Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Söylemler eskidi… Reel politikayla uyuşmuyor…

CTP Dış İlişkiler Sekreteri ve milletvekili Armağan Candan ile AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu Ankara’da Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından düzenlenen “Doğu Akdeniz’deki Jeopolitik Gelişmeler ve Kıbrıs” konulu toplantıda biraraya geldiler ve konuşma yaptılar.

 

Olayın bence en önemli boyutu, Kıbrıs’tan iki siyasinin birlikte Ankara’da bulunmaları ve bir panele katılmaları…

Onun dışında söylenenlerin, dilek ve temenniden öte pek bir anlamı yok.

Armağan Candan, çözüm konusunda herşeyin hazır olduğunu, geriye sadece siyasi irade kaldığını söylüyor.

Kiprianu da benzer şekilde “Armağan beye katılıyorum. Uzun bir vakte gerek yok, kısa zamanda çözülebilir. Önce siyasi bir karar alabilmemiz gerekiyor. AKEL olarak bizler tutarlı bir şekilde ilerleyeceğiz. Crans Montana’da bırakıldığı yerden devam edilmesi gerekiyor.  İki toplumunun liderlerinin de BM Genel Sekreteri’nin çağrısına cevap vermesini destekliyoruz ve ancak bu noktada çözüme ulaşabileceğimizi düşünüyoruz” diyor.

Diyor da, reel politika böyle demiyor…

İşte İsrail basınından gelen son açıklama.

İsrail, Mısır, Lübnan’la yapılan anlaşmalardan sonra, Yunanistan ve Güney Kıbrıs doğal gazı götürecekleri İtalya’yla da boru hattı anlaşması imzalamışlar.

Ve tabii, East Med denilen bu projenin baş destekçisi de AB…

Proje yeni değil, şu ana kadar da 100 milyon dolar harcanmış zaten.

İşte reel politika bu. Yani gerçekler…

Guterres Belgesi bunu nasıl çözecek. O gariban bir belge. Oysa oyun global, gelişmiş dünyanın çıkarlarını ilgilendiriyor.

Ne diyor Anastasiadis, ‘gazın gelirini paylaşırız, ama nereden nereye taşınacağında söz hakkınız olamaz’. Öyle kalkıp, ‘yok canım Türkiye’den taşınsın, daha fizibl olur’ falan deme şansınız yok.

Strateji çizilmiş, adımlar atılmış, paralar yatırılmış.

Var mı elinizde bunu bozacak bir koz?

Türkiye de bölgede aramalar başlatıyor.

Yeterli mi?

Peki Türkiye de gaz bulursa ne olacak?

Bence öncelikli olan konu budur.

Armağan Candan’ın dediği gibi, masada Kıbrıs’ın iç meselelerine dair konuşulmayan kalmadı.

Ama Kıbrıs meselesi artık sadece yönetim, güç paylaşımı, garantiler, asker falan mıdır?

Kiprianu TEPAV konuşmasında “Barış ve işbirliği için Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye’nin ortak hedefi olmalıdır” diyor.

Şu son gelişmelere bakıp da böyle bir işbirliğinin gerçekleşme olasılığı ne kadar?

Bugüne kadar devam eden minvalde bir yeni süreç başlasa da, bu hedefe ulaşabilir mi?

O zaman gerçekçi olacağız.

Ve ne yazık ki, bu gerçeklik, beni korkutuyor.

Kiprianu konuşmasının bir yerinde özetle şöyle diyor; “ABD’nin ‘güya’ bölgedeki rejimlerin demokratikleşmesini amaçlayan ve on yıllardır yürürlükte olan Yeni Orta Doğu Planı, kaos, istikrarsızlık ve kan getirmiştir”…

Bunları söyleyen biri Kıbrıs’ın geleceğini nasıl görmez? Dahası halihazırda sürüklendiği yeri?

Ne yazık ki, güç ve para Kıbrıslı Rumların gözünü bağlamış, freewheel gidiyorlar.

Cumhurbaşkanı Akıncı da, Boğaziçi Konferansında, muhtemel çözümün bölgeye istikrar getireceğinden söz ediyor.

Oysa artık konuşulan istikrar, boruların istikrarı, petrolün, doğal gazın istikrarı….

Bunun için barışa gerek duymuyorlar ki…

 

YERİN KULAĞI VAR

KAFALARINDAKİ ÇÖZÜM:

Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Politis gazetesine verdiği röportajında Rum lidere “ hangi çözümü istediğinizi söyleyin” çağrısında bulundu. Vallahi 50 yıldır benim gördüğüm Rumların adada bir çözüm konusunda pek de niyetli olmadıklarıdır. Onların kafasındaki çözüm modeli, ne federasyon, ne konfederasyon ne de başka bir şeydir. İstedikleri adanın mutlak sahibi, bizlerin de azınlık bir toplum olarak idarelerinde yaşamamızdır…  Bunca yıl bunu açıkça söylemedikleri için müzakereler sürdü gitti. Ama şimdi yavaştan yavaştan söylemeye başladılar.

 

OTURUN VE TARTIŞIN:

Bakıyorum da hükümetin çıkarmak istediği son emirnameye karşı çıkanlar, genelde iş çevreleri ile bunlardan beslenen birkaç kişi daha. Neymiş efendim zoraki yapılmak, dikte ettirilmek isteniyormuş. Kardeşim bakanlık defalarca bu konuyu taraflarla bir araya gelip konuşmuş, tartışmış. Elinde cop kimse bunu kabul edeceksiniz da demiyor. O zaman bu kargaşa, bu tepki niye. Oturun ve hatalı gördüğünüz yerleri tartışın. Ama belli ki birilerinin tatlı karına dokunulmuş, ortalığı ayağa kaldırmaya çalışıyorlar…

 

KİBARCA REDDETTİ:

UBP miletvekili Zorlu Töre’nin “cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayım” açıklamasına Genel Başkan Tatar’dan kibarca red cevabı geldi. Tatar BRT’de, Töre’nin adayım açıklamasına karşı, “kendi fikri, bunun kararını parti yetkili oraganları tartışıp verir. Şu an için gündemimizde böyle bir konu yok” diyerek tartışmaları kapatmayı uygun gördü…

 

HAKSIZ MILAR:

Turizm istatistiklerinde, İngiltere’deki soydaşların gelişlerinde düşüş olduğu görülünce yazmıştım, onlar zaten Larnaka’dan geliyorlar diye. Kıbrıs gazetesi rakamlarla doğruladı. İyi de yapıyorlar. Bizim Turizm Bakanı da fiyatların düşeceğini umardı, “sefer sayıları artınca bilet fiyatları da düşecek” falan diyordu. Bu sözünün üzerinden bir yıldan fazla süre geçti. Bırakın ucuzlamayı, daha da pahalılandı…

 

44 YILDIR BİTİREMEDİK:

1974’ün üstünden 44 yıl geçti ama Maraş’ın ganimetlerini hala bitiremedik anlaşılan. Birisi uzman çavuş 2 kişi Maraş’tan çaldıkları eşyaları bir Rum’a satarken suçüstü yakalanmışlar. Düşünün aradan geçen onlarca yıla, harabeye dönen evlere rağmen, hala para edecek eşyalar bulunabiliyor demek ki kapalı Maraş’ta….

 

HER GÜN ET Mİ:

Tabipler Odası, haftada bir gün sakatat, diğer günler kırmızı et tüketilmesini öneriyor. Demir eksikliği için şartmış. Demek ki, toplumca demir eksikliğine mahkumuz. Neredeyse dünyanın en pahalı etinin üretildiği bu ülkede, önerilen şekilde beslenmek mümkün müdür? 2 bin 620 liralık asgari ücretli ayda kaç defa et alabilir ki?…

 

 

 

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “Bir sokağın suç bölgesine dönüşmesi tek bir pencere camının kırılmasıyla başlıyor.
O tek camın kırılmasına seyirci kalmayacaksınız. O tek camın kırılmasına izin vermeyecek, hesabını soracak, bunu da herkese göstereceksiniz. En aydın, okumuş, varlıklı kesimler dahi kendi başına buyruk yaşıyorsa…Bir bahanesi varsa herkesin, kendi ayıbını meşrulaştırıyorsa…Sonuç bu olur. Cam kırıklarına basar yürürsünüz, kırık ‘canlar’ üzerine inşa edilmiş, paramparça bu ülkede”…

 

 

DİPTEKİLER

Erhan Arıklı: Haddini aşıyor ve bunu hep yapıyor. İçişleri Bakanlığı’nın doğu bölgesi için hazırladığı emirname için şöyle söyledi dün Meclis’te, “Amaç, Kıbrıs Türk topraklarını Rumlara peşkeş çekmektir”. Artık bunun yorumlanacak bir tarafı yok. Yazıklar olsun. Bu Meclis bunu da gördü ya…