Gitgide içteki sosyoekonomik sorunlara daha çok batıyoruz! Bu nedenle eğer bir hatırlatan olmazsa siyasi sorunun tarafına bile bakmıyoruz.
Şu sıralarda Güney’de de yaprak kımıldamıyor. Geçen hafta komşudan işitilen ses “müzakereler konusunda BM’lerin harekete geçmesinin” beklendiğiydi..
Sn. Akıncı da kendini “içteki sorunlara odaklamış” gibi. Nitekim geçen haftaki “23 Nisan” konuşmasında “bölünme lüksümüz yok” dediydi de ne? Kesimler arası tartışmalardan mı söz ettiydi, yoksa ağzı olanın konuşurken, kendine göre “çözüm ve çareler ” üretmeye çalıştığına mı takılmıştı…
NE var ki söz konusu siyasi sorun yahut müzakereler oldu muydu “çözüm” konusunda hâlâ bir ulusal konsensusa varamadığımız gerçek! Bizatihi Cumhurbaşkanlığının tam yetkili ve sorumlu olduğu müzakereler sürecinde de “ayrı bir kamp!” Nitekim kaç zamandır “neler olup olmadığını öğrenemediğimizin” serzenişlerini koyuveriyoruz!
FAKAT geçen hafta bir heyetle Ankara’da Erdoğan ve Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ı ziyaret eden Meclis Başkanımız Uluçay’ın kırk dakikalık görüşmelerini önemsediğim için çok merak ettiydim.
Tabi köşemize yansıtacağımız açıklamalara ulaşamadık. Orada siyasi sorun yanı sıra sosyoekonomik sorunlarla ilgili bilgilendirme mi oldu yoksa son günlerde “artık öyle geldi böyle gitmeyecek” dendiğince yeni bir Kıbrıs çözümü “politikasının” üzerinde mi duruldu, öğrenemedik!
ANCAK vurgulamak gerekecektir: Rum’un şirretliği nedeniyle sonuçsuz kalan müzakerelere, bizim de rest çekip kendimizi rölantiye almamız çok yanlış olur! Tam aksine Güney’in üzerine gidecek yeni politikalarla canını sıkmak hatta korkutmak durumundayız! Şöyle ki “bu davayı kaybeden taraf değil, kazanan taraf olmak efkârında.”
Dolayısıyla bizim için Rumdan kaynaklı çözümsüzlükle geçip giden “kısır zamanları” artık kendi iç dinamiklerimiz ve Ankara ile birlikte siyasi aktiviteye dönüştürmeliyiz.
BUNU düşünürken elbette ki Meclis Başkan ve heyetinin Erdoğan ve TC Meclis Başkanı Kahraman ile o kırk dakikalık konuşmalarını “bundan sonrası” politikanın KKTC-TC ile birlikte saptanması gerekmektedir beklentilerinde önemseriz.
Kısaca siyasi sorunu soğutmamak gerekir.. Göstereceğimiz ilgi çözümsüzlüğü yenmenin elimizde olan tek “mücadele argümanıdır” bunu kullanmalıyız…
**********
İŞLERİN YAVAŞ GİTTİĞİ HAFTA!
1974’lerden öncesiydi.. Söyleyen de galiba Ankara’daki İngiliz büyükelçisiydi…
Yıllar önce Hürriyet gazetesinin üçüncü sayfası “vurdulu kırdılı, ölümlü, çalmalı” haberlere ayrılırdı. İşte o İngiliz büyükelçisi, “ben derdi Türkiye’nin ahvalini öğrenmek için önce Hürriyet’in üçüncü sayfasına bakarım!”
Ya biz? Toplumun vaziyeti umumiyesini öğrenmek için günlük gazetelerimizin 2. sayfalarından başlayarak ortalara kadar gidiveren resimli haberlerle, verilen türlü çeşitli vukuatları okuruz!
DÖRTLÜ koalisyon hükümetinin vaziyetleri nasıl öğreniyoruz ama? Yine gazetelerdeki o illegal kriminal haberlere bakıyoruz. Sayfalar hangi gün daha çok artmışsa haberleriyle, anlarız ki hükümeti alimiz yine “ne yapacağını” düşündüğünden “tefekküre” çekilmiş meydanda yoktur! Ha baktık da vukuatlar iki üç sayfaya sıkışmış, “hah” deriz. Hükümet uyandı iş yapmakta!
FAKAT böylesi “iş günleri” geçen hafta çok azdı! Mesela dövizde “tedbir aldık” falan dendi ama tutun ki ithalatçılara gümrüklerde az biraz nefes aldıracak pul parası iptallerine karşın çarşı pazarda her gün yukarı fırlayan fiyatlara dayanmak için multi milyoner olmanız gerekir. Yani hükümetin tedbirleri dövizde bir işe yaramadı!
MÜŞAVİRLER konusu geçen hafta da konuşuldu. İleride tümden ilga edilecek deniyor ama şimdilerde müşavirlere dokunmak mümkün değil. Verilmiş haklar var, çekip alamazsınız! Zaten dörtlü koalisyon hükümetinin de söylediğince tüm düzenlemelerle umut, yeni “kamu görevlileri yasasına” kalmış.. Kalmış da orada da hükümetin karşısına çıkacak olan sorun, “verilmiş hakların” geri alınamamasından doğacak sorunlar olacak.
NİTEKİM Tek Sosyal Güvenlik Yasası geçerken, geriye dönük olamadığından, durup oturması için tüm eski sigortalılarla kamu görevlilerinin emekliye çıkmaları bile yetmeyecek, ölmeleri beklenilecekti! Hâlâ da bekleniliyor! Ve ne oluyor? Ayni evsafta eski görevli ile yeni görevliler arasında maaşlar yönünden büyük anomaliler görülüyor üstelik kaçınılmaz! Yani çoğu zaman “reform” nitelikli yasalar da sorunlar yaratıyorlar…
BUNA karşın geçen hafta verilen bir haberi atlarsam haksızlık olacak! Müjdesini Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın verdiği habere göre artık vergi işlemleri online olacak.” Yani Vergi mükellefleri vergi ve gelirler dairelerine uğramadan “temin edecekleri kullanıcı adı ve şifreyle” yükümlülüklerini yerine getirecekler! (Burada “hadi takılayım” diyorum bu karara.J
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (ÇOK BEKLERSİNİZ!)
Ha ne diyorduk ama? Zorunlu oldukları halde zırnık vergi vermeyen vergi mükellefleri aslında vergi dairelerinin yollarını bile bilmezlerken (çünkü hiç kâr etmeden her yıl zarar ediyorlar) şimdi bekleyeceksiniz ki oturduğu yerden bilgisayarıyla kuzu kuzu online yaparak devletin kasasına oluk oluk vergi akıtsın. Ne diyelim? Hızır’ı Şerif’i görevlendirseniz bu iş nanay! Almasını beceremezsen kimseden zırnık vergi alınamaz!
Temel bir Tv. Yarışmasına katılmış, 1. gelmiş ama ödülünü eksik vermişler. Sorduğunda “vergiye kestik” demişler. Durumu avukatına anlattıkta “mahkemeye götür” demiş avukatı.
Ertesi gün karşılaştıklarında avukatı “ne yaptın demiş o işi?” “Vallahi demiş Temel mahkemeye götürdüm ama televizyonsuzluk da çekilmez, tekrar gidip geri aldım” demiş!
































