Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Zeka profili erken yaşlarda desteklenmelidir

Zeka erken yaşlarda desteklenmelidir yoksa gelişme engellenmiş olur ve istenilen becerilerin sonradan geliştirilmesi zorlaşır. Hayatın ilk yılları zeka gelişimi için çok önemli. Bu nedenle aile eğitimine ve okul öncesi eğitime çok fazla önem verilmelidir.

Çoklu Zeka Kuramı’nın kurucusu Prof. Dr. Howard Gardner de ‘Zihnin Çerçeveleri, Çoklu Zeka Kuramı’nda küçük yaştaki çocukların bilişsel süreçlerinin daha yaşlı bireylerin kullandığı bilişsel süreçlerden farklı olduğunu belirtir. O, bireyin entelektüel potansiyelinin hayatın çok erken bir döneminde, bebeklikte dahi belirlenebileceğine inanmakta.  Bebeklik döneminde, bireylere belli şemaları öğrenme ve tanıma fırsatı verilip, bunları hatırlama kapasiteleri gün be gün ölçüldüğünde, entelektüel güçler ve zaaflar daha açık biçimde kendini göstereceğini belirtir.

Örneğin uzamsal alanda güçlü becerilere sahip bir birey kendine gösterilen şekilleri tanımayı, düzenlemeleri değiştirildiğinde bile bu şekilleri belirlemeyi, sonraki  denemelerde ya da sonraki günlerde gösterildiklerinde aralarındaki küçük farklılıklar bulmayı çabucak yapacaktır, diyor.

Gardner zeka profilini erken yaşlarda belirlemenin en temel gerekçesinin, bireyin yetenekli olduğu entelekütel alanların istediği hızda gelişmesini sağlamak olduğunu belirtir. Bu da ılımlı düzeydeki entelektüel becerilerin desteklenmesi fırsatını da yaratacaktır.

Sonrasındaysa okulöncesi dönemde bireyin entellektüel profilini zengin ve güvenilir yollarla belirlemenin mümkün olduğunu vurgulamaktadır. Gardner’e göre zeka profilini bu yaşlarda belirlemenin en iyi yolu, çocukları motive edici buldukları etkinliklerle buluşturmaktır.

Gardner şimdilik insanlarda Sözel/Dilbilimsel, Mantıksal/Matematiksel, Bedensel/Kinestetik, Görsel/ Uzamsal, Müzikal/Ritmik, Sosyal/Bireylerarası, Özedönük/Bireysel ve Doğa Zekası olmak üzere sekiz farklı zeka türü mevcut olduğunu belirtir.

Çocuk okulöncesi formal kurumlara başlayana kadar ve özellikle ilk iki yılda aile çocuğa zengin bir kültürel ortam oluşturmalı. Ona konuşulmalı, hikayeler ve masallar anlatılmalı, doğa gezintileri yaptırılmalı, bol ve çeşitli müzik parçaları dinletilmeli ve onunla birlikte şarkılar söylenmeli, değişik şekillerle oyunlar oynanmalı, değişik sosyal ortamlara sokulmalı, kendisinin hoşuna giden ve neler yapmak istediği ile ilgli sohbet edilmeli. Bütün zeka alanları ile ilgili etkinlikler içerisine sokulmalıdır.

Okulöncesi eğitimde de aynı öğretim statejisi bu kez formal olarak izlenmelidir. Okulöncesi eğitim iyi vatandaş yetiştirme yolunda ilk formal eğitim kurumudur. Bu nedenle daha önce ailede olanaksızlıklar yaşayan çocuklara da aynı şansı sunmak için vardır. Gerçi ilk iki yılda olanaksızlıklar yaşayan çocukların zeka profilleri bundan fazlasıyla etkilenecek ve telafisi de mümkün olmayacaktır.

Devlet bu konuda  önlem almalıdır. Tüm vatandaşlarının zeka profillerinin istenilen düzeye getirilmesi için çocuklara belki de doğduğu andan itibaren katkı yapmalıdır. Örneğin şekiller içeren oyuncaklar, onlara okunacak hikaye ve yerel masal kitapları gibi bir set hazırlanıp verilebilir. Olanaksızlar yaşayan aileler de bu sayede çocuklarının zeka gelişimine katkı sağlayabilir.

Okulöncesi dönemde ise yöneticiler aynı sorumlulukla zeka profillerinin gelişimine odaklanmalıdır. Şimdiki gibi ilkokul öğretimi benzeri öğretimden vazgeçilmlidir. Çocukların sıraya konması, sıralara oturtulup onlara dersler anlatılmasından, kağıtlar verilip boyama yaptırılmasından uzaklaşılmalıdır.

Okulöncesinde çocukların var olan zeka profillerini daha da geliştirecek etkinlikler düzenlenmelidir. Dışarıya çıkılmalı. İplerden, tahtalardan oluşacak ve çocukların çıkıp inecekleri, müzik aletleri ile donanık odalarda zaman geçirecekleri, çok değişik renkli boyalar, sanat etkinlikleri yapabilecekleri, özel bölmelerde yalnız kalabilecekleri, diğer bireylerle sosyalleşecekleri etkinlikler ve doğa gezileri düzenlenmelidir.

Böylece Gardner’in de belirttiği gibi, her bir çocuğu motive eden ve hoşlanarak yaptıkları bol ve seçenekli etkinlerin neler olabileceği görülebilecektir. Bu sayede de her çocuğun biyolojik olarak doğuştan getirmiş olduğu zeka profili daha da geliştirilmiş olacaktır. Öte yandan zayıf olduğu zeka alanları da belirlenmiş olur. Böylece her çocuğun zeka profili de desteklenir ve geliştirilir. Şimdiki geleneksel okulöncesi eğitimle zeka profillerine hizmet edilmesi çok zordur. Hatta sınıfa hapsolunmuş okulöncesi ile daha da zordur.