Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Neresine baksan memleket

Nereye baksan Kıbrıs.

Bir buçuk asır ötesine kadar uzanıyor.

Kök aynalar, çeyiz sandıkları, eski masalar ki eski köy kahvehane masaları dahil, pirinç karyolalar…

Hangi köşesine baksan uzun bir yolculuk; Kıbrıs’ta Kıbrıs’ın içine doğru.

Kendinizi o eski evlerin avlusunda, odalarında bulmak mümkün.

El değirmenleri, ahşap radyolar, boro’lar, Osmanlı dönemine ait kıyafetler, hasır sandalyelerin çeşidi, eski tablolar, eski su küpleri, taş sütunlar…

Hepsi Kıbrıs’a dair…

Daha önceleri de uğramıştım yeniden uğrayıp gördüm; zaman tüneline girdim sanki…

Ergün Pektaş uğraşıp durmuş, eski mesleklerini terk ederek Kıbrıs’a dair etnografik ürünleri toplamaya başlamış.

Hedef bir müze kurmaktı.

2005 yılında ilk adım atıldı ve bu günlere gelindi.

Kuşkusuz birçok kişi burasını biliyor ve zaman zaman da ziyaret ediyor.

Devletin yapamadığını bir kişi tek başına başarmış.

Öyle ki konu ile ilgili Rum ziyaretçiler de şaşkınlıklarını belirtmekten geri kalmıyorlar…

“Kıbrıs Özel Etnografya Müzesi”  Şht. Ecvet Yusuf Caddesi üzerinde bulunuyor Lefkoşa’da.

Zaman zaman meraklı ziyaretçiler olsa da genellikle ilgi az!

Yetkililer bir şey düşünüyor mu bilmiyoruz; turizmciler bunu kendi ilgi alanlarına alırlar mı, yoksa aldılar mı bilmiyoruz…

Sıklıkla olmasa da bazı okulların öğrencilerini buraya ziyarete getirdiklerini öğrenince, bundan sevinç duyuyor, umutlanıyoruz…

Bir oda köy kahvehanesine dönüştürülmüş.

Üstünde toprak su testileri.

Su da içilirdi şarap da içinden.

Ahşap radyolar sanki Ankara radyosuna ayarlanmış da Nureddin Selçuk’tan şarkılar çalmaya devam ediyor.

Ya da az sonra Aliko ile Caher başlayacak; sesleri kulaklarınızda.

İki eski piyanoyu görünce, tuşları üzerinde hangi parmakların nağmeler ürettiğini düşünürsünüz ister istemez.

Bir yatak odası dolabında yün yorganlar sıralı durmakta ki o yorgancıları anımsarsınız birden bire hani pamuk atmaları gösteriye dönüşürdü.

Koltuklar neneden kalma çocukluğunuzu ararsınız.

Bir köşede duran bir çocuk arabası alır sizi Lefkoşa sokaklarına götürür.

Hani o yüksek, yaylı ve şemsiyeli çocuk arabaları ki her çocuklu evde vardı bir zamanlar…

Değerli dostumuz Ergün Pektaş büyük bir işe imza atmış.

Bu, aslında bir armağan.

Kıbrıs kimliğine ve kültürüne vurulan bir mühür.

Geleceğe armağan edilmiş geçmişten bir hayat…

Kahve içme bölümünde bir şömine yanar.

Böyle havalarda o Kıbrıs koltuk ve sandalyelerine yaslanıp kahve içmek… Sade… Köpüklü…

Yanınızda ahşap bir radyo mırıldanmakta; az parazitli…

Neresine baksan,

Tepeden tırnağa memleket…