Yemek masalarının tarihi 16. Yüzyıla kadar uzanır.
İlk kez o yüzyılda ayakları yüksek, etrafına oturup yemek yenilen masalar yapılmıştı…
Manipülasyonun ustası Hollywood’tur…
İsa’nın marangoz olduğu söylenir.
“İsa’nın Çilesi” adlı filmde, İsa, ayakları yüksek bugünkü yemek masasının bir örneğini yaparken gösterilir.
O sahne aracılığı ile medeniyetin İsa ile başladığı mesajı verilmek istenir; çaktırmadan Hıristiyanlık dini medeniyetle eşleştirilir!
…
Bazı kaynaklara göre yüksek ayaklı masalar eski Mısır medeniyetinde yapılıyordu.
Ama bunların yemek masası için mi yoksa başka nedenlerle mi kullanıldığı açık değildir…
…
Yemek masaları 16. Yüzyılda Avrupa’da evleri süslemeye başlamıştı.
Yerde oturarak yemek yeme dönemi kapanıyordu o yüzyıllarda.
Matbaa gibi yemek masalarının da Osmanlı’nın elinde tuttuğu topraklara çok gecikmeli olarak 19. Yüzyılda girdiği söylenir.
Buna rağmen günümüzde yerde yemek yeme adeti bazı bölgelerde sürüyor…
…
Bir yabancı gezgin Kıbrıs’a geldiğinde bazı evlerin içinde tabanda kazılmış bir çukurluk görmüştü, evin ortasında.
Yemekler o çukurca yerde yeniliyormuş…
…
Yemek masasında yemek yeme adetinin Kıbrıs’ta hangi tarihlere denk düştüğünü bilemiyoruz.
Adaya İngilizler gelmezden önce bugünküne benzer yüksek ayaklı, etrafına sandalyeler dizilip yemek yenen yemek masaları var mıydı?
İngilizlerden sonra dönemine göre ileri medeniyetlere ayak uydurulmaya çalışıldığı bir gerçekliktir.
Sarayönü’nde bulunan Osmanlı Kıraathanesinde vakit geçirip laklak eden dönemin aydınları yavaştan fesi atıp şapka giymişlerdi İngiliz’in adaya getirdiği etkilerle ki Anadolu’da henüz sarık, fes ve buna benzer şeyler kullanılıyordu, değişim için vakit henüz erkendi…
…
İnsanlıktan yana olan güzel şeyler bulaşıcıdır; ihtiyaçtır.
İnsanlık yararına olan bir şey, dinine, ırkına, adetine, geleneğine bakmaksızın kullanılır hale gelir.
Lamba gibi, cep telefonu gibi, internet gibi…
…
“Gavur icadı” denip birçok şeye hayret edildiği dönemler geride kalmıştır.
Şimdi internette, cep telefonlarında, TV’lerden din yayılmacılığı yapılıyor!
…
“Biz Türk milletiyiz, demokrasimiz de Türk tipi demokrasi olsun” diye yola çıkarsanız durmadan duvara toslamak mümkündür.
Öyle ki, evlere buzdolabı girdi diye övünür hale gelir, kıraathane kurmayı “gelişme” olarak gösterirsiniz
Fesler kıraathanelerde atılmıştı!
Şimdi internet koyacaklarmış da öyle yaysınlar yaymak istediklerini!
…
Şu “İyilik evleri” de izlenmeli.
Bakalım nedir ne değildir!
İyi insanların olduğu yerdesiniz! Nedir bu?
Aklınızda kötülük mü var?
…
“Demir tavında dövülür” derler.
Örnek olarak “Bir Türk dünyaya bedeldir” sözü döneminde değerlendirilebilir ama günümüzde bunu şiar edinebilecek hiçbir neden olamaz.
Bir zamanlar dünyanın gücü olan Roma’da “bin Romalı 10 bin Persliyi yok eder” sözü göğüs kabartıcıydı.
Bunu artık tarih kitaplarında okuyabilirsiniz…
…
Bir video’da ilkokul çocuklarının başları bağlı görünüyordu.
Bu özgürlükmüş!
O zaman masaları da kırın!
Boynunuzdaki kravat da ne?
































