Demek ki bugüne kadar 156 bayram sabahına açmışım gözlerimi… Bunların içindeki 20’i aşkın bayram da Rum’un sayesinde yaşadığım, sayesinde Kıbrıs Türk halkının telef olduğu, öldürüldüğü göçe zorlandığı “karanlık yılların” bayramlarıydı!”
Demek bayramlar da değişirdi sevinçlerden kederlere!
YA ötesi yılların bayramları? “Hep ayni günler için uyanmak uykulardan/ Hep sabah bir çürümüş umut atmak sokağa/ Hep ayni ayaklarla ayni ellerle kalkmak/ Hep ayni hizmetlerden başlamak her sabaha/ Hep ayni pencere hep ayni kapı/ Hep o tahta kanatlar içinden bakmak ufka…
HEP ayni bayramlar işte! Ve değişmeden kaderde, sürüp giden “çözümsüz” yaşamlar!”
******
NEYSE, biz işimize bakalım! Neydi esas işimiz? Tabi ki her sabah bayramlara uyanmak değil! Ne de aşklara, renklere, güzelliklere! Varken olmaz zaten! Varken doğuştan ve göbekten bağlandığımız ikizimiz Kıbrıs, başka “işimiz” olmaz!
Nitekim yarım asır sonra ve hâlâ ağaları ile atalarına, papazlarıyla kiliselerinden kalma idealarına Allah’ın kader diye kazıdığı o büyük alın yazısı “kadaralarında” boğulurken Anastasiadis… “24 Haziran’dan sonra Kıbrıs sorununda bazı gelişmelerin yaşaması olasılığını dışlamıyorum” dedi!
Pekala hemen ardından ne dedi TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: “Kıbrıs’ta hiçbir zaman taviz verilmeyecek!”
İŞTE anlayacağınız ve anlatacağınız “Kıbrıs siyasi sorunudur” bu! Yarım asırdır da bu minval üzere devam etmektedir! Ki yarım asırdır Türk’ü Rum’u, AB’si BM’leri, Amerika’sı Rusya’sı çözüm istemektedirler ama nanay!
*****
KIRAATHANELER: Türkiye 24 Haziran genel seçimlerine giderken vaatler konfetiler gibi savrularak uçuruluyor havalarda! Öyle de oldu muydu bini bir para etmiyor çünkü ne inandırıcılıkları var ne de akıl mantıkları!
Buna karşın “başkan adayları” ola ki muhaliflerimizin gerisinde kalırız kuşku ve korkusunda, “at martini Debreli Hasan yer gök inlesin” kabilinden, “vaatlerin” açık artırmasını yapıyorlar!
BUNLARDAN biri de Erdoğan’ın “kıraathaneleri!” Kahvehaneleri ilga edip yerlerine kıraathaneler açacak! Bu tasavvuru Türkiye’de “yeni bir ‘ilk” diye takdim ediyor seçmenine ve Türkiye halkına..
OYSA, Kıraathanelerin patenti, yaşayan son canlı varisi olarak hâlâ bendedir çünkü ilk kez uygulayan bizdik! Anlatalım:
Yıl 1960’lar falandır.. Kıbrıs Türk toplumun orta yerine, Türkiye’deki Türk Talebe Cemiyeti Başkanı ve her halde “fırtınanın kardeşi “bora” olmalı Celal Hordan düşer. Görevi Kıbrıs Türk halkını adam etmek için hizaya sokmaktır. “Hiza” ise disiplin ister! Ve Hordan Denktaş’ın Nalbantoğlu’nun büyük desteğiyle “Gençlik Teşkilatını” kurar!
Öteden beri yetişmiş en ehven, maliyeti ile yükü her zaman en ucuz “Hadi”lerden olduğumdan, beni de bu Gençlik Teşkilatı’nın yönetim kuruluna “ayvaz” gibi çalışmam için seçerler!
GÖREVİMİZ Mİ? Yok “tehlike” değil! Aksine “tehlikeli olan, tehlike saçan, korkutan bizdik! Önce “kocakarılarımızın” (ninelerimizin) çarşaflarını başlarından sıyırıp atarak girişiriz büyük ve ulusal görevimize! Bağırırlar çağırırlar direnirler ama… Başlar açılırken, çarşaflar sandıklara kaldırılır!
İkinci ve büyük görevimiz “milletin efendisi olan köylüyü eğitmektir!” Ekibi hazırlar, aramıza, Mağusa’nın vurucu ve dövücü güçleri olan rahmetlik Şemmedi ile Vural’ı ve Gaşot’u da alarak düşeriz Mağusa’nın köylerine! İlk durağımız “Avgaliya” yeni adı “Kurtuluş” köyü olur. Köylüyü kahvehanede toplar, tekmili veririz:
“Bakın ağalar beyler” diyerek de o büyük devrimin büyük heyecanında şöyle deriz: “Bundan sonra bu kahvede tavla, kâğıt yok!” Köylünün biri erken davranır ve sorar: “Ya ne var?”
“Okuma” deriz! Bundan sonra kahvehaneler “kıraathane” olacaklar! Kitaplarla dolu olacaklar! Kahvenizi çayınızı yudumlarken bir yandan da kitap okuyacaksınız!..
YAŞLICA köylünün biri, ne tarafa baktığını anlamakta güçlük çektiğimiz doğuştan şaşı gözleriyle her halde yüzümüze bakarak sorar: “Efendi ben okuma yazma bilmem ki?” Şaşırsak da “sen de bir köşede oturuver” deriz..
“Ne var ki bu “kıraathaneler” olayı yürümez, biz “büyük devrimcilere” karşı köylünün isyanı ile karşılaşırız. “Lokumuna tavla ile kâğıt oyunu da devam eder gider..”
Bu olay da tarihimize Celal Hordan’lı Gençlik Teşkilatı Kıraathaneleri hatırası olarak kazınır kalır… *****
NEYSE bayramın 1. gününü savdık savıyoruz! Allah isterse bugünkü gidicidir.. Üçüncüyü de uğurladıktan sonra, “bayram” dolayısıyla “dengesi” çoktan bozulan “köşemize” yeniden çeki düzen vererek, üzerine bindiğimiz alametle, kıyamete doğru yolumuza devam edeceğiz Allah isterse..
































