“Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken, seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim?”
…
Yukarıdaki sözler ünlü yazar Franz Kafka’ya ait.
O sözler de sevdiği kadın Milena Jesenka’ya dair yazılmıştır…
…
Mutsuz bir aşktı…
…
Kafka’nın hayatı bilinir.
Mutsuzluklar ve acılarla dolu.
Kendi iç dünyasında yapayalnız bir hayat süren yazar, aşkta da yalnızlık ve acılar yaşamıştır.
Genç denecek bir yaşta, 41 yaşında ölmüştür.
Önce vereme, sonra kansere yakalanan Kafka, yaşayamadığı bir aşkı da beraberinde götürmüştür…
…
Geriye eserleri kaldı…
Bu eserlerin dünya edebiyatına kazandırılmasında en yakın arkadaşı Max Brod’un rolü vardır.
Kafka kendisi yaşarken neredeyse bazı eserlerinin yayınlanmasından bile hoşlanmıyordu.
Yazdıklarını bir yere koyamıyordu bir türlü; önemsiz sayıyordu ancak buna rağmen ölene kadar yazmaya devam etmişti.
Bazı eleştirmenlere göre Kafka yazdıklarını kendisi için yazıyordu…
…
Milena Jesenkaya’nın sonu da dramatik bitmişti.
Gazetecilik yapan ve sosyalistlerin yanında yer alan Jesenkaya evliydi.
Onun asi ruhu önce otoriter babasına karşı şahlanmış daha sonra sosyalistlerin yanında kalem oynatmıştır.
Bu yüzden Nazilerin hedefiydi.
1944’te Nazi kamplarında hayata veda etmiştir.
Kafka onu “koca denizin dibindeki minik taşı sever gibi” seviyordu…
…
Bazan bir insanın hayatı, geriye bıraktığı eserlerden daha çok etki bırakabiliyor.
Bu yüzden roman tadındaki biyografik eserler yazın dünyasında haklı bir yer tutarlar…
…
Bir yazar, Jesenkaya’nın Kafka ile birlikte anılmasına karşı çıkar.
Onun hayatı bitmeyen mücadelelerle sürüp gitmiş, Nazi kamplarında son bulmuştu.
Başlı başına bir kişilikti.
Birçok çeviri yazıları ile kendi eserleri bulunan Jesenkaya için “anarşist” derler.
Kafka ile aşk yaşarken çok ufak bir meseleden dolayı ondan uzaklaşmıştı.
Bir gün Kafka bir dilenciye çok küçük bir para vermiş hatta o paranın üstünü de istemiş.
Bunu gören Jesenkaya, Kafka’nın “pinti” olduğuna kanaat getirip, zengin bir babanın kızı olan ancak maddi dünyaya önem vermeyen biri olarak Kafka’dan o gün uzaklaşmış, kendisini sevmeyen kocasına sığınmıştı.
Kafka ise ölümle uğraşırken bile bütün kalbiyle onun yanındaydı.
Hatta doktoruna kendisini öldürmek için yalvarması da Jesenkaya’ya aşkı yüzünden olduğu söylenir.
Ünlü yazar öldükten sonra dibi belli olmayan bir mücadelenin içine girmişti genç kadın.
Ancak Nazilerin pususundan kurtulamayacaktı.
Jesenkaya evlilikleri ile ne kadar hüsrana uğrasa da Kafka’yı gönlünde götürmesini bilmiş; Kafka tarafından kendisine verilen yazıları Brod’a ulaştırmasını becerebilmişti…
…
Diyeceğim,
Bazı hayatlar, verilen eserlerden daha çok iz bırakır…
































