Keşke bizde de seçimler oradaki gibi olsaydı!
Mesela “mükerrer oy” kullanmak için tezgahlar kurulsaydı…
Çuvallar dolusu sahte oy pusulaları ile pusu kuran parti çeteleri olsaydı…
Kimi yerlerde ahalinin sandıkları gözetlemesi engellenseydi, kimi yerlerde saldırılar düzenlenseydi, kimi yerlerde silahlar, bıçaklar konuşsaydı…
…
Keşke böyle olsaydı!
…
Propaganda çadırlarına, propaganda araçlarına saldırılar olsaydı…
Mesela bir aday tutuklu olsaydı, seçim propagandasını cezaevinde yapsaydı, propagandasını e-konferanslar düzenleyip, twit atarak idare etseydi…
Devletin resmi televizyonları ile radyoları keşke hiçbir adaya yer vermemiş olsaydı, sadece erk sahibinin borazanı olsaydı…
Keşke devletin tüm olanakları hükümet tarafından seçim için kullanılsaydı…
…
Keşke böyle olsaydı…
…
Keşke seçimler terör, terörist, hain, Rumcu, sahtekar, hırsız, yalancı gibi söylemler üzerinden yürütülseydi…
Keşke kimi belediye başkanları önceden görevlerinden alınıp yerlerine kayyum atansaydı…
Keşke devletin çalışanları ve öğrenciler miting alanlarına sürülseydi…
…
Keşke böyle yapılsaydı…
…
Burada vali yok ama keşke kaymakamlar kimi yerlerde miting alanlarını, ya da kimi yerlerde yapılacak televizyon programlarını yasaklasalardı…
Keşke herkes birbirinin ta bebekliğinden beri hayat hikayesini didik didik etmiş olsaydı, en ufak bir şeyi rakibinin aleyhine kullanmayı marifet saysaydı…
…
Olmaz mıydı?
…
Keşke silahları ıssız ormanlara gömüp sırası geldiğinde çıkarmayı düşünen insanlar olsaydı hatta bunları TV ekranlarından alenen anons etselerdi…
Keşke cümle tarikatlar meydana çıkıp, gazetelerde boy boy ilanlar verip falanca adayı destekleyecekleri yönünde dev ilanlar vermiş olsalardı…
…
Böyle olsaydı!
…
Diyanet işleri başkanı fetva verir gibi bir partinin yanında saf tutsaydı keşke ve Kızılay başkanı da geri durmasaydı bundan…
Kaymakamlar kendilerini ayaklık yerine koyup adayların mikrofonlarını tutsalardı…
Kaymakamlar, emniyet amirleri bir partiye çalışsalardı…
Hatta komutanlar apoletleri ile destek verselerdi bir lidere kahkahalar arasında…
…
Ne güzel olurdu!
…
Keşke buradaki YSK da maç devam ederken yeni kurallar getirmiş olup, binlerce oyla dengeleri bozabilseydi…
…
Keşke burada da “Atı alan Üsküdar’ı geçti” diyebilen bir reis olsaydı,
YSK kararlarına değil bir haber ajansının haberlerine göre bir hanay konuşması yapsaydı…
Keşke anayasa mahkemesi başkanı çay toplamaya olmasa bile, portakal atışmaya gitseydi en tepedeki siyasilerle…
Keşke yargıçlarımız “tek adam” bildiklerinin yanında ayağa kalkmış olsalar, düğmesiz cübbelerini iliklemeye çabalasalardı…
…
Keşke bir yargıç muhalefetin adayına twit atıp veryansın etseydi mesela…
…
Keşke burası da orası gibi olsaydı!
…
O zaman her şey ne güzel olurdu!
Demokratik, eşitlikçi, insan haklarına saygılı, kuvvetler ayrılığının tam manasıyla işlediği, hilenin, çalma ve çırpmanın olmadığı, dünyanın karşısına gururla çıkılabilecek hoşgörülü bir demokrasi olmaz mıydı?
































