ile Hamit Bakırcı suyum yönetimi konusunda farklı görüşlerde. Bakırcı’ya göre suyun yönetimi için ülkede gerekli alt yapı sağlanmazken, Dinçyürek suyun yönetiminin devlete olup, işletmesi için ihaleye çıkılabileceğini savunuyor
Türkiye'den KKTC'ye ilk su akmaya başladı. Suyun akmasıyla birlikte ülkede bir süredir devam eden “Suyu kim yönetecek” krizini daha da derinleştirdi.
Başbakan Ömer Kalyoncu “Suda son söz bizim” dedi. Ancak hükümetin diğer kanadı olan UBP’nin bazı milletvekilleri Türkiye’den gelecek suyun yönetiminin özelleşmesinde sakınca olmadığını savundu ve KTHY’de yaşananların su yönetiminde de yaşanabileceğini ifade etti.
Cumhuriyet Meclisi’nde koltuk sahibi olan DP-UG ve TDP’li vekiller ise suyun yönetiminin KKTC yetkili organları tarafından yapılabileceği görüşünde.

Yasa hazır
Su Kurumu Yasa Tasarısı dün Başbakan Ömer Kalyoncu’ya sunuldu. Başbakan, hafta içinde konuyu tartışarak, en geç gelen hafta Bakanlar Kurulu’ndan meclise aktarmayı tasarlıyor. UBP’li bakanların tavrı, kısa sürede belirleyici olacak.
Eski bakanlar ters düştü…
Türkiye’den KKTC’ye Su Temini Projesi çalışmaları döneminde Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı yapan Hakan Dinçyürek ile Hamit Bakırcı farklı görüşlere sahip. Dinçyürek, suyun yönetiminin KKTC’nin yetkili organlarında kalmasını gerektiğini savunarak bakanlık döneminde bununla ilgili Koordinasyon Kurulu kurup, yasa çalışması yaptıklarını hatırlattı.
Dinçyürek’ten önceki kabinede Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı görevini yapan Hamit Bakırcı ise alt yapı olarak ülkenin suyu yönetmeye hazır olmadığını ve bu nedenle su yönetimini KKTC’nin yetkili organlarının yapmasının doğru olmayacağı görüşünde.
Çakıcı: Suyu biz yönetmeliyiz
TDP Lefkoşa milletvekili Mehmet Çakıcı, su konusunun Kıbrıs’la ilgili olduğunu ve bu nedenle bunun yönetiminin ülkede yapılması gerektiğini savundu. Çakıcı şu ifadeleri kullandı:
Su yönetimi Kıbrıs’a gelen su ile ilgilidir ve dolayısıyla Kıbrıs ile ilgilidir. Tabi ki buradaki yöneticiler tarafından ve buradaki yerel yönetimler tarafından yönetilmesi gerekmektedir. Bu bizimle ilgili bir konudur ve burası başka bir ülkenin toprağı değildir. Bizim topraklarımızda olduğu için bizim halkımızın bizim demokrasimizin ve buna bağlı kurumlarının yönetmesi lazımdır. Başka bir karar mercii bu anlamda doğru değildir. “Kıbrıslılar bunu yönetemezler”, “Kurumlarını, Kitleri batırdılar” gibi söylemlerle “Bunu da batıracaklar” gibi bir yaklaşım doğru değildir. Bu gün dünyada örneğin Türkiye’de her şey iyi mi yönetiliyor. Kıbrıs’ta da iyi yönetilen şeyler var, kötü yönetilen şeyler var. Ayni şekilde de Türkiye’de de kötü yönetilenler var, iyi yönetilenler. Dolayısı ile bu suyun yönetimi Kıbrıs Türk halkı tarafından yapılmalıdır. Onun kurumları tarafından yönetilmelidir. Doğru olan budur. Yanlış varsa da burada düzeltilmesi gerekir.
Albayrak: Zaten hükümet programında yer alıyor
CTP-BG Mağusa Milletvekili Arif Albayrak, bu konudaki tavırlarının tartışmalı olmadığını söyledi ve CTP olarak başından beri ne söyledilerse de hükümet programına onun girdiğini hatırlattı. Ancak hükümet ortaklarının ayni konuda farklı fikir beyan ettiğini kaydeden Albayrak “Hükümet ortağımızdan farklı açıklamalar geldi. Siyasetin bu oynak ve kaygan zemini üzerinde bugün hassas konularla da değişebilme ihtimalini düşünerek ümit ediyorum kurultaya yönelik geçici bir hezeyandır da daha sonra bu yüzden sırf hükümet bozmak gibi bir durumla karşı karşıya kalmak zorunda kalmayız. Bu toplumun artık gazete manşetlerindeki sansasyonları okumak yerine ülkedeki istikrara dair güzel şeylerin beklentisi vardır. Siyasilerin de aslında görevi budur. Gündemi, basını icraatlarla, yasalarla meşgul etmemiz gerekiyor. Ancak bakıyorum ki popülarite hep böyle sapma gösteren konularda oluyor. Bu beni üzüyor. Sağduyunun galip geleceğini düşünüyorum. Özel bir şirket su konusunda bir ülkede bu denli yetkili olursa ciddi tehlikeler doğurur bu” ifadelerini kullandı.
“Hükümet krizi yaşanabilir”
Albayrak “Bir kısım insan Türkiye’den medet bekleyerek ona şirin görünmek adına bu yolu seçerse hükümet krizi olabilir” dedi ve sürekli olarak uzaktan birilerinin ülke siyasetine karışıp buna da bazı kişilerin müsaade ettiğini söyledi.
Çeler: Tartışmaya bile gerek yok
TDP Girne Milletvekili Zeki Çeler, “Suyu biz yönetebilir miyiz” sorusunun bile gerçekten aşağılayıcı bir soru olduğunu söyledi ve bunu bile konuşuyor olmanın gerçekten Kıbrıs Türkü’nü Kıbrıs ve Türk İdaresi’ni de aşağılamak anlamına geldiğini belirtti. Çeler, “Biz eğer ki suyu bile idare edemeyeceksek her şeyi kapatalım bitsin bu iş kime isterlerse devretsinler” dedi ve su yönetimini işin erbabı olan kişilere bırakmamız durumunda yönetmede hiçbir sıkıntı yaşanmayacağını vurguladı.
Töre: Özelleştirilmesi gerekirse özelleştirilecek
UBP Lefkoşa Milletvekili Zorlu Töre Türkiye ile oturup bu konuyu ciddi bir şekilde görüşmek gerektiğini söyledi ve buradaki Su İşleri Dairesi ve Belediyeler Birliği ile de uzmanlar eşliğinde bu konunun tartışılması gerektiğini savundu. “Su özelleştirilemez diye bir düşünce tarzı doğru değildir” diyen Töre, “Bizde Kıb-Tek özelleştirilemez dendi ama elektrik kurumunun bu gün geldiği durum belli. KTHY geldiği durum belli. Geçmişte bu Kit kuruluşlarında çok büyük problemler yaşandı. Bunları da dikkate alarak Anavatan Türkiye’den gelecek suyun en iyi şekilde dağıtımı nasıl yapılabilir ve dağıtımı yapıldıktan sonra da tahsilat nasıl daha iyi yapılabilir bunları ciddi bir şekilde değerlendirmek gerekir. Su bizimdir biz yapacağız diyenler daha önce bu su temin projesini hayır oyu kullanmışlardır. Türkiye’den su gelmesine karşı çıkmışlardır. Ama şimdi bakıyorum su bizimdir. Türkiye’den gelen suyu sahipleniyorlar. Ben onlara afiyetle bu suyu içiniz diyorum. Önce karşı çıktınız sonra sudan önce siz içeceksiniz elinizi yüzünüzü buz gibi su ile yıkayacaksınız. Ama su Türkiye’den geliyor. Kıbrıs Türk halkı da bu sudan hem tarımsal anlamda hem de içme ve kullanma suyu anlamında ciddi şekilde yaralanacaktır. İyi ki anavatan Türkiye var” şeklinde konuştu.
Bakırcı: Suyu yönetmek için hiçbir şey yapmadık
UBP İskele Milletvekili ve Çevre ve Doğal Kaynaklar eski bakanı Hamit Bakırcı, suyu yönetmek için hiçbir şey yapılmadığını söyledi ve olayın sadece suyun çeşmeden akması olmadığını kaydetti. Suyu yönetmenin ve kullanmanın adadaki bütün ilçelerin hakkı olduğunu ifade eden Bakırcı, “Siz doğru bir şekilde yönetim uygulayacak kapasiteye sahip değilseniz o zaman yönetemezsiniz. Yönetmemeniz en doğrusu” dedi. Bakırcı, kendisinin bakanlık görevini yürüttüğü süre zarfında suyun en doğru şekilde nasıl kullanılabileceğini yani kanalizasyon, gölet yönetimi gibi alt yapıları nasıl oluşturacağımız konusunda çalıştığını ve üniversitedeki uzmanlardan görüş aldığını hatırlattı.
“13 mühendis istihdam edilmeliydi”
Bakırcı, bu suyun yönetimi için 13 farklı alanlarda görev yapan mühendisin istihdam edilip, Maliye Bakanlığı’nın bunun için bütçe ayırmış olması gerektiğini söyledi. Ancak bunlardan hiç birinin yapılmadığını söyleyen Bakırcı, “Biz bu konuda sınıfta kaldık” dedi.
“Olaya daha bilimsel bakmalıyız”
Bakırcı, su denilince akla ilk gelenin çeşmeyi açtığında akması olmaması gerektiğini söyledi ve şu ifadeleri kullandı:
Su denilince ilk akla gelen çeşmeyi açtığımda bana gelen su… Olay o değil. Sadece evlere iş yerlerine getirmek değil. Ondan çıkan atıkları değerlendirmek, gerekli alt yapıyı oluşturmak gerekiyor. Proje 4- 5 yıldır bilinen bir proje… Bu günler gerçekleşeceği biliniyordu. Alt yapı ile birlikte bunları hepsini yapmak lazım. Şimdi su geldi. Diyoruz ki, biz yöneteceğiz. Peki nasıl yapacağız. Belediyeler diyor ki birlik kuracağız. Kaç tane belediye batık durumda değil. Kaç tane belediye yapabilecek. Belediyeler suyu para kaynağı olarak görüyorlar. Şu bir gerçektir ki su hiçbir zaman satılabilir bir madde olmamalı. Suyum doğru şekilde kullanılması ve geri dönüşümü olmalıdır. Olaya bilimsel bakmak lazım… Bunlar hep sorun sıkıntı. Bütün belediyelerin alt yapıları doğru dürüst değil.
Erçal: Başından beri ayni şeyi söylüyoruz
CTP-BG Güzelyurt Milletvekili Hüseyin Erçal, CTP-BG’nin başından beri suyun yönetimi ile ilgili ayni görüşü savunduğunu ifade etti ve suyun özerk bir şekilde yönetilmesi gerektiğini söyledi. Yani siyasetten uzak bir yapı ile yönetilmesi gerektiğini kaydeden Erçal, ancak belediyelerinde kullanacakları su için ödeme yapmaları gerekeceğini belirtti.
Dinçyürek: Biz yönetmeliyiz
DP-UG Mağusa Milletvekili Hakan Dinçyürek, Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı olduğu dönemde de Türkiye’den KKTC’ye gelecek suyu KKTC’nin yetki organlarının yönetmesi gerektiğini söylediğini hatırlattı ve şimdi de ayni fikirde olduğunu belirtti. Ancak yönetimin başka işletmenin başka bir şey olduğuna işaret eden Dinçyürek, “Alt yapı kurulur ve yapıyı işletmek için ihaleye çıkılır” dedi.
“Bütünlüklü bir çözüm bulmak gerekir”
Dinçyürek, kendisinin bakanlık görevini yürüttüğü dönemde Koordinasyon Kurulu kurulduğunu ve bu kurulda sudan sorumlu bakanlığın müsteşarının, Jeoloji ve Maden Dairesi, Su Dairesi, Çevre Dairesi, Tarım Dairesi müdürlerinin ve yerel yönetimden sorumlu müdürlerle Belediye Birliği yetkililerinin yer aldığını söyledi. Bu doğrultu da adadaki suyun tamamının nasıl yönetileceği konusunda Su Yasası hazırlandığına dikkati çeken Dinçyürek şu şekilde konuştu:
Bu yasa Türkiye’den gelen suya ilave olarak bizim ülkemizdeki yer altı suları, yüzey suları ve su drenaj kaynaklarındaki yağmur sularının bütünlüklü olarak nasıl yönetileceğini içeriyordu. Suyun yönetimi bu kurul tarafından planlanarak belli bir disiplin altına yapılması sağlanacaktı.
“600 milyon TL daha yatırım yapılması gerek”
Dinçyürek, kendi bakanlık döneminde ortaya koyduğu iki vizyon olduğunu hatırlatarak bunlardan bir tanesinin her hanedeki çeşmelerden 24 saat kesintisiz ve basınçlı su akması ve diğerinin de her su damlasının etkin kullanılması ve geri dönüşümün sağlanması olduğunu belirtti. Hakan Dinçyürek şu ifadeleri kullandı:
Bizim Bakanlığımız döneminde ortaya koyduğumuz bir vizyon vardı ve bu vizyon iki bacaktan oluşuyordu. Birincisi KKTC’de her haneye 24 saat kesintisiz su akması ve ikincisi de ada genelinde kanalizasyon sularında yapılacak geri dönüşüm ile elde edilecek suyun tarımda kullanılması. Çünkü suyun her damlasını etkin kullanmak istiyorduk. Bunun için o dönemde bir hesaplamam yaptık ve 600 milyon ekstra bir paraya ihtiyaç vardı. Bu yatırımı en iyi şekilde kamu yararına yapabilecek imkanların ortaya konması lazım. Bunlardan bir tanesi de yap işlet devret modeli. ;Ancak yönetimi KKTC yetkili kurumlarında olmalıdır.
“Yatırım yapıldıktan sonra ihaleye çıkılmalı”
Yatırım yapılmadan ihaleye çıkılmasının KKTC halkının suya kavuşmasını geciktirebileceğini hatta imkansız hale getirebileceğini kaydeden Dinçyürek, bu nedenle devletin kendi ihtiyaç ve hedeflerini doğru belirlemesi gerektiğinin altını çizdi. Dinçyürek, bu hedefleri belirleyip fizibilitesini çalışmak gerektiğini söyledi ve bunu hayata geçirecek finansman kaynaklarının da ortaya konulması gerektiğini savundu. Kendi bakanlık görevi döneminde 13 mühendisin bu amaçla istihdam edildiğini kaydeden Dinçyürek, “Su İşleri Dairesi için devletin mühendis istihdam etmediği düşünülürse bu önemli bir adımdır” dedi.
































