Girneden 12 metrelik tekne ile kaçmaya çalışırken yakalanan Fetullah Gülen’ciler, gözlerin yeniden Kıbrıs’a çevrilmesine neden oldu.
Kıbrıs’ta, Gülen yapılanması çok eskilere dayanmaktadır.
Bir dönem yoksul ve çalışkan çocukları dersanelerinde eğiten Şule dersanesinin birçok çalışanı, organik olarak Gülen yapılanmasının parçalarıydı.
Bu okullardan, Türkiye Üniversitelerine gönderilen ÖĞRENCİLER, şimdi hangi alanlarda, hangi işlerde çalışmaktadırlar.
Bunların % kaçının hala, Feto yapılanması ile ilişkisi kalmıştır.
Kuzey Kıbrıs’taki öğretmen yapılanmasının içine sızmaya çalışan bu kişiler, birçok okulda mevziler kazanmışlardı.
Son dönemlerde adaya gelen Sivil Savunma ve Teşkilat bakanlığı şu anda FETO davalarından tutuklu olmaları, bir tesadüf değildir.
Bu komutanların yanında çalışan alt rütbelilerin ve sivil işlerde çalışanların % kaçı, komutanlarından etkilenmiştir. Bu konudaki veriler hala açıklanmamıştır.
Bu arada, Bet Ofisleri ve kumarhanelerde kontrolü ellerinde bulunduran Feto mensuplarına daha dokunulmamıştır. Bu elemanların para hareketleriyle ilgili çalışmalar, kısa bir dönem, Türkiye basınına yansımış, ancak SİHİRLİ BİR EL, bu yayınları durdurmuştu.
KKTC siyasi yapılanması içerisinde olan FETO’cuların rahat rahat ortalıkta gezmesi, aldatıcı bir görüntüdür.
Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisinin, 2 ay önce yapmış olduğu FETO ile ilgili açıklama, Feto’culara yönelik operasyonun adım adım artarak geleceğinin habercisiydi.
Feto’cu sermayenin, KKTC içerisinde 4 milyar dolar civarındaki bir sermayeyi denetlediği ve Feto operasyonun bu sermayeye yönelmesi durumunda, KKTC ekonomisinin çökeceğiyle ilgili bir rapor, Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin elindedir.
Türkiye’li yetkililer, bu sermayeyi denetleyenlerin gücünden oldukça rahatsızdır. Ancak, bu sorunu çözerken, KKTC ekonomisini yok etme sonucunun doğabileceğinden endişeli oldukları için, rahatlıkla operasyon yapamamaktadırlar.
FETO cu yapılanmanın özellikle eğitim alanındaki kollarından şimdiye kadar sadece belli özel yurt yöneticileri tasfiye edilmiş, bu yapılırken, süreç halktan ve basından gizlenmiştir.
Eğitim alanında, ÖZEL ÜNİVERSİTELERE uzanmak, sancılı bir süreci tetikleyeceğinden, üst kesimlerde, bu konuyu farklı ve gürültüsüz bir şekilde çözme yönünde belirli çalışmalar yapılmaktadır.
Fetocu yapının ekonomik alanda tasfiyesinde adımlar atılması durumunda, mevcut bankalardan ÜÇÜNÜN, hızla çökme aşamasına gideceği bilgisi, üst düzey politikacılar arasında konuşulmaktadır.
Gerek üretim, gerek eğitim gerekse, kumar sektöründe etkili olan Feto’cu yapı, Kıbrıs Türk ve Türkiye arasındaki ilişkileri de zehirlemektedir.
Kuzey Kıbrıs’ta bir dönem çok etkili olan politikacıların ve daha sonra onların yolundan giden siyasilerin, NEREDEN BULDUN yasasına tabii olmaları durumunda, ortaya çıkabilecek bilgiler, toplumu da derinden sarsabilecek potansiyele sahiptir.
Gazete manşetlerine çıkan Sterlin Hesapları skandallarının içinde FETO’cuların bulunduğu, bilinen, ama işleme konamayan acı gerçeklerdendir.
Kıbrıs’taki Feto yapılanması operasyonu, ancak Türkiye’nin etkin çalışmalarıyla ileri götürülebilir.
Gerisi, boş bir hikayedir.
































