Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Yeni Yol”, Yeni Vizyon Olmalı…

Kıbrıs konuusnda hala daha konuşulmadık bir konu kalmış olabilir mi?

Bunun böyle olmadığını hem Türk tarafından, hem Rum tarafından müzakerelerin içinde olanlar söylüyor.

Kısaca kimin hangi konuda nerede durduğu, ne kadar ilerleyebileceği, ya da esneyebileceği ortadadır.

Yönetim, güç paylaşımından, toprağa, oradan garantiler ve asker konularına kadar her şey ama her şey defalarca görüşülmüştür.

Ve nihayetinde görülmüştür ki, bunca mesaiden çıkacak bir sonuç yoktur.

Neden?

Çünkü irade ve istek eksikliği vardır.

Türk tarafını bu konuda suçlayanları artık dinlemiyorum.

Zaten onlar da özellikle Türkiye’nin kendini ilgilendiren konularda, beklenenin çok üstünde bir esneklik gösterdiğinin fakındalar.

Geri bir tek tezleri kalıyor, daha fazla toprak…

Siz sanıyor musunuz ki daha fazla toprak talebi Rum tarafının birinci önceliğidir?

Hiç de değil.

Özellikle son Akıncı-Anastasiadis görüşmelerinde toprak konusu gündeme bile gelmiş değildir.

Tıkanma hiç de toprak konusunda olmamıştır.

Ama Türk tarafının esneklik gösterdiği her aşamada, karşı taraf başka bir bahaneyle işi yokuşa sürmüş, sonunda da bitirmiştir.

Ne formüller, ne formüller…

İşadamı olan, ABD’nin adamı da denilen Vassiliou’dan başlayın; Denktaş’la bir hukuku olan Klerides dönemini geçin; her ikisinin adı “çözüm için” birlikte anılan CTP ve AKEL liderleri Talat-Hristofyas sürecini; şimdi de referandumda her ikisi de “evet” diyen Anastasiadis-Akıncı dönemini gözden geçirin.

Çözüm aleyhtarlığını açık açık yapan liderlerin döneminden bahsetmiyorum bile…

İki iki daha dört.

Gelip gelip bir yerde tıkanıyor.

Ama aynı yerde değil ha…

Her seferinde bir başka yerde…

Şimdi Türk tarafının, yani müzakerecimiz Akıncı ve Türkiye’nin, “aynı yolu izlemek beyhude” açıklaması yanlış mıdır?

Kesinlikle değil.

Ben bu yeni yolu, anlaşmayı istemeyen tarafı, anlaşmaya motive edecek başka unsurları aramak olarak görüyorum.

Enerji konuları olabilir, ambargonun kaldırılmasına asılmak olabilir, başka ittifak arayışları olabilir.

Ama bizi hiç bir yere götürmeyeceği belli olan parametrelerle masaya bir elli yıl daha bağlı kalmak, olduğumuz yerde bir elli yıl daha saymamızı getirecektir. Başka bir sonucu olamaz.

Tamam, sonuçta istediğimiz, bu adanın iki halkının uzlaşmasıdır.

Bu hedeften hiç şaşmadan da yeni yol, daha doğrusu yeni politikalar izlemek mümkün.

Bakın, reddeden tarafa kim ne diyebiliyor…

Crans Montana’da yaptıklarının hesabını soran tek bir taraf oldu mu?

Biraz daha cesur, biraz daha insiyatif sahibi olmanın ne zararı var..?

İşe yaramaz kalıplardan kurtulmanın, Kıbrıs konusunda da yeni vizyon geliştirmenin zamanı değil midir..?

Sağı statükoculukla suçlayıp da, kendileri Kıbrıs konusunda artık işe yaramayan formüllerin peşinden gidenler, bir çeşit statüko aşığı olmuyorlar mı..?

 

 

YERİN KULAĞI VAR

BU NASIL İTTİFAK:

Aylardır ittifak diye diye aslında kendilerini kandırdılar. Şimdi ise herkes kendi yoluna gitmeyi tercih etti. Aslında doğru olan da ta baştan beri buydu. CTP ve HP’den sonra TDP de,  Lefkoşa, Girne, Güzelyurt, İskele, Yeniboğaziçi ve  İnönü Belediye Başkanlıkları için aday göstermeye karar verdi. En azından seçimlerden sonra birbirlerinin yüzlerine bakacak şekilde hareket etsinler…

 

YAPMA BE NİKO:

Kıbrıs Rum tarafının son 45 yıl boyunca Kıbrıs sorununda gerekli siyasi iradeyi gösterdiğini iddia eden Rum Yönetimi başkanı Anastasiadis, “mevcut durum asla Kıbrıs sorununun çözümü olamaz” demiş. İyi de biz elli yıldır bunu söylüyoruz. Ama her sıkıştığında masayı terk eden yine sen oluyorsun. Duyan da zannedecek, çözüm istemeyen Kıbrıs Türküdür…

 

ONLAR BİLE ANLAŞTI:

Yıllardır kavgalı olan Kuzey ve Güney Kore, Kore Yarımadasının nükleer silahtan arındırılması konusunda uzlaştı. Yıllardır deyim yerindeyse birbirleriyle “kedi-köpek” olan bu iki ülke 65 yıl sonra biraraya gelip anlaşabiliyorlarsa, biz bunu neden başaramıyoruz.  Biz mi beceremiyoruz, yoksa bizim dışımızda birileri engel mi koyuyor anlamadım…

 

O MASADA NE İŞİ VAR:

“Geçmişte, imza sahteciliği yapan ekibin uzantısı… Sınavları, mahkemece iptal edilen ekibin uzantısı… Sınav sorularını dışarıya sızdıranların uzantısı… İçki sofrasına meze olmuşlar” diye yazdı Hüseyin Ekmekçi.  Mağusa Belediye Başkanı İsmail Arter’in düzenlediği yemekten bir fotoğraf ile. Baş köşede Derviş Eroğlu ve hemen yanında “bağımsız” olması gereken Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Kamil Kayral. Siyasetin tavan yaptığı o masada ne işi var. Şimdi gel de KHK’nın bağımsız olduğuna milleti inandır…

 

YÜZLERCESİ TELEF OLDU:

Geçtiğimiz günlerde Tıp-İş Başkanı salgın hastalık tehlikesinden söz etmişti. Biz bu salgını beklerken, salgın hayvanlarda görüldü. Girne’deki hayvan barınağında başlayan salgın hastalık İskele’den sonra Lefkoşa’daki barınaklarda da görüldü. Hastalık nedeniyle pek çok köpeğin telef olduğu ve salgına neyin neden olduğu ise henüz öğrenilemedi…

 

LAVROV’A BAK: Niyeti, maksadı ne olursa olsun, söylediği doğru. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Kıbrıs müzakerelerinin güncelliğini kaybettiğini savunarak, “Söz konusu müzakereler gerçekleri ve Kıbrıs’ın mevcut uluslararası statüsünü yansıtmıyor” diyor. Bizim de dediğimiz bu…

 

DEVLET ARADAN ÇEKİLSİN ARTIK: Devlet artık sütçülükten, hayvancılıktan çekilmeli. Hem liberal ekonomi diyoruz, hem de sözde denge oluşturacağız diye sektörleri bitiriyoruz.  Bırak kardeşi serbest, sütçüyle, süt üreticisi kendileri düşünsün, piyasayı üretimin kendi şartları belirlesin. İşte hayvancılık bitmek üzere. Kaldırın bütün engelleri, bakalım ne olacak. Hem öyle olunca, hayvancılık sektörü partizanlıktan da kurtulacak.

ZİRVEDEKİLER

Sibel Siber(Meclis Eski Başkanı) :“Evet federasyon birbirini eşit gören toplumlar arasında yapılabilecek çok güzel bir model. Ancak 40 yıldır tartışılan bu federasyonda bugüne kadar hiçbir ilerleme olmamışsa ve her seferinde her lider tarafından Kıbrıs Rum tarafının federasyona hazır olmadığını açıklanmışsa ve Rum liderler de zaman zaman bunu telaffuz ediyorsa ‘Bir başka model düşünülebilir mi acaba?’ sorusunun tartışılmasının ne zararı olabilir?”…

DİPTEKİLER

Stella Kiriakidu (AKPM Başkanı): Türkiye’nin Taşınmaz Mal Komisyonu’nu,  KKTC’deki Rum mallarını, yasal sahiplerinden uzaklaştırmada “araç” olarak kullandığını öne sürerek, komitenin varlığından, Rum mallarıyla ilgili yükümlülüklerinden kaçmak hedefiyle, Kıbrıs sorununun çözüm çabalarını da baltalayacak şekilde, en kötü biçimde yararlandığını savundu… Ne yapsak yaranamıyoruz…