Biz kendi dertlerimizle ve kendi kendimizle debelenirken, dünyada 3 önemli gelişme oldu.
Televizyon kanallarının hakkını yemeyeyim çünkü takip edemedim ama bu 3 önemli gelişmenin sadece 1 tanesi 2 gazetemizin birinci sayfasında yer aldı. 1 tanesi hiç yer almadı. 1 tanesi de 2 gazetemizin dış haberler sayfalarında yer buldu.
Bu yazıyı yazmak üzere bilgisayarımın başına oturduğumda olayların üzerinden nerdeyse 24 saat geçmişti ve sosyal medya denilen cangılda bu 3 önemli olayla ilgili tek bir adet dahi yoruma rastlamadım.
Sosyal medyadaki “çok bilmişler” belli ki bu konulardan bir haberdirler.
Neyse, “dünyadan bir haber” olduğumuzu bir kez daha tescilleyen durumumuzla ilgili bu kısa özetten sonra gelelim esas konulara.
***
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Suriye’deki iç savaşın vardığı yeni durum nedeniyle milyonlarca Suriyeli’nin yeniden göç edebileceği uyarısında bulundu.
Türkiye’ye en az iki buçuk milyon yeni Suriyeli göçmen gidebilirmiş.
Eğer Birleşmiş Milletler’in bu öngörüsü gerçekleşirse zaten zor durumda olan Türkiye bir o kadar daha sıkıya girecektir.
Ve herkes emin olsun ki o Suriyelilerden yüzlercesi de bize gelecektir.
Şimdiden uyarmamın nedeni şudur; Hükümet, mültecilerle ilgili yasal düzenlemeleri hızlı bir şekilde yapmalıdır.
Konuyla ilgilenen sivil toplum örgütlerinin yakıcı uyarılarını dikkate almalıdır.
Yoksa yine çağdışı görüntülere tanıklık edeceğiz.
Hayatlarını kurtarmak için kaçmak zorunda kalan insanları hapse tıkacağız.
Üstelik çocuklarıyla birlikte.
***
İkinci önemli konu, Yunanistan ile Makedonya arasında yaşanan “isim savaşının” uzlaşma ile sonuçlanması oldu.
Her iki taraf da çok uzun yıllardır Büyük İskender’i ve Makedonya ismini paylaşamıyorlardı.
Yugoslavya’nın dağılması ile birlikte kurulan Makedonya Cumhuriyeti Yunanistan tarafından kabul edilmiyor ve dışlanıyordu.
Makedonya’nın Avrupa Birliği ve NATO üyeliği gündemde olmasına karşın Yunanistan’ın engellemesi nedeniyle üyelik gerçekleşmiyordu.
Şimdi iki ülke anlaşmaya vardırlar.
Makedonya ismini “Kuzey Makedonya” olarak değiştirdi.
İki ülkenin parlamentoları bu değişikliği onaylayacaklar ve Makedonya’nın önündeki engeller kalkacak.
Bazılarımız “Kuzey” eklemesini manidar bulabilir.
Fakat unutulmaması gereken nokta şudur: Bir anlaşma ancak uzlaşma ile olur.
Ancak o zaman uluslar arası hukuk devreye girer.
Yoksa zorla anlaşma dayatmak Amerika gibi küresel voyvodaların işidir.
***
Nitekim Amerika Kuzey Kore’yi zorla görüşme masasına oturttu ve nükleer silahlarla ilgili bir anlaşmaya imza atmak zorunda bıraktı.
Bu da üçüncü önemli gelişmeydi.
ABD Başkanı Trump ile Kuzey Kore Başkanı Kim tüm dünyanın şaşkın bakışları arasında biraraya geldiler, en sıkıştılar ve bir de anlaşma imzaladılar.
Her ne kadar Amerikan basınında “Kim, Trump’u kandırdı” mealinde yorumlar yapılıyorsa da Trump ilk kez uluslar arası alanda bir başarı elde etmiş oldu.
Bundan da çok mutlu olduğu anlaşılıyor ki kendi kendini över öve bitiremedi.
Kore Yarımadası ve bölge için nükleer tehlike ortadan kalkacak mı bilinmez ama ortada şöyle acı bir gerçek vardır:
Amerika, Trump’a rağmen hala dünyanın jandarmasıdır…
































