Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Ölümden dönülmez”

 

Bir öyküde nene ile torun arasında şöyle bir konuşma geçer:

-“Tarih; görmüş geçirmiş bir kadına benzer diyor öğretmenimiz, gerçekten öyle değil mi büyük anne?

-“Gerçeği söylediği vakit evet. Çünkü yaşlılar, onlara benzetilen tarih gibi, yalan söyler kimi zaman…

Kralların, padişahların hüküm sürdüğü bir dünyada tarih denilen şey saraylarda yazılırdı.

Krallar, padişahlar, imparatorlar ölümsüzleşmek ya da adlarını tüm zamanlara bırakmak için tarihe yön verirlerdi.

Bu şekilde yazılan tarihlerin içinde Spartacus gibi köle hareketleri hariç, “Büyük insanlık” ın tarihi pek bilinmez…

Yaşlı kadının torununa söylediği gibi yalan tarih yazanlar da vardır…

Teoloji “tanrıbilimleri” demektir.

Türkçe karşılığı “ilahiyat” olarak belirtilir.

Din veya Tanrı üzerine “bilim” olur mu bilemiyoruz.

Bu işlerle uğraşanların gerçekten işi zor!

İncil, Kuran gibi gökten indirilmemiştir.

İncil diye bilenen “kutsal kitap” İsa’nın dört havarisi tarafından yazılmıştır.

Bu konuklarda bilimsel çalışma nasıl olur?

İsa’nın ölmüş birini diriltmesi tıp bilimi ile ilgili değil mi?

Kuran için de durum bu olsa gerek.

“Bilim”in izahı şu:

“Evrenin, evrendeki olguların ve olayların bir bölümünü ele alıp birtakım yöntem ve deney yolları kullanarak ve gerçeğe, gerçekliğe dayanarak birtakım yasalara ulaşan bilgi yolu, düzenli ve tutarlı bilgi.”

Dinde bilim olmaz herhalde, inanç olur…

Bir başka öyküde kullanılan bir söz oldukça çarpıcıdır.

Şöyle denir:

-“Erkekler dağdan dönerler, yalnız ölümden dönülmez.”

Doğrudur.

Herkes gittiği yerden dönebilir, bir tek ölümden dönülmez.

Dünyada kopan kıyametler bu gerçeğin göz önünde tutulmamasından kaynaklanır belki de!

Bütün anayasalarda “herkes gittiği yerden dönebilir, bir tek ölümden dönülmez” yazılsa…

Böyle bir deyiş,  mesela “Adalet mülkün temelidir” sözünden daha uyarıcı olur kim bilir.

Bir insan elbette sürekli ölüm korkusu ile yaşayamaz, ama sürekli gerçeği hatırlamasında, gerçekle yüzleşerek uyanmasında yarar vardır.

Yazımızda öykülerinden alıntılar yaptığımız yazar A. Angel Asturias şöyle der:

“Kabuslardan uyanılır, ama gerçekten değil. Gerçekten uyanan hiç kimse yok…”

Dünya bunun için bu halde olsa gerek…