KKTC’de cinsiyete dayalı şiddetin dozu gün geçtikçe artıyor. Son olarak Nigar Teyfik Erhalk’ın eşi tarafından öldürülmesi ile son 8 yılda erkekler tarafından öldürülen kadınların sayısı 17’ye yükseldi
BU YIL İLK: Nigar Teyfik Erhalk, bu yıl KKTC’de cinayete kurban giden ilk kadın oldu. Son 8 yılın istatistiklerine göre, en çok kadın cinayeti ise geçen yıl işlendi. 2017’de 5 kadın erkek şiddetinin kurbanı oldu

ATAERKİL DÜZEN: Psikolojik danışman Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez: Kadın cinayetlerinde katillerin hep erkek olması ne şaşırtıcı ne de rastlantı. Kadına yönelik aile içi şiddet erkeklerin ataerkil düzeni sürdürmek için kullandıkları en etkin araçtır
CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ: Doç. Dr. Sökmez: Kadına yönelik şiddetin kaynağında toplumsal cinsiyet eşitsizliği var. İşyerinde, siyasette ve evde kısacası yaşamının her alanında eşitsizlik yaşanıyor. Kadınlar basit gerekçelerle şiddet görüyor
CİNAYETLER ARTIYOR: Doç. Dr. Sökmez: Kadına yönelik fiziksel şiddetin en marjinal noktası kadın cinayetleri. Kadın cinayetleri artmakla birlikte KKTC’de bir elin parmaklarını geçmediği için toplumda istenen duyarlılığa ve tepkiye ulaşılamadı
Eniz ORAKCIOĞLU
2010-2018 yılları arasında kadınları hedef alan ve en yakınlarındaki erkekler tarafından işlenen cinayetlerde 17 kadın yaşamını yitirdi. 8 yılda en çok kadın cinayeti ise 2017’de 5 kadın cinayet kurbanı oldu. ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Program Koordinatörü Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez, ülkemizde meydana gelen kadın cinayetleri ve kadına şiddet üzerine Havadis’e açıklamalarda bulundu
Kadına yönelik şiddet konusu ile ilgili en çok üzerinde durulan konunun fiziksel şiddetin en marjinal noktası olan kadın cinayetleri olduğunun altını çizen Sökmez, Kadın cinayetlerinin sayısı artmakla birlikte bu konunun KKTC’de bir elin parmaklarını geçmediği için toplumda istenen duyarlılığa ve tepkiye ulaşamadığını belirtti.
En çok kadın cinayeti 2017’de
KKTC’de kadın cinayetleri bir türlü son bulmuyor 2017 yılı sonunda 16 kadın cinayetti kayıtlara geçerken, 2018 yılının ilk kadın cinayeti de eşi Nigar Tevfik Erhalk av tüfeği ile vuran İbrahim Erhalk’ın işlediği cinayet oldu. Böylelikle ülkemizde 8 yılda 17 kadın cinayet yaşlandı. 2010’da 1, 2011’de 2, 2012’de 1, 2013’de 1, 2014’de 3, 2015’de 2, 2016’da 1,2017 yılında 5 ve 2018’de 1 kadın cinayeti yaşandı.
Sökmez: Katillerin hep erkek olması şaşırtıcı değil
Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez, Kadın cinayetlerinde erkeklerin hep katil olmasının şaşırtıcı ya da tesadüf olmadığını belirterek, bu cinayetlerin cinsiyet temelli şiddet olarak tanımlana bileceğini söyledi. Bir kadına sırf kadın olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde etkileyen şiddetin kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet olduğunu vurgulayan Sökmez, bu nedenle kadınların katillerinin hep erkekler olmasının ne yazık ki şaşırtıcı ya da tesadüf olmadığını ifade etti.
“Şiddetin dozu gün geçtikçe artıyor”
Ataerkil toplum yapısından kaynaklanan asimetrik güç ilişkisinin kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin gün geçtikçe dozunu arttırdığının altını çizen Sökmez, TC uyruklu erkek katillerin KKTC uyruklu erkeklere göre daha çoğunlukta olmasının ise ataerkil yapının Türkiye’de daha yaygın ve kabul görür olmasından kaynaklandığına dikkat çekti. Geleneksel cinsiyet rollerinin pekiştirildiği toplumlarda kadına yönelik şiddet eğilimlerinin arttığını söyleyen Sökmez, kadına yönelik aile içi şiddetin erkeklerin ataerkil düzeni sürdürmek, itaat sağlamak ve süregelen güç dengesizliğini korumak için kullandıkları en etkin araç olduğunu vurguladı. Sökmez, KKTC’deki 2017 yılında meydana gelen 5 kadın cinayetinin çoğunun nedeni olarak gösterilen kıskançlığın ise yine erkeklerin kıskançlık bahanesiyle kadınları sürekli kontrol altında tutma isteğinin en uç noktaya ulaşması sonucu meydana geldiğini söyledi.
“Şiddetin kaynağı toplumsal cinsiyet eşitsizliği”
Kadına yönelik şiddetin kaynağında toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğuna dikkat çeken Sökmez, Kadına yönelik şiddetin en önemli sebebinin toplumsal yapıdaki erkek egemen ideoloji oluşturmak olduğunu kaydetti. Sökmez, Erkek egemen ideolojinin hem şiddetin oluşmasına zemin oluşturduğunu, hem de kadınların yardım almalarını engelleyerek şiddetin sürmesine izin verdiğini söyledi.
“Kadın yemeği yaktı diye şiddete maruz kalabiliyor”
Dünyanın dört bir yanındaki kadınların işyerinde, siyasette ve evde kısacası yaşamının her alanında eşitsizlik yaşadığının altını çizen Sökmez, Kadına yönelik şiddetin altında yatan asıl unsurun da bu eşitsizlikten ve kadına yönelik geleneksel ve hiyerarşik tutumdan kaynaklandığını ifade etti. Kadına yönelik tutumu liberal ve eşitlikçi olan toplumlarda kadına yönelik şiddet suçunun daha az görüldüğünü söyleye Sökmez, geleneksel cinsiyet rollerinin pekiştirildiği toplumlarda ise kadına yönelik şiddet eğiliminin arttığını sözlerine ekledi. Kadınların “yemeği yaktığı”, “cinsel ilişkiyi reddettiği” ya da “kocasının kurallarına uymadığı“ için fiziksel şiddet görebildiğini belirten Sökmez, kadına yönelik şiddetle mücadele mekanizmalarının toplumsal cinsiyete duyarlı bir bakış açısı ile tanımlanması, kadın hak ve özgürlüklerine eşitlikçi bakış açısı ile ilgili farkındalığın arttırılması gerektiğini savundu.
“Dünyadaki kadınların yüzde 35’inin şiddete maruz”
Kadına yönelik şiddetin yalnızca KKTC’nin değil bütün dünyanın sorunu olduğunu vurgulayan Sökmez, En son Dünya Sağlık Örgütü’nün 2013 raporuna göre de dünyadaki kadınların yüzde 35’inin şiddete maruz kaldığının belirtildiğini söyledi. Yaklaşık olarak her üç kadından birin şiddet mağduru olduğunu sözlerine ekleyen Sökmez, Raporda kadınların Afrika’da yüzde 36.3’ü, Amerika’da yüzde 29.8’i, Avrupa’da yüzde 25.4’ü, Güneydoğu Asya’da ise yüzde 37.7 ‘si eşleri tarafından şiddete maruz kaldığı belirtildiğini ifade etti. Sökmez, dünyanın her tarafında şiddetin kadınlar için evrensel bir sorun olarak ortaya çıktığını belirtti.
“Kadın cinayetlerinin sayısı artıyor”
Kadına yönelik şiddet konusu ile ilgili en çok üzerinde durulan konunun fiziksel şiddetin en marjinal noktası olan kadın cinayetleri olduğunun altını çizen Sökmez, Kadın cinayetlerinin sayısı artmakla birlikte bu konunun KKTC’de bir elin parmaklarını geçmediği için toplumda istenen duyarlılığa ve tepkiye ulaşamadığını belirtti.
“Kadınlar psikolojik şiddete de maruz kalıyor”
Kadınlar fiziksel şiddet dışında yaygın olarak cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddete de maruz kaldıklarına dikkat çeken Sökmez, Ataerkil cinsiyet bakış açısının ürünü olan ve toplum içinde yaygın olarak kullanılan “Karı gibi gülme, Karı gibi araba kullanma, karı tribi atma, kız gibi konuşma” söylemlerinin psikolojik şiddetin göstergesi olduğunu vurguladı. Sökmez, Çok bağırma, korkutma, küfür veya hakaret, aile ve arkadaşlarla görüştürmeme, kıskançlık bahanesiyle sürekli kontrol altında tutma, tehdit etme ve şantaj yapma gibi eylemlerinde psikolojik şiddet olduğunu ve fiziksel şiddet kadar kadınlarda ruhsal tahribat yaratığını aktardı. Fiziksel ve cinsel şiddet kadar piskolojik şiddet hakkında da toplumu bilinçlendimek ve farkındalığı artırmanın şiddetle mücadelenin önemli bir mihenk taşı olduğunu söyleyen Sökmez,”Kadına yönelik şiddeti önlemek ve gereken toplumsal dönüşümü sağlamak için, kadın ve erkeğin ayrıştırıldığı, kadınlığın aşağılandığı söylemlerden vazgeçmelidir. Bu noktada özellikle siyasetçilerin ve topluma rol model olan sanatçıların kullandığı dil çok önemli bir yere sahiptir” dedi.
































