Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Müşavirlik kalktı diyen var mı?

Sosyal medyada sürekli gözüme ilişir. Hükümete: “Ne yaptınız bugüne kadar?” diye soran olursa, cevap: “Müşavirliği kaldırdık ya!” olur, büyük çoğunlukla.

Dileyen sorsun ve ne cevap alacağını görsün. Denemesi bedavadır. Büyük ihtimalle bu cevabı veren partililerin de yaşananlardan haberi yoktur. Siyasilerinden böyle duydukları için bunun böyle olduğuna inanmaktadırlar.

Ne yalan söyleyeyim, düne kadar ben de bunun böyle olduğuna inanmıştım.

Dün, gerçeğin böyle olmadığına hem şahit hem de emin oldum!

 Bu hükümet zamanında görevden alınıp evde oturan çok değerli insanlarla sohbet ettim. Acı gerçeği gördüm, duydum, hissettim.

Gözüme, kulağıma, duygularıma mı inanayım, yoksa size mi?

Seçim öncesi, sallamalar ve demlemelerde, bunun böyle olmayacağı, onlarca kez her alanda yazılıp söylenmişti. Müşavirlik kaldırılacaktı!!! Kendi dönemlerinde de değil üstelik. Geçmiş dönemde yaratılan müşavirlere de görev verilecekti. Durum bu kadar iddialıydı.

Bu söylem “Hükümet Sözü” başka bir deyişle “Hükümet Programı”na da girerek, kürsüde okunmuş ve akabinde bu okunanlara istinaden, güvenoyu alınarak göreve başlanmıştı.

4’lü Koalisyon Hükümet Programı aynen şöyle diyor: “Müşavirlik statüsü kaldırılacaktır. Hali hazırda müşavir statüsüne sahip kamu görevlilerinin hangi dairelerde hangi görevleri üstleneceklerini belirleyecek çalışma yapılacak ve ilgili kişiler göreve başlatılacaktır. Görev kabul etmeme veya kabul edip yapmama halinde mevzuattaki yaptırımlar uygulanacaktır.”

Bu kadar açık ve net! Kimse en azından bundan böyle ifadesini de kullanamaz! Program; bundan önce de yaratılan müşavirlere, görev verileceği anlamı taşıyor.

Çoğu müşavir de inanıp, kendilerine verilecek bu kutsal görevi bekliyor! Ne görevmiş bu görev!

Kimisine; 2019 Bütçesine ödenek koyduk, bina yapıp, sizi orada size yakışır bir şekilde göreve başlatıp, tecrübelerinizden yararlanacağız denilmiş.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın bile engel olamadığı bu kokuşmuş sistemin dev çarkları, pervasızca çalışıp, insanları işe yaramaz bir halde “bunalıma” sürüklüyor.

Kamusal hafıza da toplumsal hafıza gibi zedeleniyor. Örseleniyor ve kaybediliyor.

Biri gidip bir başkası gelince de bir şeylerin değişmeyeceği gerçeği tokat gibi yüzümüze çarpıyor.

Statükoyu başka yerde arayanlar yanlış adrese müracaat ediyorlar. “Yıkılacak!” dedikleri statükoyu, kendi içlerinde ve kendi elleriyle ya bilerek ya bilmeyerek yaşatıyorlar.

Sorulması gereken sorular çok basit!

Göreve geldiğinizde, önünüzde bulduğunuz mevcut müşavirlerden (yandaş atamaları hariç) kaç müşavire ve nerelerde görev verdiniz? Bu insanlar mutlu mu? Verim alıyor musunuz? Evde oturanlar oldukça, müşavirlik kalktı diyen var mı hala daha?