Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

GERİDE KALANIN BOYNU KOPSUN…

Seçim yasaklarının da ötelediği “gündelik” yaşamımıza geri döndük işte.

Ben buna “her daim devam eden gündelik acı gerçeklerimiz” derim.

Birinci sırayı CAS çalışanları kaptı.

Başbakanlık önünde pek de zahmetli olmayan kısa süreli bir eylemden sonra CAS’ın devlet malı olmasını sağladılar.

CAS devlet malı olunca elbette çalışanlar da zımnen “devlet memuru” statüsü kazanacaklar.

Sonra da “KTHY çalışanlarına yaptığınız gibi bizi de devlet memuru yapın” deme hakkını elde edecekler.

Buraya yazdım, gün gelir yine yüzleşiriz CAS çalışanları da eninde sonunda “devlet memuru” olacaklar.

Sonra, tıpkı KTHY çalışanlarında olduğu gibi “ya bizim barem içi haklarımız ne olacak” diye kavga çıkaracaklar.

Ve bu kavga öyle sürüp gidecek.

Biz de maalesef bu kavgada çene yormaya, kalem tüketmeye devam edeceğiz.

Çünkü, bu statükoda  politikacının “eli mahkumdur.”

Ercan’da 80 küsur çalışan vardır ama hiçbir işleri yoktur.

Hiçbir işleri olmadığı için de maaşlarını dahi aylardır alamamaktadırlar.

Aslında batmış bir şirket çok uzun süredir ayakta tutulmaya çalışılıyor.

Kimse çalışanlara “kardeşim bu şirket battı, başınızın çaresine bakınız” diyemiyor.

Bunun için de CAS diye bir sorun ülke gündemini işgal ediyor.

Pek yakın bir gelecekte, muhtemelen önümüzdeki hafta arpa üreticileri, hayvan yetiştiricileri, portakalcılar ve benzerleri sıraya girecek.

Başkent Lefkoşa’da “renkli” görüntülerle eylemler düzenleyecekler.

Ve muhtemelen “haklarını” da alacaklar.

Çünkü mevcut hükümet de statükoya teslim oldu.

Statükonun çalışma şekli budur.

Statüko bu şekilde çalışır ve ilanihaye devam eder.

***

Diğer yanda vahşi ötesi kapitalizm dişlileri arasında on binlerce özel sektör çalışanını ezer.

Mesele şu açıdan örneklenirse daha anlaşılır olur;

80 çalışanı olan bir özel şirketin işleri kötü gitmeye başladı ve maaşları dahi ödeyemeyecek duruma düştü.

Ne yapması gerekir?

Aslında yapması gereken şudur;

Çalışanların tümünü, aileleri ile birlikte başbakanlığın önüne yığıp “bizi de devlete memur alınız” demektir.

Öyle ya CAS çalışanları ile özel bir şirket çalışanlarının arasında ne fark vardır?

Ya da özel şirket sahiplerinin “bize de para veriniz ve şirketimiz ayakta kalsın” deme hakkı vardır.

Para kazanmayan devlet kuruluşu olunca devlet onu fonluyor ama özel sektör kuruluşu olunca yüzüne bile bakmıyor.

Böylesi bir adaletsizlik olabilir mi?

***

İçinde yaşadığımız “statükoda” oluyor.

Bütün mesele devlete kapağı atmakta veya devletle ilişkilenmededir.

Geride kalanın boynu kopsun.

Statükonun on binlerce özel sektör çalışanına reva gördüğü budur…